Skip to main content

Türkiye: Avrupa Konseyi İhlal Prosedürünün Başlatılmasına Karar Verdi

Ankara'nın Hak Savunucusu Osman Kavala'yı Serbest Bırakmayı Reddetmesi Nedeniyle Yaptırım İsteniyor

Osman Kavala © 2017 Private

(İstanbul) – İnsan Hakları İzleme Örgütü, 2 Şubat 2022'de Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'nin Türkiye'ye karşı ihlal prosedürünü başlatma yönünde oy kullanmasının Türkiye'de insan haklarının korunması ve uluslararası insan hakları yapısının sürdürülmesi için önemli bir adım olduğunu ifade etti. Komite kararı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin Türkiye'nin insan hakları savunucusu Osman Kavala'yı serbest bırakması ve haklarını tamamen iade etmesi gerektiğine ilişkin verdiği karara Türkiye'nin son iki yıldır uymamasını konu almaktadır.

İnsan Hakları İzleme Örgütü Kıdemli Hukuk Danışmanı Aisling Reidy, “Bakanlar Komitesi'nin insan hakları savunucusu Osman Kavala'nın siyasi saiklerle keyfi tutukluluğu karşısında Türkiye aleyhine ihlal prosedürü başlatma kararı, Avrupa Konseyi'nin dayandığı uluslararası insan hakları hukuku çerçevesini koruma kararlılığını gösteriyor. Karar, tüm Avrupa Konseyi üye ülkelerine, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğunu hatırlatırken Türkiye'de süregelen hukukun üstünlüğü krizini teşhis etmektedir.” dedi.

Komite, Kavala/Türkiye davasını Türkiye'nin karara uyma yükümlülüklerine uyup uymadığı konusunda hukuki görüş almak üzere tekrar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne gönderme yönünde oy kullandı. Eğer AİHM, beklendiği gibi Türkiye'nin karara uymadığını onaylarsa, Bakanlar Komitesi Türkiye'ye karşı ek tedbirler alabilir.

Bu tedbirler arasında nihayetinde Türkiye'nin Avrupa Konseyi'ndeki oy haklarının askıya alınması yer alabilir ve Türkiye'nin üyeliğini dahi tehlikeye atabilir. Türkiye, Avrupa Konseyi tarihinde üye devletlerin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını uygulama yükümlülüklerini ihlal ettikleri gerekçesiyle yaptırım sürecine maruz kalan ikinci ülkedir.

İhlal prosedürü ilk olarak 2017'de, haksız yere hapsedilen muhalif politikacı Ilgar Mammadov'un koşulsuz olarak serbest bırakılmasının Azerbaycan hükümeti tarafından tekraren reddedilmesi üzerine uygulanmıştı.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 46/4. maddesi ihlal prosedürünü öngörmektedir. Prosedürün başlatılması için Bakanlar Komitesi’nin üçte ikisinin oyu gereklidir. 10 Aralık 2019'da AİHM, Osman Kavala'nın derhal serbest bırakılması talimatını vererek nadir bir adım attı. AİHM, Türkiye makamlarının Osman Kavala'yı Kasım 2017'den bu yana tutuklu bırakarak ve onu insan hakları faaliyetleri nedeniyle yargılayarak “insan hakları savunucusu olan Kavala'yı susturmak için örtülü bir amaç izlediğine" karar verdi.

AİHM, Türkiye'nin tutuklamayı siyasi amaçlar için kullanarak Kavala'nın özgürlük hakkı da dahil olmak üzere haklarını ihlal ettiğini ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin sırasıyla 5. ve 18. maddeleri uyarınca haklara meşru sınırlamalar getirme konusunda hükümetlere tanınan takdir yetkisini meşru olmayan amaçlarla kötüye kullandığını tespit etmiştir.

Kavala kararı hukuken bağlayıcıdır, ancak Türkiye makamları AİHM kararını göz ardı etmiş ve Avrupa Konseyi'nin 47 üye ülkesini temsil eden Bakanlar Komitesi'nin Kavala'nın tahliyesi ve haklarının iadesini talep eden kararlarını görmezden gelmiştir.

Türkiye mahkemeleri ve savcılıkları, Kavala'nın tutukluluğunu sürdürmek ve temelsiz kovuşturmaların süresini uzatmak için yerel mahkeme kararlarını kullanarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Avrupa Konseyi'nin yetkilerini aşma amacı taşıyan bir dizi taktik uyguladılar. Mahkemeler göstermelik tahliye kararları verdiler, Kavala'ya yönelik aynı verilere dayanan birden fazla ceza davası yürüttüler ve onu uydurma bir takım suçlar işlemekle itham eden dava dosyalarını ayırıp yeniden birleştirdiler.

2021'de Türkiye, Kavala aleyhindeki davaları, İstanbul Gezi Parkı'na birkaç kilometre mesafede gerçekleşen 2013 protestoları nedeniyle suçlanan futbol taraftarları ve diğer kişilere karşı açılan tamamen ayrı ve çok daha eski bir dava ile birleştirdi.

Türkiye'nin uluslararası ortakları, özellikle ihlal prosedürü kararı yönünde oy veren ülkeler, Türkiye'nin AİHM kararını uygulamamaya ve Osman Kavala'yı serbest bırakmamaya devam etmesinin Türkiye ile ilişkileri üzerinde sonuçları olacağını açıkça belirtmelidir. Özellikle Avrupa Birliği, önerdiği Türkiye ile “olumlu gündemi” Kavala'nın serbest bırakılmasına bağlamalı ve Türkiye'nin aradığı gümrük birliği modernizasyonu müzakerelerinin açılması için haklara saygıyı ön koşul haline getirmelidir.

Reidy, “Türkiye, AİHM kararlarının bağlayıcı olduğunu bilmektedir ancak yükümlülüklerine ve hukukun üstünlüğüne karşı çıkmayı seçmiştir. İhlal prosedürü ve diğer ülkelerin temaslarıyla bunun değişmesi gerekiyor. Türkiye Osman Kavala'yı derhal serbest bırakmalı ve tüm haklarını iade etmelidir” dedi.

Your tax deductible gift can help stop human rights violations and save lives around the world.

Region / Country
Topic