(İstanbul) – İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) Türkiye'nin çatışmalardan kaçan Suriyeli'lere ateş açmaya son vermesi ve bu kişilerin sınırı geçerek Türkiye'ye sığınmalarına hemen izin vermesi gerektiğini söyledi. Son 48 saatte IŞİD adı ile bilinen İslam Devleti ile silahlı muhalif gruplar arasında Halep'in kuzeyinde yeniden başlayan çatışmalar yüzünden en az 30000 kişi yersizleşmek zorunda kaldı, Türkiye'nin sınır muhafızları ise bunlardan sınır boyundaki duvara yaklaşan bazılarına ateş açtılar.

Yetkililerin bir yıl önce ağır yarılılar dışındaki tüm Suriyeli'leri geri çevirmeye başlamasından bu yana Türkiye'nin sınırları sımsıkı kapalı kalmaya devam ediyor. Türkiye daha önce Suriye'de Suriyelilerin güya kaçabileceği ve Türkiye'nin de Suriyeli mültecileri geri yollayabileceği bir güvenli bölge kurmak istediğini belirtmişti. Avrupa Birliği Türkiye ile 8 Mart'ta yaptığı anlaşmada "yerel halkın ve mültecilerin daha güvenli bölgelerde yaşayabilmesi için Türkiye ile birlikte çalışacağını" söylemişti.

İnsan Hakları İzleme Örgütü kıdemli mülteci araştırmacısı Gerry Simpson "siviller IŞİD savaşçılarından kaçarken, Türkiye onlara merhamet göstermek yerine, onların üzerine gerçek mermi sıkıyor" şeklinde konuştu ve devam etti: "Bütün dünya IŞİD ile savaşmaktan söz ediyor ancak IŞİD'in korkunç ihlalleri karşısında en çok tehdit altında bulunanlar, beton duvarın yanlış tarafına sıkışmış durumdalar."

Türkiye'deki uluslararası yardım kuruluşu çalışanlarına ve Azaz'ın doğusunda, Türkiye sınırının yakınında yer alan on göçmen kampından altısının başkanlarına göre IŞİD'in 13 ve 14 Nisan günleri yaptığı ileri hamle nedeniyle, bu kamplarda kalan 60000 kişinin en az yarısı bulundukları yeri terketmek zorunda kaldı. Bu kişiler başka kamplara, Türkiye sınırındaki Bab el Salam kampına ve yakındaki Azaz kasabasına kaçtılar. Bu kamplardan daha önce 24000 kişinin yaşadığı üçü, İkda, Haramin ve El Şam, artık tamamen boşalmış durumda.

İnsan Hakları İzleme örgütü on kamptan altısının sözcüleri ve IŞİD tarafından ele geçirilmiş veya IŞİD'in hızla değişen cephe hattının yakınında yeralan kamplarda yaşayan yedi Suriyeli ile 14 Nisan günü görüştü. Görüşülen kamp sakinlerinin hepsi Türkiye'ye kaçmak istediklerini ancak sınırın kapalı olmasının kaçabilecek bir yerleri olmadığı anlamına geldiğini söyledi. Bazıları IŞİD tehditi altındaki kamplarda kalmaya devam ettiklerini, çünkü Türkiye sınırındaki öteki kampların ağzına kada dolu olduğunu bildiklerini ve bulundukları yeri terkederlerse barınacak başka bir yer bulamayacaklarından korktuklarını anlattı. Bazıları da güvenli olmadığını bilmelerine rağmen yakınlardaki köylerine geri döndüklerini söyledi. 

Türkiye sınırındaki İkda kampının başkanı, IŞİD'in 14 Nisan gününün erken saatlerinde 10 000'e yakın kişi barındıran kampı ele geçirdiğini, havaya ateş açtığını ve kamp sakinlerine kampı terketmelerini söylediğini aktardı.
 

Kamptan kaçan bir kişi ise yaşananları şöyle anlattı:

“Şafak vakti kampın yakınlarında silah sesleri duyduk. Kısa bir süre sonra da IŞİD geldi ve megafonla hepimizin buradan gitmemiz gerektiğini söylediler. Bize korkmayın ve doğuya, IŞİD kontrolundaki bölgeye gidin dediler. Biz de kampı terkettik ama zeytinliklerin arasından geçerek kuzeye, Türkiye sınırına yöneldik. 2000 kişi kadardık. Sınırdaki duvara yaklaştığımızda duvarın arkasındaki bir tepede Türk askerleri vardı ve görür görmez bize bağırmaya başladılar. Ayaklarımıza doğru ateş ettiler; herkes gerisin geriye döndü ve sağa sola kaçışarak dağıldı. Ben ailemi aldım ve yakınlardaki El Rayan adındaki başka bir göçmen kampına gittim. Hala korkuyoruz çünkü IŞİD bu kampa da çok yakın. Ama başka nereye gidebilirdik ki?"

Kafr Bureyşa kasabasının yakınlarında, Türkiye sınırının iki kilometre kadar güneyinde yer alan El Şam kampının başkanı, bir görüşme sırasında, arka planda duyulan makineli tüfek seslerinin, IŞİD'in bir kilometre ötedeki yeni cephe hattı kasabası Kafr Şuş'tan ilerleyen kamyonetlerinden geldiğini söyledi. O günün daha erken saatlerinde kampta yaşayan 30 yaşındaki bir erkeğin silahla yaralandığını ve kamptan zamanında kaçamayan insanların silah atışlarından korunmak için kampta çukurlar kazdıklarını anlattı.

Türkiye'nin kapatılmış durumdaki sınır kapısı Bab El Salam sınır kapısının Suriye tarafındaki yersizleşmiş kişilerin temsilcileri İnsan Hakları İzleme Örgütü'ne 14 Nisan günü, doğuda yer alan ve IŞİD tarafından ele geçirilmiş veya IŞİD tehditi altında bulunan kamplardaki 5000 kadar yersizleşmiş kişinin bir önceki gece ve o günün sabaha karşı saatlerinde Bab El Salam kampına ve yakındaki Azaz kasabasına ulaştığını söyledi.

Simpson "Türkiye'nin sınırlarını kapatması Suriyeli kadın, erkek ve çocukları çukurlar kazmak ve savaşın korkunçluğundan oralara saklanarak kaçmaya çalışmak zorunda bırakıyor" diyor ve devam ediyor: "Türkiye'nin sözde bir güvenli bölge yaratma çabası, yer altında saklanmak zorunda kalan ve çaresizce Suriye'den kaçmaya çalışan siviller için korkunç bir şakadan ibaret."

Nisan ayının ilk günlerinde Türkiye Suriye sınırına yapılan 911 kilometre uzunluğundaki roket saldırılarına karşı dayanıklı beton duvarın üçte birini tamamlamış durumdaydı. 8 Nisan günü alınan ve İnsan Hakları İzleme Örgütü tarafından gözden geçirilen uydu görüntülerinden, duvarın sınırın Halepin kuzeyindeki bölümünün önemli bir kısmını kapattığı anlaşılıyor.

Mart ayının son günlerinde Suriyeli silahlı muhalif gruplar IŞİD kontrolu altında bulunan ve Türkiye sınırında yer alan kilit öneme sahip bazı bölgeleri geri almak için, kendi kontrolları altındaki Azaz'dan hareketle bir saldırı başlattılar. Silahlı gruplar El Rai kentini geri aldıktan sonra IŞİD 9 Nisan günü bir karşı saldırı başlattı ve bir çok bölgeyi geri aldı. Türkiye sınırının yakınlardaki kasabaların kontrolünü ele geçirmeye çalışan IŞİD ve silahlı muhalif gruplar arasındaki çatışmalar halen sürüyor.

Güvenilir Birleşmiş Milletler kaynaklarına göre, 14 Nisan tarihi itibariyle IŞİD Türkiye sınırının yakınındaki Azaz'ın doğusundaki köylere karşı bir saldırı başlattı ve Hivar Kalas, Kafir Şuş, Zayzafun Ekde ve Baragide gibi bir çok köyü geri aldı.

Farklı uluslararası ajanslar 12 Nisan itibariyle 10 gayri resmi kampta ve Azaz'da farklı yerlerde, kasabanın doğusunda Türkiye sınırı boyunca ve Bab el Salam'de 75000 kadar yersizleşmiş Suriyeli'nin yaşadığını tespit ettiler. Buna ilaveten 25000 kadar yersizleşmiş Suriyeli'nin de Azaz'ın doğusundaki farklı yerlerde yaşadığı tahmin ediliyor. Bunların çoğu Suriye'nin kuzeyinde zaman zaman yeniden başlayan çatışmalardan ve saldırılardan kaçanlar.

Türkiye 2015 başlarından bu yana Türkiye sınırlarını çatışmalardan kaçan Suriyelilere neredeyse tamamen kapatmış durumda. İnsan Hakları İzleme Örgütü 12 ve 13 Nisan 2016 tarihlerinde Türkiye'li sınır muhafızlarının Şubat ve Mart 2016 aylarında düzinelerce insanla birlikte kendilerini de Suriye sınırından Suriye'ye şiddet kullanarak geri püskürttüğünü anlatan sekiz kişiyle görüştü. Bunlardan ikisi Türkiyeli sınır muhafızlarının başka bazı sığınmacıları yüzleri tanınmayacak hale gelene kadar darp ederken gördüklerini de anlattı.

Türkiyeli sınır muhafızlarının ihlallerine ilişkin bu en son anlatılar, İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün 2015 yılı sonlarındaki Türkiyeli Sınır Muhafızları'nın insan kaçakçılarını kullanarak Türkiye sınırını geçen Suriyelileri döverek, sorgusuz sualsiz Suriye'ye geri yolladıkları yönündeki bulgusuyla da uyum içinde.

Türkiyeli yetkililer Türkiye'de üstlenmiş uluslararası yardım gruplarına, Suriye sınırını geçerek sınır kapılarında ve sınıra yakın bölgelerde sıkışmış Suriyelilere çadır ve diğer yardım malzemelerini dağıtmaları için izin verdiler.

İnsan Hakları İzleme Örgütü, çok ihtiyaç duyulan sınır ötesi yardıma izin vermesinin, Türkiye'yi geri göndermeme ilkesine uyma yükümlülüğünden kurtarmadığını belirtiyor. Uluslararası teamül hukukunun bu ilkesi, sınırda sığınma talebinde bulunanların bu taleplerinin, geri gönderildikleri takdirde zulme veya işkenceye uğrama riskinin bulunması halinde, reddedilmesini yasaklıyor.

2015 yılının Temmuz ayında Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan "bölgenin tehditten arındırılması ve orada güvenlik bir bölgenin oluşturulması 1 milyon 700 bin Suriyeli vatandaşın ülkelerine dönme beklentisi içinde olmaları bakımından onlar için de bir zemin oluşturacaktır,"  demişti. Aynı ayda Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da "Suriye'nin kuzeyindeki bölgeler IŞİD tehditinden arındırıldığında, güvenli bölgeler doğal olarak dolacaktır. Yersizleşmiş insanlar o güvenli bölgelere yerleştirilebilirler" demişti.

İnsan Hakları İzleme Örgütü'ne göre, Türkiye'nin mülteci sayısını sınırlandırma arzusu anlaşılabilir olsa da Suriye'nin kuzeyinde hali hazırda varolan durum, herhangi bir güvenli bölgenin ancak adının güvenli olabileceğini ve yersizleşmiş insanların yaşamlarını tehlikeye atabileceğini açıkça göstermektedir.

Avrupa Birliği Mart ayının ortasında Ankara ile, mültecilerin ve göçmenlerin Avrupa'ya akınını yavaşlatmak amacıyla, tartışmalı bir göç anlaşması yaptı. Bu anlaşma uyarınca AB Türkiye'ye Suriyeli mültecilere yardım olarak 6 Milyar Euro önerdi ve Türkiye'nin AB üyeliği müzakerelerini ve Türkiye vatandaşları için vizesiz serbest dolaşım perspektifini canlandırdı. Anlaşmanın kilit önemdeki amaçlarından biri, Yunanistan'ın, Türkiye'den teknelerle gelen tüm mültecileri, Türkiye'nin güvenli bir ülke olmasını gerekçe göstererek, AB desteğiyle geri çevirmesine olanak sağlamak. AB'nin Suriye'de "yerel halkın ve mültecilerin" yaşayabileceği "daha güvenli bölgeler yaratılması için Türkiye ile birlikte çalışmak" yönündeki açık vaadi mülteci akımını sınırlandırmak için yapılan bu daha büyük plan bağlamında görülmelidir.

Simpson "AB-Türkiye anlaşmasında neyin yanlış olduğuna ilişkin en feci kanıt, Türkiye - Suriye sınırında yaşanan şiddettir," diyor ve devam ediyor: "Avrupa Birliği ve Türkiye, suriyeli mültecilerin suratına kapı üstüne kapı kapatmak yerine, gerçek anlamda güvenli bölgeler oluşturmak için birlikte çalışmalılar."