Macaristan, Onur Yürüyüşü’nü organize edenlere yönelik cezai suçlamaların düşmesi ile LGBT karşıtı dönemini geride bırakmaya başlarken, Türkiye LGBT’leri hapse atmayı öngören düzenleme önerileriyle keskin biçimde zıt yönde ilerliyor.
Türkiye medyasında son günlerde yer alan haberlere göre, Erdoğan hükümeti Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) milletvekillerine, lezbiyen, gey, biseksüel ve trans (LGBT) bireylerin daha fazla kriminalize edilmesini öngören yasal değişiklik tekliflerini içeren bir bilgilendirme notu dağıttı. Bilgilendirme notu, Ekim 2025’te medyaya sızdırılan ancak Türkiye’de ve uluslararası alanda sivil toplum kuruluşlarının tepkileri sonrasında parlamentonun gündemine gelmeyen metindeki ifadelerle büyük ölçüde örtüşüyor.
Teklif, “biyolojik cinsiyete ve kamu ahlakına aykırı tutum ve davranışlar” ile bu tür davranışların övülmesi veya teşvik edilmesi şeklinde muğlak ifadelerle tanımlanan fiilleri üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırmayı öngörüyor.
Öneri ayrıca cinsiyet uyum sürecine erişim konusunda kapsamlı yeni kısıtlamalar getiriyor. Buna göre cinsiyet değişikliği için asgari yaş 25’e çıkarılacak, ameliyat öncesinde zorunlu kısırlaştırma şartı getirilecek ve çocuk sahibi kişilerin bu işlemleri yaptırması yasaklanacak. Türkiye’de cinsiyet uyum ameliyatı, bir kişinin cinsiyet değişikliğinin yasal olarak tanınmasının sağlanabilmesinin ön koşulu durumunda bulunuyor.
Yeni düzenlemeyle birlikte cinsiyet uyum ameliyatlarının yapılabilmesi için büyük ölçüde hükümetin etkisi altında olan hastanelerden dört ayrı sağlık değerlendirmesi alınması gerekecek. Bu kısıtlamalara uymadan ameliyat gerçekleştiren sağlık çalışanları yedi yıla kadar, trans bireylerin kendileri ise üç yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıya kalabilecek.
Bu teklif, uluslararası insan hakları hukuku kapsamında güvence altına alınan özel hayatın korunması hakkı, hukuk önünde tanınma hakkı ve sağlık hakkı ile bağdaşmıyor.
Erdoğan hükümeti son yıllarda, “aile değerlerini koruma” söylemi eşliğinde LGBT bireylere yönelik nefret söylemlerini artırdı. Yetkililer yaklaşık on yıldır onur yürüyüşleri ve diğer birçok LGBT etkinliğini yasaklıyor. Mahkemeler ise mevcut ceza kanunundaki, özellikle “müstehcenlik” hükümlerini kullanarak LGBT bireyleri ve ilgili örgütleri keyfi biçimde yargılıyor.
Aralık 2025’te bir mahkeme, sosyal medya paylaşımlarını “müstehcen” bulduğu ve “[LGBT] davranışlarını teşvik edebileceği” gerekçesiyle bir LGBT örgütünün kapatılmasına karar verdi. Mayıs 2026’da ise popüler bir şarkıcı, eşcinsel arzuyu konu aldığı iddia edilen bir şarkı nedeniyle yargılandı ve davanın sonunda beraat etti.
LGBT’leri daha da fazla kriminalize edebilecek ve cinsiyet uyum hizmetlerine erişimi keyfi biçimde kısıtlayabilecek bir yasanın yürürlüğe konulması, sistematik ayrımcılığı daha da kurumsallaştıracak ve Türkiye’nin uluslararası insan hakları yükümlülüklerini ihlal edecektir.