© 2011 Sam Tarling

(Doha, Katar, 12 Haziran 2012) – İnsan Hakları İzleme Örgütü bugün yayınladığı bir raporda, Katar’daki çoğu Güney Asyalı yüzbinlerce göçmen inşaat işçisinin , kimi durumlarda zorla çalıştırılma raddesine varan ciddi sömürü ve istismar riski altında bulunduğunu söyledi. Örgüt, hem hükümetin hem de Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği’nin (FIFA), 2022 Dünya Kupası’na hazırlanırken işçi haklarını koruyacakları yönündeki taahhütlerine uymaları gerektiğini hatırlattı ve yüklenicilerin de uluslararası çalışma standartlarına saygı göstereceklerine dair sarih, resmi teminatlarda bulunmaları gerektiğini ifade etti.

146 sayfalık “Daha İyi Bir Dünya Kupası İnşa Etmek: FIFA 2022 Öncesi Katar’da Göçmen İşçilerin Korunması” başlıklı raporda, birçok göçmen işçiyi çalıştıkları işlere fiilen mahkum eden işe alım ve istihdam sistemi inceleniyor. Karşılaştıkları sorunlar arasında geri ödenmesi yıllar alabilen, fahiş seviyelerdeki işe yerleştirme ücretleri, işverenlerin rutin olarak işçilerin pasaportlarına el koyması ve işverenlere çalışanları üzerinde ölçüsüz kontrol sağlayan Katar’ın kısıtlayıcı kefillik (finansörlük) sistemi sayılabilir. İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün bulgularına göre, sırtlandıkları ağır borç yükü ve işveren değiştirmek istemeleri halinde karşılaştıkları sınırlamalar nedeniyle işçiler sıklıkla kendi ülkelerinde  razı olmadıkları işleri ya da çalışma koşullarını fiilen kabule mecbur kalıyor veya suistimal edildikleri koşullarda çalışmaya devam ediyorlar. İşçiler şikayette bulunmak konusunda ya da tazminat arayışında engellerle karşılaşıyorlar ve suistimaller çoğu zaman hükümet yetkililerinin gözünden kaçıyor.

İnsan Hakları İzleme Örgütü Orta Doğu direktörü Sarah Leah Whitson,“Stadyumları inşa eden işçiler Katar’ın kefillik sistemini sona erdireceğine dair genel mahiyetteki vaadinin bir yararını görmeyecek: bunun hayata geçmesi için işçiler FIFA karşılaşmaları için çalışmaa başlamadan önce  son mühletin belirlenmesi lazım” dedi. “Hükümet Dünya Kupası izleyicileri için inşa etmeyi planladığı son moda yüksek teknoloji stadyumların suistimal edilen ve sömürülen işçilerin sırtından yapılmamasını sağlamalıdır.”

İnsan hakları İzleme Örgütü’nün bulguları Katar’ın Körfez bölgesindeki en sıkı kefillik yasalarından birine haiz olduğunu gösteriyor; ister iki ister 20 yıl çalışmış olsunlar, işçiler işverenin izni olmaksızın iş değiştiremiyor ve bütün işçilerin ülkeyi terk etmeden önce kendilerine kefil olan işverenden imzalı bir “çıkış izni” belgesi alması gerekiyor. Bu sorunlu çıkış izni sisteminin hala var olduğu diğer tek Körfez ülkesi Suudi Arabistan. Diğer ülkeler artık işçilerin sözleşmeleri sona erdiğinde ya da ilk işvereni için iki üç yıl çalıştıktan sonra iş değiştirmesine izin veriyor. Mayıs ayında, Çalışma Bakan Yardımcısı Hussein al-Mulla Katar’ın kefillik sistemini işçi ve işveren arasında sözleşme düzeniyle değiştirebileceklerini duyurdu; ancak bu sözleşmelerin hangi yolla yürürlükteki göç yasalarının yerine geçeceği ya da işçilerin iş değiştirme hakları olup olmayacakları hakkında detaylı bilgi vermedi.

Katar yasaları ayrıca göçmen işçilerin sendikalaşmasını ya da greve gitmesini yasaklıyor; oysa Uluslararası Çalışma Teşkilatı (ILO) örgütlenme özgürlüğünü temel bir işçi hakkı olarak tanımlar. İnsan Hakları İzleme Örgütü, hükümetin son dönemde sunduğu “işçi birliği” tasarısında tüm karar yetkisi Katar vatandaşlarıyla sınırlandırıldığı için, bu tasarının serbest örgütlenmenin asgari gereklerini karşılamaktan uzak olduğunu ifade etti.

Göçmen işçiler, Katar’daki işgücünün inanılması güç bir kısmını, yüzde 94’ünü oluşturuyor ve Katar tüm dünyada göçmenlerin vatandaşlara oranının en yüksek olduğu ülke. Katar 2022 FIFA Dünya Kupası futbol turnuvasına ev sahipliği yapmak üzere verdiği ihale teklifinde taahhüt ettiği stadyumların inşaası ve altyapının iyileştirilmesi için, önümüzdeki onyıl içerisinde ek olarak bir milyon göçmen inşaat işçisini daha işe alabilir.

İnsan Hakları İzleme Örgütü, rapor için 73 göçmen inşaat işçisiyle mülakat yaptı ve kamu görevlileri, işverenler, inşaat şirketleri, iş bulma ajansları, işçi gönderen ülkelerin diplomatları ve işçi savunucularıyla görüştü ve iletişime geçti.

İşçiler ödenmeyen ücretler, yasadışı maaş indirimleri, kalabalık ve sıhhi olmayan işçi kampları ve güvensiz çalışma koşulları gibi bir dizi sorundan söz ettiler. Dördü hariç görüşülen tüm işçiler, 726 – 3,651 ABD doları arasında iş bulma komisyonu ödediklerini ve bu parayı tefecilerden aylık yüzde 3 ila 5 beşten yılda %100’e kadar değişen oranlarda faizle borç aldıklarını anlattı.

Nepal’den 18 yaşında bir inşaat işçisi olan Himal K. İnsan Hakları izleme Örgütü’ne “Şikayet etmiyoruz çünkü herhangi birşey hakkında şikayet edersek şirket bizi cezalandırır” dedi. Birçok işçi İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne işverene veya yetkililere bir şikayette bulunduklarındasonuçlarından korktuklarını söyledi.

İş bulma komisyonu olarak 270,000 Bangladeş takası borcu olduğunu söyleyen Bangladeşli 27 yaşındaki işçi Mahmud N., “Eğer [borcumu] ödemezsem banka ailemi evimizden atar” dedi.

Whitson “Katar hükümetinin ve inşaat sektöründe iş yapan şirketlerin, işe alım komisyonlarının yoksul işçilerden değil işverenlerden alınmasını sağlaması gerekir” dedi. “Hükümet kendi yasalarını bu ücretlerin işverenlerce ödendiğinden emin olacak şekilde ciddiyetle uygulayana ve olup biteni görmezden gelen şirketlere ağır cezalar verinceye kadar bu sorun kendiliğinden ortadan kalkmayacak.”

İnsan Hakları İzleme Örgütü görüştüğü çok sayıda işçinin işe girebilmek için evlerini ipotek ettiklerini veya aile mülkünü sattıklarını, bu yüzden de koşullar her ne olursa olsun işlerini kaybetmemek için müthiş bir baskı altında olduklarını söyledi. Görüşülen işçilerin hemen hepsi, işverenlerinin pasaportlarına el koyduğunu anlattı; bazıları ise işverenlerinin istediklerinde pasaportlarını vermeyi reddettiklerini söyledi. ILO pasaporta el konmasını, özellikle de parasal ceza tehditi ya da ihtimali, işçileri polise teslim etme, işten çıkarma da başka iş bulmalarını engelleme gibi uygulamalarla birleştiğinde, zorla çalıştırma uygulamasının temel göstergelerinden biri olarak kabul eder – bunların tamamı Katar’daki inşaat işçilerinin ortak korkuları.

20 yaşındaki Nepalli Dinesh P., kendisinin ve aynı şirkette çalışan 15 diğer işçinin işi bırakıp evlerine geri dönmek istediklerini, ama bunu yapmayacaklarını söyledi.

Dinesh “Kendimizi kandırılmış hissediyoruz, beklediğimiz işlere girmedik” dedi.  Kefillerinin izni olmadan iş değiştiremedikleri için Dinesh ve arkadaşları işlerini kaybetmek ile kabul etmediklerini belirttikleri koşullar altında çalışmaya devam etmek arasında bir seçim yapmak zorunda kaldılar.

Dinesh “Borcum olduğu için eninde sonunda kalmak durumundayım” dedi.

İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne yazdıkları bir mektupta Çalışma Bakanlığı yetkilileri şöyle dedi: “Bakanlık zorla çalıştırmaya dair hiçbir şikayet almamıştır ve böylesi bir şeyin Katar’da olması tasavvur edilemez, zira işçi dilediği zaman sözleşmesini iptal edebilir ve ülkesine geri dönebilir. İşveren onu rızası olmaksızın ülkede kalmaya zorlayamaz.”

Whitson “Katar yasaları ve işveren uygulamaları tam da böyle durumların meydana gelmesine olanak sağlıyorken Çalışma Bakanlığının zorla çalıştırma sorununu yadsıması çok rahasız edici” dedi. “İşlerini kaybetmekten korkan ve şikayet etmeyi ancak son çare olarak gören binlerce işçi söz konusu olduğunda sorunla yüzleşme vakti gelip çatmış demektir.”

2022 Dünya Kupası hazırlıklarının kilit aktörlerinden bazıları işçi haklarını koruyacaklarına dair kamuoyuna söz vermişlerdi ancak İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün ısrar ettiği belirli bazı konularda henüz resmi taahhütte  bulunmadılar. Turnuvanın yerel organizasyon komitesi olan Katar 2022 Yüksek Komitesi ve Komite’nin Dünya Kupası inşaatlarının denetlenmesine yardımcı olmak üzere görevlendirdiği şirket, CH2M HILL, Dünya Kupası müsabaka mekanlarını inşa etmeleri için   anlaşmaya varılan inşaatçı ve diğer yüklenicilerin uyması gerekli çalışma standartları belirleyeceklerini ifade ettiler. İnsan Hakları İzleme Örgütü’yle yürüttükleri yazışmada ayrıca, bu koşulları düzenlemek için sözleşmeye zorunlu maddeler koymayı düşündüklerini dile getirdiler.  FIFA da işçi haklarıyla ilgili konuları Katar hükümetiyle görüşeceğine dair güvence vermişti.

İnsan Hakları İzleme Örgütü bu taahhütlerin bir başlangıç noktası olduğunu, ancak daha fazla adım atılması gerektiğini ifade etti. FIFA, 2022 Dünya Kupası’nın idaresinden sorumlu resmi organ olarak kurulan Katar 2022 Yüksek Komitesi’nden, Dünya Kupası’yla ilgili inşaatlarla bağlantısı olan özel sektör yüklenicilerinin Katar yasaları ve uluslararası çalışma standartları çerçevesinde asgari işçi standartlarını belirlemelerini şart koşmasını istemelidir. Yüksek Komite’nin yükleniciler için belirleyeceği her türlü asgari standart, işçilerin pasaportlarına el koymayı kesinlikle yasaklamalı ve işçilerin işe yerleştirme ücreti ödememesi için yüklenicilerin gereken her türlü tedbiri almasını veya bunu ödeyen işçilere bu miktarı geri ödemesini gerektirmelidir. İnsan Hakları İzleme Örgütü, Yüksek Komite’nin ayrıca, yüklenicilerin Katar hukukuna ve uluslararası çalışma standartlarına riayetiyle ilgili kamuoyunu bilgilendirmek üzere, bağımsız çalışma gözlemcilerini hizmete alması gerektiğini söyledi. Örgüt özel yüklenicilere de çağrıda bulunarak projelerinde yer alan tüm işçilerin işe girme komisyonu ve işçi pasaportları gibi mevzular dahil tüm haklarını koruyacaklarını taahhüt etmelerini istedi.

Whitson “Katar 2022 Yüksek Komitesi, çalışma politikaları vasıtasıyla uluslararası çalışma standartlarına uymayı, hatta onları gölgede bırakmayı planladıklarını söyledi. Uluslararası topluluk onlardan ve inşaat şirketlerinden spesifik, uygulanabilir taahütlerini alenen açıklamalarını istiyor. Katar’da işçi haklarını öne çıkaracağı sözünü verdiği düşünüldüğünde, FIFA da bu konuda baskı yapmalı” dedi.

Raporda Katar inşaat sektöründe işçi güvenliğiyle ilgili kaygılar ele alınıyor. İnşaat işçisi ölümleriyle ilgili bölgedeki elçiliklerle hükümetin verdiği rakamlar arasındaki rahatsız edici farklılıklar vurgulanıyor. Örneğin Nepal elçiliği 2010 yılında ölen Nepalli işçi sayısını 191 olarak veriyor. Hindistan elçiliği ise 2012’de bugüne dek genç yaştaki, düşük gelirli 45 işçinin kalp krizi sonucu ölümü dahil, toplam 98 Hindistanlı göçmenin öldüğünü bildiriyor. Hindistan elçiliğinden bir sözcü ,yerel medyaya bu alışılmadık derecede yüksek kalp krizi oranına sıcak çarpmasının sebep olmuş olabileceğini söyledi.

Ne var ki Çalışma Bakanlığı yetkililerinin İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne gönderdiği bir mektupta, “Son üç yıl içinde işçi ölümlerinin sayısı altıyı geçmemektedir. Ölüm sebepleri düşmedir” denilmektedir. İnsan Hakları İzleme Örgütü şirketlerin işçi ölümleri ve yaralanmalarını düzenli olarak yayınlamasını zorunlu kılan bir düzenlemenin bulunmamasının bilgi ve şeffaflık eksikliğine katkıda bulunduğuna dikkat çekti.

Whitson sözlerini şöyle bitirdi: “Daha ülkedeki işçi ölümleri ve yaralanmalarının oranını bile kesin olarak bilemezken Katar nasıl güvenip de böylesi büyük inşaat projelerine yeşil ışık yakacak? Hükümet için en temel başlangıç noktası, ülkede tam olarak kaç işçinin nerede, nasıl öldüğünü veya yaralandığını araştırmak ve net ve detaylı bir veri yayınlamaktır.”