Skip to main content
Donate Now

Türkiye: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Hak Savunucusunun Derhal Tahliyesine Hükmetti

Mahkeme Mahkumiyet Kararını Geçersiz Saydı

Osman Kavala © 2017 özel

(Londra) - Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi bugün, Kasım 2017’den bu yana Türkiye’de hukuka aykırı şekilde cezaevinde tutulan insan hakları savunucusu ve sivil toplum temsilcisi Osman Kavala davasında tarihi nitelikte bir karar verdi. Mahkeme, Kavala’nın devam eden tutukluluğunun hukuka aykırı olduğuna hükmetti ve adil yargılanma, ifade ve örgütlenme özgürlüğü haklarının ihlal edildiğine karar verdi. Mahkeme ayrıca Kavala’ya verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının insanlık dışı ve alçaltıcı muamele teşkil ettiğine ve Türkiye yetkililerinin onu hukuka aykırı şekilde cezaevinde tutarak kötü niyetle hareket ettiğine karar verdi. Kavala’nın mahkumiyetinin ardında onu cezalandırmak, susturmak ve insan hakları çalışmalarını engellemek şeklindeki örtülü bir amacın bulunduğu sonucuna vardı.

İnsan hakları örgütleri İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch), Uluslararası Hukukçular Komisyonu (International Commission of Jurists-ICJ) ve Türkiye İnsan Hakları Davalarına Destek Projesi (Turkey Litigation Support Project-TLSP); davada gündeme gelen temel hak meseleleri konusunda Mahkemeye üçüncü taraf görüşü sunmuştu. Uluslararası Af Örgütü, Haziran 2022’de Osman Kavala ve yargılanan diğer altı kişiyi düşünce mahkûmu ilan etmişti.

Uluslararası Af Örgütü Avrupa Kurumları Ofisi Direktörü Eve Geddie, “Bugün Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, son kararında Osman Kavala’nın neredeyse dokuz yıldır siyasi güdümlü bir yargılama temelinde cezaevinde tutulduğunu kapsamlı biçimde ortaya koydu” dedi. Geddie, sözlerini şöyle sürdürdü. “Türkiye, Kavala davasında Mahkemenin daha önce verdiği iki bağlayıcı kararı hiçe saydı. Adaletin bu şekilde engellenmesine artık son verilmelidir. Yargı ve savcılık mercileri dahil olmak üzere Türkiye yetkilileri Osman Kavala’nın derhal ve koşulsuz serbest bırakılması için harekete geçmelidir.”

“Gezi Parkı davası” olarak bilinen süreçte Kavala, 2013 yılındaki protestolar sırasında “hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs” ettiği gerekçesi ile 25 Nisan 2022’de ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmış; birlikte yargılandığı diğer kişilere ise “hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım etmek” gerekçesi ile 18’er yıl hapis cezası verilmişti. Bugünkü karara ilişkin açıklama yapan dört örgüt, Türkiye’nin hem uluslararası hukuk kapsamındaki yükümlülükleri hem de Türkiye Cumhuriyeti Anayasası doğrultusunda Osman Kavala’yı derhal serbest bırakması ve hakkındaki mahkûmiyet kararını kaldırması gerektiğini belirtti.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bu son kararında, savcılığın, 2013 yılında İstanbul’daki Gezi Parkı’nda düzenlenen barışçıl protestoların hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs olduğu yönündeki asılsız iddiasıyla yürütülen Gezi yargılamasını bir bütün olarak inceledi. Mahkeme; iddianameyi, suçlamaları, delil olduğu öne sürülen materyalleri, yargılama sürecini, temyiz aşamalarını ve mahkûmiyet kararını Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin adil yargılanmaya ilişkin güvenceleri çerçevesinde değerlendirdi. Mahkeme, Kavala’nın özgürlüğünden yoksun bırakılmasının ve nihayetinde mahkûm edilmesinin bütünüyle “adaletin açık inkârına” dayandığına hükmetti. Ayrıca, Türkiye’de yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığını zedeleyen yapısal eksiklikleri tespit ederek, bunların giderilmesi için tedbirler alınmasını istedi. 

Türkiye İnsan Hakları Davalarına Destek Projesi Direktörü Ayşe Bingöl Demir, “Avrupa’nın en yüksek insan hakları mahkemesi, Kavala’nın Gezi Davası kapsamında gözaltına alınmasının, tutukluluğunun, yargılanmasının ve mahkûmiyetinin siyasi amaçlarla gerçekleştirildiğine ve sürecin başından sonuna kadar hukuka aykırı olduğuna dair hiçbir soru işaretine yer bırakmamıştır” dedi. “Kavala’nın Ekim 2017’de gözaltına alınmasından bu yana haklarının ihlal edilmesini mümkün kılan sistemik sorunlar bir kez daha gözler önüne serilmiştir.”

Bugünkü karar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Kavala’nın durumuna ilişkin verdiği üçüncü karardır. Mahkeme, Aralık 2019’da verdiği ilk kararda, Kavala’nın tutukluluğunun özgürlük hakkını ihlal ettiğine ve insan hakları savunucusu olarak çalışmalarını susturmak gibi örtülü bir amaç taşıdığına hükmederek, Kavala’nın derhal serbest bırakılmasına karar verdi. Mahkeme, Temmuz 2022’de dava hakkında verdiği ikinci kararında ise Türkiye’nin 2019 tarihli karara uyma yükümlülüğünü ihlal ettiğine hükmetti.

Örgütler, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi sisteminin insan haklarını koruma fonksiyonu açısından artık kritik bir sınavla karşı karşıya olduğunu belirtti. Bu kararlara rağmen Avrupa Konseyi, Kavala davasında Türkiye’nin Mahkeme kararlarına uymasını sağlamak için henüz somut bir adım atmadı.

Uluslararası Hukukçular Komisyonu Avrupa ve Orta Asya Programı Direktörü Temur Shakirov konuyla ilgili olarak, “Türkiye, Avrupa Konseyi’ne katılan ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne taraf olan ilk devletler arasında yer aldı; böylece Sözleşme’de güvence altına alınan haklara saygı gösterme ve bunları koruma, ayrıca Mahkeme’nin bağlayıcı kararlarını uygulama yükümlülüğünü kabul etti. Şimdi bu yükümlülüklerini yerine getirmeli; Avrupa Konseyi de bunu güvence altına almak için harekete geçmelidir” dedi.

AİHM kararlarının icrası ve kararlara uyulmasının denetlenmesi Avrupa Konseyi’nin karar alma organı olan Bakanlar Komitesi’nin görevidir. Bu denli ciddi ve süreklilik arz eden kararlara uyulmama sorunu karşısında, Avrupa Konseyi ile Parlamenter Meclisi ve Genel Sekreteri de Osman Kavala’nın serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla bu kararların uygulanmasını güvence altına almak için gerekli tüm tedbirleri almalı ve ellerindeki tüm araçları kullanmalıdır. Avrupa Konseyi ve üye devletleri, Türkiye’nin bu kararları uygulamamasının yol açtığı sonuçları, Sözleşme sisteminin bütününün etkinliğine ve inandırıcılığına yönelik temel bir tehdit oluşturduğunu görmelidir.

Avrupa Konseyi üye devletleri ayrıca, Türkiye’ye ilişkin gündemlerinde Kavala davasını öncelikli bir konu olarak tutmalı ve Mahkeme kararlarına uyulmasını Türkiye yetkilileri nezdinde açık ve muğlaklığa yer vermeyecek biçimde talep etmelidir. Bu kapsamda devletler, Osman Kavala’nın derhal serbest bırakılması yönündeki somut taleplerini açıkça dile getirmelidir. 

İnsan Hakları İzleme Örgütü kıdemli hukuk danışmanı Aisling Reidy konuya ilişkin açıklamasında, “Osman Kavala yaklaşık dokuz yıldır hukuka aykırı şekilde cezaevinde tutuluyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, son kararıyla birlikte artık üçüncü kez Kavala’nın derhal serbest bırakılmasına hükmetmiş oldu. Avrupa Konseyi ve üye devletlerinin, Mahkeme kararlarına uyulmasını sağlamak ve Osman Kavala’nın nihayet serbest bırakılmasını güvence altına almak için harekete geçmesi hayati önem taşıyor” dedi.

Your tax deductible gift can help stop human rights violations and save lives around the world.

Region / Country