Volunteers distributing rice at a distribution center in Raqqa, Syria on April 26, 2013.

© 2013 Human Rights Watch

(New York) – İnsan Hakları İzleme Örgütü bugün yaptığı açıklamada Suriye’nin kuzeyinde, ciddi miktarda tıbbi, gıda ve diğer insani desteğe acil ihtiyaç bulunan muhaliflerin kontrolündeki bölgelere, Türkiye sınırına yakın olmasına rağmen yeterince insani yardım gitmediğini bildirdi. Örgüt Nisan 2013’te Rakka vilayetini, Aralık 2012 ve Nisan 2013 aylarında da Halep, İdlib ve Lazkiye vilayetlerini ziyaret etti.

İnsan Hakları İzleme Örgütü, Birleşmiş Milletler (BM) kuruluşlarının hükümet dışı örgütlerin sınır ötesi çalışmalarını genişletme çabalarını desteklemesi ve kendilerinin de aynı şekilde sınır ötesi operasyonlar yapması gerektiğine işaret etti. Ayrıca, BM Güvenlik Konseyi de sivillerin çektiği eziyeti hafifletmek için sınır ötesi yardım operasyonlarına ihtiyaç olduğuna dair net bir mesaj vermeli ve Suriye’nin bu operasyonlara izin vermesi için baskı yapmalıdır. Suriye hükümeti ve silahlı muhalif gruplar yasal yükümlülükleri doğrultusunda insani yardımların ihtiyaç duyan tüm sivillere hızla ve hiçbir engele takılmaksızın ulaştırılmasına izin vermeli ve bunu kolaylaştırmalıdır.

İnsan Hakları İzleme Örgütü Orta Doğu direktör vekili Nadim Houry, “Suriye’nin tamamında yardıma büyük ihtiyaç var, ama Türkiye sınırındaki yerleşim yerlerine neredeyse hiçbir yardımın ulaşmaması kaygıları artırıyor. Hükümetin izni olup olmadığına bakmaksızın, kuzeydeki topluluklara ulaşmak için daha fazla çaba sarfedilmesi gerekiyor” dedi.

BM İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi (OCHA), 7 Haziran günü ikinci altı aylık Suriye İnsani Yardım Müdahale Planını (SHARP) yayınladı. Suriye’deki insani yardım ihtiyacının karşılanabilmesi için bu planın uygulanması çok önemli; ancak uluslararası yardım muhalefetin kontrolündeki bölgelerde ağır ihtiyaç içinde bulunan binlerce kişiye de ulaştırılmalı. Suriye hükümeti Birleşmiş Milletler veya diğer insani örgütlerin, muhalefetin kontrolündeki bölgelere komşu ülkeler üzerinden yardım ulaştırmasına izin vermediği için, SHARP Planı sınır-ötesi yardımı içermiyor.

İnsan Hakları İzleme Örgütü, bağışçı ülkelerin Suriye’nin onayını beklemeden halihazırda Türkiye’den Suriye’ye yardım etmekte olan hükümet dışı örgütlere ikili desteği arttırması gerektiğini söyledi.

Nisan’da İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne bilgi veren Rakka şehri ve Tal Abyad’daki tıp uzmanları ve yerel yardım grupları tıbbi malzeme ve hastanelere sürekli elektrik için gereken jeneratörlerin bulunmadığını ve yeterli gıda yardımının da gelmediğini anlattılar. Hükümetin maaş ödemelerini kesmesinden bu yana hastanelerde doktor, hemşire ve tıbbi malzemeyle ilgilenen teknik ekip de bulunmuyor. Örneğin İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün Rakka Ulusal Hastanesi’ne yaptığı ziyaret sırasında, hastanede bulunan 298 diyaliz makinasından 15’i çalışmıyordu. Hastanenin 112 doktorundan yalnızca 25’i görev başındaydı. Hastane personeli İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne, Nisan ayında kuvözlere oksijen sağlayan jeneratörün bozulması yüzünden bir gün içinde dört bebeğin öldüğünü bildirdi.

Rakka vilayetindeki tıbbi ve insani yardım tedarikçileri İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne, bugüne kadar ağırlıklı olarak yerel kaynaklarla yürüttükleri hizmetlerin azaldığını ve dışarıdan desteğin olmaması sebebiyle yetersiz de olsa sürdürdükleri yardımı artık sona erdirmek zorunda kalabileceklerini anlattılar.

Suriye Şam’da toplanan ve daha sonra muhalefetin elindeki bölgelere götürülen “cephe-ötesi” yardımlara bir miktar izin verse de doğrudan komşu ülkelerden muhaliflerin hakimiyetindeki bölgelere “sınır-ötesi” insani yardımı onaylamıyor. Ayrıca hükümet, söz konusu “cephe-ötesi” çalışmalara da ağır bürokratik engeller koymuş durumda. Yardım kuruluşlarının temsilcileri, bürokratik engeller ve ülke çapında yaşanan güvenlik koşullarına ilaveten yardımları iletmekteki zorluklar nedeniyle Şam’dan muhalefet kontrolündeki bölgelere ancak sınırlı yardım ulaştırılabildiğini ifade ettiler.

22 Nisan’da, OCHA operasyonlar direktörü John Ging Suriye hükümetini, BM kuruluşlarının muhalefetin denetimindeki bölgelere sadece tehlikeli cepheleri geçerek girmesine izin verdiği için eleştirdi Gazetecilere beyanat veren Ging, “Bir çatışma bölgesinden geçmenize izin verilirken sınırdan geçmenize izin verilmemesinin ardında mantıklı hiç bir sebep yok … ama bunun bir sonucu oluyor: insanlar ölüyor” dedi.

Hükümet dışı kuruluşlar ve bölgede yaşayanlar, bazı sivil toplum örgütlerinin doğrudan Türkiye’den Suriye’nin kuzeyine bir miktar yardım ulaştırdığını söyledi. Ancak bu çabalar oldukça sınırlı ve yardım girişiminde bulunanlar arasında herhangi bir BM kuruluşu da bulunmuyor. BM’nin sınır-ötesi yardım ulaştırma girişimlerinde yer alması, yardım çalışmalarının koordinasyonunu iyileştirerek etkinliğinin artmasını sağlayacaktır.

BM Genel Kurulu’nun 8 Mayıs tarihli kararında “çatışmalardan etkilenmiş bütün bölgelere güvenli ve zamanında insani yardım ulaştırılmasının sağlanamaması” eleştirilerek Suriye hükümetine sınır ötesi insani yardım operasyonlarına izin vermesi çağrısında bulunuldu. Genel Kurul ayrıca tüm taraflara “Başta tıbbi tesisler olmak üzere Suriye Arap Cumhuriyeti’nin her yerinde,  ihtiyacı olan herkese insani yardım personelinin derhal güvenli, tam ve herhangi bir engele takılmaksızın erişimine izin verilmesi ve tarafların BM ve ilgili insani yardım kuruluşlarıyla tam bir işbirliği yaparak yardımın ulaştırılması için en uygun rotayı sağlaması” için çağrıda bulundu.

BM Güvenlik Konseyi’nin Suriye’ye sınır ötesi yardıma izin verilmesi yönünde çağrı yapan bir karar taslağı, büyük ölçüde Rusya’nın muhalefeti nedeniyle kabul edilmedi. Ancak 18 Nisan’da bağlayıcı olmayan bir açıklama yayınladı. Açıklamada “insani yardımının ihtiyaç duyulan yerlere en etkili şekilde, zaruri hallerde insani yardımla ilgili kılavuz ilkeler doğrultusunda sınır-ötesi yollarla ulaşımının kolaylaştırılması gerektiği de” vurgulandı.

Uluslararası insancıl hukuk kurallarına göre çatışmanın tüm tarafları sivil insani yardım personeline hareket özgürlüğü tanımalı ve onları her tür saldırı, taciz, sindirme ve keyfi gözaltıdan korumalıdır. Ayrıca taraflar, ihtiyaç sahibi sivillere insani yardımın hızla ulaşmasına ve engellenmeksizin geçişine de izin vermelidir.

Pek çok farklı silahlı grubun varlığı ve gereken güvenlik önlemlerinin alınmaması, muhaliflerin elinde bulunan bölgelere yardım ulaştırılmasını da zorlaştırıyor. Nisan ayında, Dünya Gıda Programı, faaliyete başladığı Aralık 2011’den bu yana 20’nin üzerinde depo, gıda kamyonu ve arabanın saldırıya uğradığını, ancak olayların hiçbirinde faillerin belirlenemediğini açıkladı. Söz konusu vakalardan birinde Hasaka vilayetine gitmekte olan üç yiyecek kamyonu, Der Zor vilayetinde silahlı bir grup tarafından durduruldu ve yiyecekler çalındı.

Silahlı muhalif gruplar, Suriye’deki muhalefet koalisyonunun da teşvikiyle, yardım kamyonlarının ve personelinin kendi denetimleri altındaki bölgelerden güvenli geçiş yapmalarına izin vermelidir. Suriye muhalefet koalisyonu, bağışçılar ve uluslararası kuruluşların desteğiyle yardım koordinasyon biriminin kapasitesini arttırmalı; böylece muhalefetin denetimindeki bölgelerde yaşayan ihtiyaç sahibi insanlara yardım ulaşmasını daha fazla koordine edebilir ve kolaylaştırabilirler.

“Kuzey sınırı yakınındaki Rakka vilayetinde bulunan muhalefet liderliği bölge nüfusuna belediye, sağlık ve insani yardım hizmeti sağlamakta zorlanıyor” şeklinde konuşan Houry, “İlgili ülkelerin temel sağlık, gıda ve diğer ihtiyaçların derhal karşılanması ve yardımların süreklilik kazanmasına yardımcı olmaları gerektiğini” de kaydetti.

Cephe-ötesi Yardımla İlgili Problemler
Haber kanallarından edinilen bilgilere göre, Dünya Gıda Programı (WFP) halihazırda Rakka vilayetine gıda yardımı ulaştırıyor, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) de Rakka sakinlerine yerel gruplar aracılığıyla ilaç ve malzeme sağlıyordu. Ancak 10 Mayıs günü WFP yetkilileri, “ülke içinde hareket etmede olağanüstü zorluklar yaşadıkları” için Şam'daki depolarından gıda dağıtımı yapmakta sıkıntı yaşadıklarını duyurdu lar.

18 Nisan'da insani işlerden sorumlu genel gekreter yardımcısı ve acil durumlar koordinatörü Valerie Amos, Güvenlik Konseyi'ne, BM kuruluşlarının cephe-ötesi operasyonları yürütürken karşı karşıya kaldığı zorlukları anlattı:

Bu yılın Şubat ve Mart aylarında yardıma en çok ihtiyacı olan 276 bin kişi hükümetin Suriye Arap Kızılayı'nın cephe-ötesi operasyonlarını sonlandırmasından dolayı fiili olarak yardımdan mahrum bırakıldı. Benzer kısıtlamalarla Rif Şam, Halep, Dara ve başka yerlerde de karşılaşıyoruz. Bunların tümü BM liderliğinde yürütülen cephe-ötesi misyonlardı, ama erişimin kısıtlanması sebebiyle ulaştırılan yardım, ihtiyacın çok altında kaldı... Ulaşımı zor olan bu yerlere yardım götürmemiz gerekiyor. Ve bürokratik kısıtlamalar yüzünden cephe-ötesi çalışmak zor. [BM Güvenlik] Konsey’in yardımın ulaştırılması için cephe-ötesi operasyonları da içeren alternatif yollar düşünmesi gerekiyor, çünkü çok sayıda kişi can veriyor.

İlgili diğer BM görevlileri de yalnızca sınır-ötesi yardım ulaştırmaya odaklanılmasının kısıtlayıcı olduğunu beyan ettiler. 31 Ocak tarihinde OCHA, “muhalefetin kontrolündeki bölgelerde yaşayan ihtiyaç sahiplerinin büyük bir çoğunluğuna ulaşamadıklarını” açıkladı ve “kaybedecek vakit olmadığına” dikkat çekerek acilen sınır-ötesi nakiller konusunda bir anlaşmaya varılması çağrısında bulundu.

Tıbbi Yardım Eksikliği

İnsan Hakları İzleme Örgütü araştırmacıları 22–27 Nisan tarihleri arasında Tel Abyad ve Rakka şehirlerindeki devlet hastanelerini ve her iki şehirdeki ihtiyaç sahibi ailelere gıda ve temel malzeme ulaştırmaya çalışan yerel yardım kuruluşlarını ziyaret etti

Türkiye-Suriye sınırında bulunan Tel Abyad'ın sakinleri İnsan Hakları İzleme Örgütü'ne şehrin kendi nüfusuna ek olarak yaklaşık 200 bin yerinden edilmiş Suriyeliye de yuva olduğunu anlattılar. Bütün bu nüfusa yalnızca bir hastane, Tel Abyad Ulusal Hastanesi hizmet veriyor. Burada çalışan bir doktor İnsan Hakları İzleme Örgütü'ne, hastaların büyük çoğunluğunu çocukların oluşturduğu ve aşırı kalabalık sebebiyle bazen iki üç kişinin tek bir yatağı paylaşmak zorunda kaldığı bilgisini aktardı.

Doktor ayrıca hastanede, çocuklar için kolera, tifo, sıtma ve suyla bulaşan hastalıkların yanı sıra deride şerit gibi izlere sebep olan vektör aracılı bir hastalık olan layşmanyanın tedavisi için gereken ilaçların bulunmadığını da anlattı. Tel Abyad Yerel Sivil Konseyi’nin yardım koordinatörü de İnsan Hakları İzleme Örgütü'ne, hastanenin acilen diyaliz makinesi ve röntgen cihazına ihtiyacı olduğunu söyledi.

4 Haziran günü WHO, bir yandan Suriye'de zaten sorunlu olan sağlık sistemi kötüleşmeye devam ederken bir yandan da yaz aylarında havaların ısınacağına ve bu durumun bulaşıcı hastalıklarda artış yaşanmasına neden olabileceğine ilişkin uyarıda bulundu: “Acil durumlarda bulaşıcı hastalıkların yayılmasını hızlandırabilecek tüm risk unsurları kriz sürecindeki Suriye’de ve komşu ülkelerde mevcut... Başta hepatit, tifo, kolera ve dizanteri olmak üzere suyla geçen hastalıklardan kaynaklanan bir dizi kamu sağlığı riski oluşacağını tahmin ediyoruz. Kitlesel hareketliliğin kapsamı ve çevresel sağlık koşullarındaki kötüye gidiş göz önünde bulundurularak gerek Suriye içinde gerekse sınır ötesinde salgınlar yaşanması kaçınılmazdır.”

Rakka vilayetinin Türkiye sınırına yaklaşık 90 kilometre mesafede bulunan aynı adlı başkentindeki Ulusal Hastane'nin tıbbi personeli 25–26 Nisan'da İnsan Hakları İzleme Örgütü'yle yaptığı görüşmede kronik hastalıkların tedavisinde kullanılan insülin gibi temel ilaçların eksikliğinin ciddiyet arzettiğini, ayrıca hastane personelini çalıştırabilecek ve tıbbi ekipmanı tamir ettirecek finansal kaynaklarının da olmadığını söyledi.

Acil servis doktoru Dr. Abdul Nassir el Darwish Ibn Abd al-Hamid, İnsan Hakları İzleme Örgütü'ne dışarıdan ancak son derece sınırlı bir miktar tıbbi destek alabildiklerini ve bunun yerelde duyulan ihtiyacın çok azını karşılayabildiğini söyledi. Örnek olarak, hastanenin diyaliz biriminin durumunu aktardı:

Sadece böbrek bölümüne günde 80 ila 100 hasta alıyorduk... [ve] iki gün önce diyaliz seansları için kateterimiz kalmamıştı... Böbrek bölümündeki doktorların söylediğine göre, her bir seans için yarım litre serum gerekiyor... Ayda 2.400 – 2.800 seans yapıyoruz, dolayısıyla yaklaşık 1.300 torba serum fizyolojik solüsyonuna ihtiyacımız var... gelen yardım miktarı az, Türkiye halkından küçük bir kamyonet malzeme geldi, yardımı ulaştıranlardan biri bana Suriye/Kuveyt Kızılayı'nın serum yolladığını söyledi. [Başka bir örnekte ise] Kan bankasına günlük ihtiyacımızın ne olduğunu sordum, 100 torba kan dediler. Bu, günlük olarak ihtiyacımız olan miktar. Oysa bugüne kadar gelen yardımın toplamı 100 torba. Halbuki bu bizim sadece tek bir günlük ihtiyacımızı karşılıyor.

Dr. Abdul Nassir, yetersiz ilaç ve tıbbi malzemenin yanı sıra hastanenin tedavi için elzem makineleri tamir ettirecek parası olmadığını da kaydetti. İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün hastaneyi ziyareti sırasında, mevcut 28 diyaliz makinesinin 15’i bozuktu. Dr. Abdul Nassir CT-tarayıcının da beş aydır çalışmadığını söyledi.

Hastane müdürü İnsan Hakları İzleme Örgütü'ne hastanenin faal halde tutulabilmesi için personel maaşları hariç ayda 20 milyon Suriye pounduna (yaklaşık 45.000 USD) ihtiyaç olduğunu söyledi. Müdür, hastaneye verilen miktarın bunun yanına bile yaklaşamadığını ve kadrolu 112 doktordan sadece 25’inin hâlâ hastanede çalıştığını belirtti. Esas sorunun hastabakıcıları tutabilmek olduğu kanaatini de ifade eden Müdür, buna gerekçe olarak muhalefetin bölgeyi ele geçirmesinden bu yana hastabakıcı maaşlarının ödenmemesini gösterdi.

Dr. Abdul Nassir İnsan Hakları İzleme Örgütü'ne, geride kalan personelin yaşadıklarını ve hastaların aldıkları bakım hizmetlerinin kalitesini anlattı. Son 70 gündür, hastalarla ilgilenecek başka kimse olmadığı için hastanenin morgunda uyuduğunu kaydeden Dr. Abdul Nassir, çoğunlukla tıp öğrencileri ve hastabakıcıların desteğiyle bu duruma katlanabildiğini ekledi.

Dr. Abdul Nassir ayrıca elektrik kesintilerinin hastalar için nasıl bir tehlike arz ettiğini de kaydetti. İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün hastaneyi ziyaretinden birkaç gün önce, 21 Nisan’da hastanedeki oksijen tanklarını çalıştıran jenaratörün bozulması sonucu, yenidoğan bakım ünitesindeki kuvözlere oksijen gitmediği için dört bebeğin hayatını kaybettiğini anlatan Dr. Abdul Nasir, mevcut jenaratörlerin güvenilir olmadığını da belirtti.

Gıda Yardımı Eksikliği
Rakka ve Tel Abyad sakinleri ve yardım grupları İnsan Hakları İzleme Örgütü'ne, bölgeye gelen gıda yardımının yeterli olmadığını bildirdiler. Tüm zamanını Rakka şehrindeki ihtiyaç sahiplerine yemek dağıtmaya vakfeden bir vatandaş İnsan Hakları İzleme Örgütü'ne 27 Nisan günü, tamamen yerel yardımlara dayanarak yaptığı çalışmayla günde yaklaşık 10 bin kişiyi doyurduğunu ancak bunun yetersiz kaldığını ve bu yardım faaliyeti için dışarıdan desteğe ihtiyacı olduğunu söyledi.

İnsan Hakları İzleme Örgütü Tel Abyad'da da bir yardım koordinatörü ve yerel sivil konseyi yardım koordinatörü ile görüştü. Koordinatör, yardım faaliyetlerinde temiz su bulmakta sorun yaşadıklarını, sınırlı miktarda gıda yardımı aldıklarını, ama giderek ihtiyacın arttığı ekmek yapmak için un gibi temel gereksinimleri bile karşılayamadıklarını kaydetti. Yardım koordinatörü, Suriye muhalefet koalisyonunun yardım koordinasyon biriminden un, bebek sütü ve döşek gibi bazı yardımlar aldıklarını da anlattı.