Syrians arrive at a camp for internally displaced persons on the outskirts of Azaz town, 5 kilometers south of Bab al-Salam and Turkey’s closed Öncüpınar border post on February 6, 2016.

© 2016 Reuters

(Istanbul) — İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) bugün yaptığı bir açıklamada Türkiye'nin Halep ve civarındaki çatışmalardan kaçarak sınırlarına dayanmış Suriyelilerin sığınmasına izin vermesi gerektiğini belirtti. Ülkelerinden kaçan Suriyelileri koruma meselesinin çözümü, insanları yaralanma ve ölüm riskinin bulunduğu bir savaş bölgesinde kalmaya zorlamak olamaz.

Türkiye'ye Suriyelilerin ülkeye girmesine izin vermesi yönünde çağrıda bulunan Avrupa Birliği hükümetleri de, bu çağrılarına uygun olarak halen Türkiye'de bulununan Suriyelilerin daha çoğunun Avrupa Birliğine yerleştirilmesine olanak sağlamalıdır. Türkiye halen en az 2.5 milyon Suriyeli mülteciye ev sahipliği yapmaktadır ki, bu diğer ülkelerin tümünden daha fazladır ve dünya çapında tek bir ülkede bulunan en yüksek mülteci sayısıdır. 

İnsan Hakları İzleme Örgütü kıdemli mülteci araştırmacısı Gerry Simpson, "Türkiye 2.5 milyon mülteciyi barındırarak sergilediği bonkörlüğe şimdi son vermemeli, binlerce Suriyeliyi savaş bölgesinin kıyısında sıkışmış bir halde bırakmamalıdır” şeklinde konuştu ve devam etti. “Türkiye ve Avrupa Birliği hükümetleri sınırlarını sığınma isteyen tüm Suriyeli’lere ve başka insanlara açık tutmalıdırlar.”  

2016 Ocak ayının sonlarında, Suriye hükümeti güçleri, Rusya’nın hava desteği ile, silahlı muhalif grupların Nubbul ve Zehra kasabalarındaki kuşatmasını kırmak ve Halep’in Türkiye ile bağlantısını kesmek amacıyla Kuzey Suriye’de bir saldırı başlattı. İnsan Hakları İzleme Örgütü daha önce, başta yapısal özellikleri nedeniyle hedef farkı gözetmeyen misket bombalarının kullanılması olmak üzere, bu saldırıdaki hukuksuz hava akınlarını belgendirmişti.

Birleşmiş Milletler rakamlarına göre 1 – 9 Şubat arasında 45.000’den fazla insan bu saldırılardan kaçarak, Türkiye sınırına yakın bölgelere gitmiş ve böylece Suriye içinde yerinden edilmişler tahminen 6.5 Milyon insana ilave olmuşlardı.  

9 Şubat günü Türkiye’nin Dış İşleri bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, yakın geçmişte, belirtilmeyen bir süre zarfında 10.000 Suriyeli’nin sınırı “kontrollu bir şekilde” geçmesine izin verildiğini iddia etmişti. BM mülteci ajansı Türkiye’nin bu iddiasını teyit etmedi.

Aksine, insani yardım kuruluşu çalışanları İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne, ağır yaralı bir kaç kişinin tedavi için Türkiye’ye geçişine izin verildiğini, ancak Öncüpınar/Bab-ül Selam hudut kapısındaki binlerce insanın geçişine  izin verilmediğini, bu insanların sınıra yakın bölgelerde kötü koşullarda beklediğini anlattılar. Diğer insanlar da yakındaki Azaz ve Afrin kasabalarına veya Azaz’ın doğusunda yer alan ve Suriye’nin içinde yerinden edilmiş insanlar için kurulmuş kamplardan geriye kalan sekizine kaçtılar. Yardım kuruluşu çalışanları söz konusu kamplarda bu son krizden evvel yerinden edilmiş 40.000 Suriyeli’nin barındığını ve bu kampların artık 50.000 kişilik bir nüfusla kapasitelerinin üzerinde bir doluluğa ulaştığını söylüyorlar.  

Suriye’li aktivistler İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne Suriyelilerin sınırda sıkıştığını ve civardaki Azaz gibi köylerde yaşadıklarını, geceyi sokaklarda, tarlalarda, okullarda geçirdiklerini anlattılar.

Türkiye’deki bazı yardım kuruluşu çalışanları da Türkiyeli yetkililerin Türkiye’de üstlenmiş  uluslararası yardım gruplarının Türkiye’den Suriye’ye geçmelerine ve orada Suriyeli yardım gruplarıyla birlikte hudut kapısında ve sınıra yakın bölgelerde sıkışmış Suriyelilere çadır ve diğer yardım malzemelerini dağıtmalarına izin verdiklerini anlattılar.

6 Şubat’ta Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Suriyeli’lerin Türkiye’nin kapısına gelmesi ve başka bir çarelerinin de kalmamış olması durumunda onları içeri almak zorunda olduklarını ve alacaklarını belirten bir açıklama yaptı. 9 Şubatta Birleşmiş Milletler mülteci ajansı da Türkiye’nin “sınırlarını tehlikeden kaçan ve uluslararası korunmaya muhtaç Suriye’deki tüm sivillere açması” gerektiğini söyledi.

İnsan Hakları İzleme Örgütü, Türkiye’nin çok ihtiyaç duyulan sınır ötesi yardıma izin vermesinin, onu geri çevirmeme ilkesine riayet etme yükümlülüğünden kurtarmadığını söyledi. Uluslararası teamül hukuku’nun ve uluslararası insan hakları hukuku’nun bu ilkesi sınırda sığınma talebinde bulunanların, geri çevrilmeleri halinde işkence veya eziyetle karşılaşma ihtimalleri varsa, geri çevrilmelerini yasaklıyor.

Türkiye daha önce Suriye’de Suriyeli’lerin kaçabileceği ve Türkiye’nin de Suriyeli mültecileri geri yollayabileceği bir “güvenli bölge” yaratmak istediğini belirtmişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan 2015 Haziranında 1.7 milyon Suriyeli mültecinin ülkelerine geri dönmesinin bölgenin tüm saldırgan unsurlardan temizlenmesi ve bir güvenli bölge kurulmasına bağlı olduğu yönünde bir açıklama yapmıştı. Aynı ay Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu da Suriye’nin kuzeyindeki bölgelerin IŞİD tehdidinden temizlenmesi durumunda, bu güvenli bölgelerin doğal olarak yersiz yurtsuz kalmış insanlarla doldurulacağı yönünde bir açıklama yapmıştı.

İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne göre Türkiye’nin mülteci sayısını sınırlandırma çabası anlaşılır olsa da Kuzey Suriye’nin şu andaki durumu kurulacak herhangi bir güvenli bölgenin ancak adının güvenli olabileceğini ve yersizleşmiş insanların yaşamlarını tehlikeye atmaktan başka bir işe yaramayacağını açıkça gösteriyor.  

Türkiye 2015’in ilk aylarından beri sınırılarını çatışmalardan kaçan Suriyelilere neredeyse tamamen kapatmış durumda ve Suriyeli’ler Turkiye’ye gelebilmek için giderek artan ölçülerde kaçakçıları kullanmak zorunda kalıyorlar. İnsan Hakları İzleme Örgütü 2015 sonlarında Türkiye’nin sınır muhafızlarının kaçakçıları kullanarak Türkiye sınırını geçmek isteyen Suriyelileri nasıl engellendiklerini, bazı vakalarda dövdüklerini, onları ve düzinelerce başkasını Suriye’ye geri dönmeye zorladıklarını veya onları gözaltına alıp, sorgusuz sualsiz sınır dışı ettiklerini belgelendirmişti.

Avrupa Birliği Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini başta olmak üzere, Avrupa Birliği liderleri Türkiye’nin Halep’ten kaçan Suriyelilerin güvenliğe ulaşmasına izin vermesi gerektiğini söyledi. Kasım ayında Avrupa Birliği Avrupa’ya mülteci akışını durdurmak için Ankara ile tartışma yaratan bir anlaşmaya vardı ve  Türkiye’deki Suriyeli’lere yardım olarak Türkiye’ye 3 Milyon Euro verme, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üyelik müzakerelerini canlandırma ve Türkiye vatandaşlarına vizesiz dolaşım olanağı sağlama gibi vaatlerde bulundu. Bazı Avrupa liderleri de, Avrupa Birliği’ne ulaşmak isteyen tüm mültecilerin işlemlerini Türkiye’nin yürütmesi karşılığında, Avrupa Birliği’nin Türkiye’de yaşayan bir kaç yüz bin mültecinin belirtilmeyen bir süre zarfında AB ülkelerine yerleştirilmesini taahhüt ettiği  bir plan yapılması çağrısında bulundu.  

Simpson, “Avrupa Birliği Ankara’yı sınırılarını mültecilere açması konusunda sıkıştırması doğru,” dedi ve devam etti, “ancak AB’nin kendi tavsiyesine uyması ve AB hükümetlerinin bu sorumluluğu Türkiye’nin sırtına yüklemeye çalışmak  için göç anlaşmasını kullanmak yerine,  sığınmacıların işlemlerini yürütmek ve onlara ev sahipliği yapmakla ilgili kendi yükümlülüklerini yerine getirmesi gerekir.”