Skip to main content

Türkiye: Polis karakollarının denetiminin kuvvetlendirilmesi işkenceyi önleyecektir

Başbakan yardımcısı Abdullah Gül'e mektup

İnsan Hakları İzleme Komitesi, Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı, İl ve İlçe İnsan Hakları Kurulları, Temmuz-Aralık 2004 Faaliyet Raporu'nda yer aldığı üzere, bazı polis karakolları ile jandarma üzerinde il ve ilçe insan hakları kurullarının denetlemelerde bulunmaları son derece hoşnuttur. Sorgu mekanlarının denetlenmesi, muhtemelen kötü muamele ve işkence iddialarının azalmaya devam etmesini sağlamanın en etkili yoludur ve bu yüzden son derece hoş karşılanmaktadır.

Rapora göre, bugüne kadar seksen bir kurulun yalnızca yirmiş beş tanesi ziyaretlerde bulunmuş ama diğer kurulların da yakında benzer ziyaretleri işlerinin bir parçası haline getireceğini varsayıyoruz. Bu tür denetlemeler, işkenceyle mücadelede bugüne kadar sağlanan ilerlemeleri korumaya katkıda bulunacak ve hatta hayat kurtarıcı olabilir. Bildiğiniz gibi, 1990'ların ortalarına kadar gözaltına alınan kişiler ile bunların sorgulayıcıları, dış dünyanın ilgi ve alakasından bütünüyle izole idiler. Bunun sonucunda da gözaltında işkence, kötü muamele, tecavüz ve ölümler yaygındı. İşkencenin Önlenmesi Komitesi (CPT/İÖK), avukatlar, savcılar ve şimdi de insan hakları kurullarının polis karakollarına erişimi, Avrupa Komisyonu'nun 2005 olağan raporunda yer verilen işkence iddalarının azalmasına yol açtı.

İnsan Hakları İzleme Komitesi’nın değerlendirmesine göre, il ve ilçe insan hakları kurulları, şikayetleri dinlemek ve takip etmekten ziyade, gözaltı mekanlarının denetlenmesi için daha uygundur. Bunun sebebi, ciddi bir insan hakları ihlalinin mağduru olan Türk vatandaşları ile ilgili vakaların büyük çoğunluğunda, bu insanların aynı zamanda ciddi bir kanunsuzluğun da mağduru olmuş olmalarıdır. Ciddi ihlallerin soruşturulmasında kurullar adli mercilerle paralel çalışırlar ki kurullar böylesi bir rol için gereken uzmanlık, soruşturma yetkisi ya da ceza/yaptırım uygulama olanağına sahip değildir. Dahası, kurullar ile valiler ve kaymakamlar arasında mevcut bulunan yakın ilişkiler, soruşturmacı rolü için gereken bağımsızlığa sahip olmadıkları anlamına gelir. Bu bağlamda, kurulların şikayetleri ele alışındaki kötü performansı hiç de şaşırtıcı değildir. Kurulların soruşturma rolu ve yetkileriyle ilgili olarak, İnsan Hakları İzleme Komitesi'nin bugüne kadar tecrübesi, sınırlı da olsa bile, hayal kırıcı olmuştur (bkz. ekli brifingin 6 ve 7. sayfaları).

Kurulun görece bağımsızlıktan yoksun olması, denetleme fonksiyonu için daha az sorun yaratabilir, özellikle diğer bütün yerel kurullarda zaten yer alan baro ve tabip odası temsilcilerinin de denetleme delegasyonlara katılmalarını sağlayacak düzenlemeler yapıldığı takdirde. Bildiğiniz gibi gerek CPT/İÖK (2002 yılında), gerekse Birleşmiş Milletler İşkence Özel Raportörü (1999 yılında), Türkiye'deki polis karakollarının güvenilir ve bağımsız bir organizasyon tarafından denetlenmesini özel olarak önermişti. İnsan Hakları İzleme Komitesi, bütünüyle bağımsız bir denetlemeye ihtiyaç olduğu görüşünü paylaşmaktadır. Türk Hükümetinin bu yönde bir adım atmak için araştırma yapmakta olduğunun da farkındayız. Ancak, yerel kurullar tarafından yapılacak denetlemenin avantajı, bu iş için gereken yetkinin zaten mevcut bulunması ve ziyaretlerin en azından bazı bölgelerde şimdiden başlamış olmasıdır. Kurullar tarafından yapılacak denetlemeler, bütünüyle bağımsız denetlemeler işlevsel hale getirilinceye kadar önemli bir rol üstlenebilir.

Kurulların denetleme faaliyetleri alanındaki etkinlik ve bağımsızlıklarını daha da geliştirmek için, polis karakolu ziyaretlerinde özel sorumluluk almaları ve bu işi yürüten heyete önderlik etmeleri için baro ve tabip odası temsilcileri teşvik edilmelidir. Denetleme faaliyetlerinin, özellikle habersiz ziyaretlerin, valiliklerden ayrı bir şekilde yürütülmesi esastır. İnsan Hakları Başkanlığı'nın faaliyet raporunda, yapılan ziyaretlerin herhangi birinin habersiz olup olmadığı belirtilmemiştir. Hiç şüphesiz olağan ziyaretler faydalıdır. Ama sistemin suistimal vakalarının azaltılmasında etkili olabilmesi için habersiz ziyaretler yapılması elzemdir.

İnsan Hakları Başkanlığı'nın faaliyet raporu, ziyaretlerin yönemi hakkında bilgi vermemektedir. Ardahan insan hakları kurulu dışında, bu ziyaretlerin bulguları hakkında bilgi verilmemektedir. Bu ziyaretler kurumsal uygulamaların gelişimini sağlayacaksa, kamunun bilgilendirilmesini sağlayacak bir mekanizmanın varlığı şarttır. Bu bilgi akışı, denetlemenin kalitesini de garanti altına alacaktır. Gizlilikle ilgili gereklilikler, nelerin ilan edilebileceğine dair bir kısım sınırlamalar getirebilir. Ama kurullar hiç değilse, tam olarak hangi gözaltı mekanlarını ziyaret ettiklerini, bu ziyaretlerin tarih ve saatini ve planlı ya da habersiz olup olmadığını bildirebilirler. Ziyaretle ilgili raporlar, herhangi bir kötü muamele iddiası olup olmadığı, buna cevap olarak uygulanan disiplin önlemleri, kurulların ziyareti sonucunda ciddi ihlallerle ilgili olarak (gözaltı kayıtlarında herhangi bir düzensizlik, kurulun erişimine engel, küçüklerin korunması ile ilgili önlemlerin gözardı edilmesi, veya aleni kötü muamele veya işkence vakaları da dahil olmak üzere) savcılığa herhangi bir delil iletilip iletilmediği ile ilgili ayrıntıları içermelidir.

İnsan Hakları Başkanlığı'nın web sitesi, ziyaret raporlarının (ve Başbakanlığın Haziran 1999 genelgesi doğrultusunda savcı ve valilerin yapacağı ziyaretlerin raporlarının) yayınlanması için uygun bir yer olacaktır.

Denetleme kurulları çalışmalarında proaktif ve sorgulayıcı bir yaklaşım benimsemelidir. Örneğin etkili ve gerçekten ilgili bir denetleme kurumu, yakın geçmişte gözaltı prosedürlerinde düzensizlik veya kötü muamele ile ilgili raporlara konu olmuş herhangi bir polis birimine ziyaretler düzenlemelidir. İnsan Hakları Başkanlığı'nın faaliyet raporu tarafından kapsanan dönem içinde bu türden muhtelif vakalar meydana gelmiştir.

  • Temmuz 2004'te gözaltına alınan sekiz kişi, Siirt Polis Merkezi'ndeki Anti-Terör Biriminde işkenceye maruz kaldıklarını bildirmişlerdir. Avukat Abdülhakim Giden, müvekkilleri Abdullah Gündoğdu, Tahsin Atak ve İhsan Gülmak'ın polis tarafından çırılçıplak soyulduğu, soğuk suyla ıslatıldığı, dövüldüğü ve hayalarının sıkıldığını söylediklerini ve hatta kendisinin de müvekkillerine ziyaret ettiği için polis tarafından tehdit edildiğini bildirmiştir. Siirt yerel insan hakları kurulu, bu iddiaların basında yer almasının ardından sözkonusu polis karakolunu ziyaret etmemiştir.
  • Ağustos 2004'te aynı aileden yedi kişi, Manisa ilinin Akhisar Polis Merkezi'nde gözaltında tutuldukları sırada dayak yediklerini bildirmişlerdir. Bu kişilerden birisi, yasalar tarafından izin verilen azami gözaltında tutulma süresi yirmidört saat aşılarak, beş gün boyunca gözaltında tutulmuştur. Kasım 2004'te aynı ailenin iki üyesi tekrar gözaltına alınmış ve dövüldüklerini bildirmişlerdir. Bu kişilerden F.G. adındaki kişinin yaşı küçüktür; bu nedenle polis tarafından gözaltında tutulmak yerine derhal savcıya havale edilmesi gerekirdi. Faaliyet raporu, Manisa kurulunun üç karakolda aylık kontroller yaptığını bildirmektedir ama kurulun ziyaret ettiği yerler içinde Akhisar Polis Merkezi yoktur.
  • Ondört yaşındaki H.Ö., 9 Temmuz 2004 tarihinde hırsızlık şüphesiyle bütün bir gece boyunca İzmir Basmane Polis Karakolunda tutulduğunu ve gözaltında iken dayak yediğini bildirmiştir. Kötü muamele iddiasının ötesinde, H.Ö.'nün gözaltına alınmış olması dahi kendi başına ciddi bir gözaltı mevzuatı ihlalidir. Çünkü, yaşı küçük olduğu için derhal savcıya havale edilmesi ya da serbest bırakılması gerekirdi. İzmir İnsan Hakları Kurulu, Ağustos ve Aralık arasında polis karakolları ve jandarmaya 227 ziyaret düzenleyerek etkileyici bir performans sergilemiştir. Ancak bu ziyaretler ile ilgili olarak faaliyet raporunda yer alan bilgiler son derece kısıtlı olduğundan, yaşı küçük H.Ö.'nün gözaltına alınması ve kötü muameleye maruz kalması ile ilgili iddialara karşılık Basmane Polis Karakolunu ziyaret edilip edilmediğini tespit etmek mümkün değildir.
  • 8 Eylül 2004'te hırsızlık iddiasıyla gözaltına alınan Ramazan İsmailoğlu, Adana 5 Ocak Polis Merkezinde polise gözetimindeyken öldü. Polisin iddiasına göre hücresinde kendisini asarak intihar etti. Adana yerel kurulu Ceyhan ve Yumurtalık ilçelerindeki polis karakollarını ziyaret etti ama 5 Ocak Polis Merkezini ziyarete gitmedi.
  • 30 Eylül 2004'te, alkol etkisi altındayken uygunsuz davranış iddiasıyla gözaltına alınan Ömer Şişman, Düzce ili Akçakoca Jandarma Kışlasında gözaltındayken öldü. Düzce kurulu, sözkonusu dönemde Akçakoca Jandarma Komutanlığını yada başka herhangi bir gözaltı mekanını ziyaret etmedi.

Yukarıda sıralanan kötü muamele ya da gözaltındayken ölüm vakaları, sözkonusu birimlerde mevcut sistemler ve uygulamaların üst düzey bir soruşturmasını ve yerel insan hakları kurulları tarafından bir süre yakın takibe alınmayı gerektirecek kadar ciddidir.

İnsan hakları kurulları tarafından denetlenme yeni bir girişimdir. Kurulların, CPT/İÖK'nın 15 yıldan uzun bir süredir Avrupanın muhtelif yerlerinde bu türden ziyaretler yaparak elde ettiği tecrübelerden öğreneceği çok şey vardır. İnsan Hakları İzleme Komitesi, bu tür yerlere yapılacak ziyaretlerin en iyi nasıl yapılabileceği ve insan hakları kurullarının bulgularını bakanlıklarla ve kamuyla nasıl paylaşabilecekleri gibi konularda, insan hakları kurullarının faaliyetlerini koordine etmekle yükümlü olan Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığının CPT/İÖK'dan pratik tavsiyeler almasını önermektedir. CPT/İÖK'nın yapacağı tavsiyeler dikkatli bir şekilde Türkçeye tercüme edilip bütün kurullara dağıtıldığı takdirde çok işe yarayabilir.

İnsan hakları kurullarının, polis karakollarının denetimi için yapacağı girişimler, cesaretlendirmeye ve güçlendirmeye değer. Bunlar, halen hükümetiniz tarafından değerlendirilmekte olan bağımsız polis karakolu denetimi ile ilgili daha gelişmiş sistemlerin hazırlanmasına yönelik tecrübe edinmek için uygun bir temel ve bu sistemler devreye girinceye kadar iyi bir geçici çözüm olarak ele alınmalıdır.

Kısaca, insan hakları kurullarının bu yeni rolünü hoşnutlukla karşılamanın yanısıra, kurullar için aşağıdakileri de önermek isteriz:

  • İşkencenin Önlenmesi Komitesi'nden etkili ziyaretlerle ilgili rehberlik almak,
  • Baro ve tabip odası üyelerinin önderlik etmesini teşvik ederek ziyaretlerin bağımsızlığının azami seviyeye çıkarılması,
  • Programın, bütün yerel kurullar hem planlı hem habersiz ziyaretler yapacağı şekilde genişletilmesi,
  • Ziyaretlerinde aktif ve sorgulayan bir yaklaşım benimsemeleri,
  • Ziyaretlerin sonucunda ayrıntılı raporlar yazılmasının garanti altına alınması.

Son olarak, hükümetiniz, polis karakollarının bağımsız denetimi doğrultusunda sözkonusu adımı attığı için, İnsan Hakları İzleme Komitesi, gözaltı mekanlarının tamamlayıcı bağımsız uluslararası ve ulusal uzman organlar tarafından düzenli olarak ziyaret edilmesi için bir sistem oluşturan, Birleşmiş Milletler İşkence Konvansiyonunu (UNCAT) imzalamak ve onaylamak için acele etmenizi önerir.

Saygılarımla,

Rachel Denber
Genel Müdür Vekili
Avrupa ve Orta Asya Bölümü

Dağıtım:
Sayın Abdulkadir Aksu, İçişleri Bakanı, Ankara
Prof. Vahit Bıçak, Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı
İşkence Önlenmesi Komitesi
Valilikler
Türkiye çapında Barolar ve Tabip Odaları
Bay Martin Harvey, Avrupa Komisyonu Türkiye Birimi Müdürü
Büyükelçi Hansjörg Kretschmer, Ankara'daki A.B. temsilciliği
Bayan Aslıgül Üğdül, Siyasi İlişkiler Müdürü, Avrupa Birliği Genel Sekreterliği, Ankara
Birleşik Krallık Büyükelçiliği, Ankara
Danimarka Büyükelçiliği, Ankara

Your tax deductible gift can help stop human rights violations and save lives around the world.

Region / Country

Topic