Fotoğrafta görülen “Selma” ve kızı, sınırdaki mayınlı arazide yaralandı. Aldığı yara yüzünden “Selma”nın bacağı kesildi.

©2014 İnsan Hakları İzleme Örgütü

(İstanbul) – İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) bugün yaptığı açıklamada, Türkiye ordusunun on yıllar önce yerleştirdiği kara mayınlarının Suriye'den kaçan sivillerden en az üçünün ölümüne, en az dokuzunun da yaralanmasına sebep olduğunu bildirdi. Suriye sınırındaki yasak bölgede bulunan kara mayınları binlerce Suriyeli mültecinin hayatını tehdit etmeyi sürdürüyor.

İnsan Hakları İzleme Örgütü, daha fazla kaybın yaşanmaması ve sivillerin korunması için   Türkiye'nin halen mayınlı arazide bulunan 2,000'den fazla mülteciyi acilen güvenli bir biçimde başka bölgelere yerleştirmesi ve mültecileri kara mayınlarının tehlikeleri hakkında eğitmesi gerektiğini açıkladı. Türkiye, Suriye sınırında, mültecilerin geçmek için kullanabileceği ve mayın temizleme personelinin emniyetli bir şekilde çalışabileceği alanlardan başlayarak bu bölgedeki tüm mayınlı arazileri temizlemelidir.

İnsan Hakları İzleme Örgütü Silahlar Bölümü Direktörü ve 1997 Nobel Barış Ödülü sahibi Kara Mayınlarının Yasaklanması için Uluslararası Kampanya'nın başkanı Steve Goose “Evini barkını kaybedip ülkesinden kaçmak zorunda kalan insanlar, kara mayınlarına kurban olma kaderiyle karşı karşıya bırakılamaz. Türkiye’nin kara mayınlarını temizleme kapasitesi vardır ve bunları derhal temizlemelidir” dedi.

Suriye sınırındaki Kobani'de (Arapçası Ayn el-Arab) Kürt güçleriyle İslam Devleti (ya da IŞİD) adlı radikal militan grup arasındaki çatışmalar Eylül 2014'te başladı. O zamandan bu yana binlerce Suriyeli, Kobani’nin kuzey batı ve kuzey doğusundaki, Türkiye sınırlarının hemen içinde bulunan dar bir mayınlı arazi şeridinden geçerek Türkiye'ye kaçıyor.

1968'e kadar uzanan uydu görüntülerine göre bu arazi şeridi, 1950'lerde Türkiye'nin  Suriye ile olan sınırı boyunca ordu tarafından döşenen geniş bir kara mayını kuşağının bir bölümünü oluşturuyor. Türkiye'nin verdiği bilgiye göre 1957-1998 yılları arasında Türkiye güçleri, “yasadışı geçişleri önlemek için” Suriye sınırına 615,419 antipersonel mayın döşedi.

Kobani'den kaçan sivillerin çoğunluğu Türkiye'ye geçerek, sınıra yakın alanda kurulan mülteci kamplarına yerleştiriliyor. Ancak insani yardım çalışanlarının ifadelerine göre ve yakın zamanda alınmış uydu görüntülerinde görüldüğü üzere, 18 Kasım itibariyle 2,000'den fazla sivil hâlâ Kobani'nin kuzey batısındaki Tel Şair koridoru olarak anılan bölgede, kara mayınlarının tehdidi altında bulunuyor. Söz konusu sivillerin, hemen Türkiye sınırı içindeki bu mayınlı bölgede kalmalarının sebebi ise, Türkiye'nin sınırdan araba ve canlı hayvan geçişine izin vermemesine karşın mallarını geride bırakmak istememeleri. İnsan Hakları İzleme Örgütü, 14 Kasım tarihli uydu görüntülerinde Kobani'nin 9 km doğusunda, Türkiye'nin Mertismail ve Çanakçı köyleri yakınındaki mayınlı sınır şeridinde muhtemelen daha yüzlerce Suriyeli'nin olduğunu gösteren verilere de ulaştı.

Türkiye, Mayın Yasağı Sözleşmesi'ne 2003 tarihinde katıldı ve sözleşmenin tarafı olarak “sivillerin etkili bir biçimde dışarıda tutulmasını garanti altına almak için” mayınlı arazilerin çevrelerini en kısa zamanda işaretleme, denetleme ve çitle çevirme yasal yükümlülüğünü üstlendi. Ayrıca bütün mayınları temizlemek için Mart 2014'e kadar kendisine tanınan süre, Mart 2022’ye kadar uzatıldı.

Goose “Diğer bütün mayınlı araziler gibi, sınırdaki mayın tarlaları da siviller için güvenli bölgeler değildir ve daha fazla zararı önlemek için bu alanlar derhal temizlenmelidir” dedi.
 

Kara Mayını Vakaları
İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün kaydettiği bütün vakalar Kobani'nin hemen kuzey batısında, sınırın Türkiye tarafındaki Tel Şair koridorunda meydana geldi. 300-400 metre genişliğindeki koridor sağa doğru Türkiye-Suriye sınırını belirleyen atıl durumdaki tren yolu boyunca ilerliyor. Koridorun kuzey sınırı ise Türkiye'ye geçişi önleyen dikenli telle çevrili.

İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün görüştüğü insani yardım çalışanlarına göre 15 Eylül - 15 Kasım tarihleri arasında, Tel Şair koridorunda en az 70 mayın patlaması vakası yaşandı. Yardım çalışanları ayrıca, bu patlamaların en az altısında sivillerin öldüğünü veya yaralandığını kaydettiler. Patlamalarda ölenler arasında 10 yaşında bir çocuğun da olduğunu, ayrıca yedi çocuğun yaralandığını ifade eden insani yardım çalışanları geriye kalan vakalarda ise mayınların canlı hayvanlar yüzünden patladığını söylediler.

7 Kasım'da İnsan Hakları İzleme Örgütü'yle görüşen bir insani yardım çalışanı, bölgede her iki üç günde bir, kaçan sivillerin veya beraberlerinde getirdikleri hayvanların basması sonucunda mayın patlamaları yaşandığını söyledi. Bilgi veren insani yardım çalışanı ayrıca, ülkelerinden kaçmak için bu bölgeyi kullanan mültecilerin, yanlarında mayınlı bölgeden toplayarak getirdiği en az altı adet patlamamış mayını Türk askerlerine teslim ettiklerini kaydetti.

Yaralanma ve ölümlerin kurbanlar yaya olarak ilerlerken gerçekleşmesi, antipersonel mayınların üstüne bastıklarını gösteriyor. Mayınlı bölgeden geçerken bazı araçların da zarar görmesine rağmen bu vakalarda herhangi bir yaralanma olduğu bilgisi geçilmedi.

İnsan Hakları İzleme Örgütü, sınır boyunca sık aralıklarla kaydedilmiş uydu görüntülerinin detaylı bir analizini yaptı ve Kobani'nin kuzey batı ve kuzey doğusuna doğru uzayan mayın tarlası boyunca toplam beş büyük sivil topluluğun varlığını tespit etti. En son 13 Kasım tarihinde kaydedilen uydu görüntülerine göre, mayınlı arazide binlerce aracın yanı sıra çiftlik hayvanları da bulunuyor.

Click to enlarge

Türkiye'de sınırda çalışan iki insani yardım çalışanı İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne, Eylül ve Ekim aylarında çatışmadan kaçan sivillerin arabaları ve hayvanlarıyla Kobani yakınlarındaki sınırı geçtiklerini ve Türkiye'nin araba ve hayvanların geçişine izin vermemesi ve kendilerinin de mallarını bırakmak istememesi sebebiyle Tel Şair koridorunda kaldıklarını anlattı. İnsani yardım çalışanları, sınırı geçerek Türkiye'ye giriş yapan mültecilerle konuşmalarına dayanarak bazı hayvanların -inekler ve koyunlar- işaretlenmemiş araziye girerek mayınları patlattıklarını kaydettiler.

İnsani yardım çalışanlarının İnsan Hakları İzleme Örgütü'ne verdiği fotoğraflarda,  Kobani’nin kuzeyindeki bölgede, Türkiye’nin mayınlı arazilerinde bulunduğu iddia edilen Amerikan malı M2 tipi sıçrayan mayın olduğu anlaşılan bir mayın görülüyor. Türkiye'nin Mayın Yasağı Sözleşmesi’nin 7. Maddesi uyarınca hazırlamakla yükümlü olduğu yıllık şeffaflık raporuna göre, Türkiye geçmişte büyük miktarlarda M2 stoklamıştı.

İnsan Hakları İzleme Örgütü, uydu görüntülerindeki net bulgulara dayanarak Tel Şair koridorundaki en büyük sivil kalabalığın 7-9 Kasım ve 9-13 Kasım tarih aralıklarında birçok kez havan mermisiyle vurulduğunu da tespit etti.

Click to enlarge

İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün telefonla görüştüğü, sınırda görev yapan bir insani yardım çalışanı, 8 Kasım günü saat sabah 8.00 sularında IŞİD savaşçılarının sivillerin toplandığı bölgeye yaklaşık beş havan mermisi attığını bildirdi. İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün görüştüğü Kobanili bir aktivist de sınırı ziyaret ettikten sonra 8 Kasım saldırısını doğruladı. Bu aktiviste sınırda söylendiğine göre saldırıda biri çocuk en az üç kişi öldü ve en az 15 kişi de yaralandı.

Bir Kara Mayını Kurbanının Anlattıkları
İnsan Hakları İzleme Örgütü, Türkiye'ye girdikten sonra mayına basarak 7 yaşındaki kızıyla birlikte ağır bir şekilde yaralanan Suriyeli Kürt bir kadınla görüştü. Yaralı kadın, bölgede kara mayınları olduğuna dair herhangi bir uyarı işareti görmediğini söyledi.

Kobani/Ayn el-Arab'ın yaklaşık 35 km batısındaki Zakariya köyünden olan 35 yaşındaki “Selma” IŞİD savaşçılarının 16-17 Eylül'de düzenledikleri saldırının ardından ailesiyle birlikte köylerinden kaçtıklarını anlattı. Selma, ailenin doğudaki tepelere doğru kaçtığını ve burada üç gün kaldıktan sonra evlerinin IŞİD tarafından yakıldığını öğrendiklerini söyledi. Bundan sonra aile Kobani'ye giderek Türkiye sınırına doğru ilerleyen kalabalık bir gruba katılmış.

Selma arabayı bırakmak zorunda kalan ailenin, sınıra yürüdüğünü anlattı. Mayına, tren raylarını aşıp Tel Şair koridoruna girdikten sonra ve dış çevre çitlerine doğru yaklaştıkları sırada bastığını söyleyen Selma şunları anlattı:

1 yaşındaki oğlumu kucağımda taşıyordum; 7 yaşındaki kızım da elbiseme tutunmuştu. Bir mayına bastım ve patladı. Oğlum yere düştü, kızımın ise yüzünde birinci derece yanıklar oluştu.

Selma tahminen 15 dakika sonra dört insani yardım çalışanının yardıma geldiğini söyledi.  Bacağının bandajlanarak bir taksiye bindirildiğini ve arabayla 30 dakika mesafedeki Suruç Devlet Hastanesi'ne götürüldüğünü anlatan Selma, İnsan Hakları İzleme Örgütü'ne hastanede doktorların sol bacağını kestiğini söyledi.

Son Zamanlarda Yaşanan Kara Mayınından Kaynaklı Ölüm ve Yaralanmalar
Aşağıdaki altı vaka, İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün incelediği raporlara ve insani yardım çalışanlarından edindiği fotoğraflara dayanarak belgelediği, mültecilerin batı Kobani'deki Tel Şair koridorunu geçerken kara mayınları tarafından öldürüldüğü veya yaralandığı olaylardır. Kaydedilen vakalardaki bütün kurbanlar yaya olarak yolculuk etmekteydiler.
 

  • 19 veya 20 Eylül’de, 35 yaşındaki “Selma” ve 7 yaşındaki kızı, sınırdaki mayın tarlasında yaralandı.
  • 21 Eylül’de, 10 ve 11 yaşında iki erkek kardeş, sınırdaki mayınlı arazide yaralandı.
  • 24 Eylül günü, Hanik köyünden 10 yaşındaki bir oğlan çocuğu, sınırdaki mayınlı arazide öldü. Aynı köyden 12 ve 13 yaşındaki diğer iki oğlan çocuğu ise yüzlerinden ağır yaralandı.
  • 24 Eylül’de, 15-20 yaşlarındaki iki erkek, sınırdaki mayın tarlasında öldü – patlamada her ikisinin de başları koptu.
  • 24 Eylül’de, 15-20 yaşlarındaki Şiranlı bir erkek, sınır koridorunda meydana gelen bir mayın patlamasında ağır yaralandı.
  • 24 Eylül'de, Meedan köyünden 5 yaşındaki bir kız çocuğu ve 6 yaşındaki abisi, sınırdaki mayınlı arazide yaralandı.

İnsani yardım çalışanları İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne, altı başka patlamada dokuz kişinin daha yaralandığını söyledilerse de kurbanlarla ilgili herhangi bir bilgiye ulaşılamadı. İnsan Hakları İzleme Örgütü de sözü edilen bu patlamaları bağımsız kanallardan doğrulayamadı.

Türkiye'nin Kara mayınları Tarihçesi; Suriye'nin Kara Mayını Kullanması
Türkiye, Mayın Yasağı Sözleşmesi'ne Eylül 2003'de katıldı ve 1 Mart 2004'te Taraf Devlet oldu. Eski bir kara mayını üreticisi olan Türkiye'nin antipersonel mayın ihraç ettiğine dair bir bilgi olmasa da, Almanya ve Amerika Birleşik Devletleri'nden bu silahları ithal ettiği biliniyor.

Türkiye, stoklarında bulunan 2,9 milyon antipersonel mayının imha işlemlerini, sözleşme uyarınca tamamlaması gereken 1 Mart 2008'den çok sonra, Haziran 2011’de tamamladı. Mayın arama, temizleme ve imha teknikleri konusunda eğitim amacıyla çok sayıda – 15,000'den fazla – antipersonel mayını elinde tuttuğu için eleştiriliyor.

Mayın Yasağı Sözleşmesi uyarınca Türkiye, yetki alanı veya kontrolü altındaki mayınlı bölgelerde bulunan tüm antipersonel mayınları imha etmekle yükümlü. Aralık 2013'te Mayın Yasağı Sözleşmesi'ne taraf ülkeler Türkiye'nin, uyması gereken ilk süre olan 1 Mart 2014'e kadar yükümlülüğünü yerine getiremeyeceğini kabul etmesi üzerine, mayınları temizlemesi için 1 Mart 2022 tarihine kadar uzatma verdiler.

Kara mayınlarının kullanılmasının insani boyutunu, kalkınmaya olan sonuçlarını ve antipersonel mayınları yasaklayan sözleşmenin uygulanmasına dair süreci belgeleyen bir sivil toplum girişimi olan Landmine Monitor'e (Kara Mayınları İzleme) göre, Türkiye 2009 tarihli bir yasayla ülkenin 911 km uzunluğundaki Suriye sınırı boyundaki arazinin mayından arındırılmasını onayladı ve bu işlemin sorumluluğunu ve liderliğini de Milli Savunma Bakanlığı'na verdi. Sınırın mayınsızlaştırılması için açılan mayın temizleme ihalesi Temmuz 2013'te bakanlık tarafından, Suriye'deki gelişmeler gerekçe gösterilerek iptal edildi. Bakanlık Suriye'yle olan güney sınırının mayından arındırılmasıyla ilgili planlar hakkında başka bir açıklama da yapmadı. İnsan Hakları İzleme Örgütü, kurulduğu 1999 yılından bu yana Landmine Monitor'un parçasıdır.

İnsan Hakları İzleme Örgütü daha önce Suriye hükümetinin de başka bölgelerdeki sınırlarında kara mayını kullandığını belgeledi. 2011 yılının sonlarında ve 2012 yılı başlarında, basında yeni Suriye hükümetinin ülkenin Türkiye ve Lübnan sınırlarına mayın döşediğine dair çok sayıda haber çıktı. Bir Suriye hükümet yetkilisinin Kasım 2011'de Associated Press'e yaptığı açıklamaya göre “Suriye sınırları kontrol etmek için mayın döşeme dahil birçok tedbir almaktaydı.” Mart 2012’de, İnsan Hakları İzleme Örgütü, Suriye güçlerinin Türkiye'ye yakın sınır bölgelerinde Sovyet/Rus yapımı PMN-2 antipersonel mayınlar ve TMN-46 anti-tank mayınlar kullandığını bildirmişti. Suriye Mayın Yasağı Sözleşmesi'ne henüz katılmadı.

Mayın Yasağı Sözleşmesi antipersonel mayınların kullanılmasını ayrıntılı biçimde yasaklıyor ve taraf devletin yetki alanı veya kontrolü altındaki tüm mayınlı bölgeleri 10 yıl içinde temizlemesini şart koşuyor. Mayın Yasağı Sözleşmesi'ne Irak ve Ürdün dahil toplam 162 ülke katılmıştır. İsrail ve Lübnan sözleşmeye taraf değil.