Abed Mahsan fled his house in 2006, the day after his Shi`a neighbor was killed and two hours after he and his family received a death threat for living in a Sunni neighborhood north of Baghdad. Because of his displacement, none of his six children is able to attend school.

© 2010 Samer Muscati/Human Rights Watch

(Beyrut) -İnsan Hakları İzleme Örgütü bugün yayınladığı bir raporda, Irak'ta başta kadınlar ve gözaltındakiler olmak üzere, ülkenin en savunmasız gruplarının haklarının düzenli olarak ihlal edildiğini ve faillerin cezasız kaldığını ifade etti. İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün 2010 yılında Irak'ın yedi şehrinde yürüttüğü araştırma sonucunda ülkede hala devam eden şiddet ve kriminal suçların yanı sıra, insan hakları ihlallerinin de olağan vakalar olduğu ortaya çıktı.

102 sayfalık "At a Crossroads: Human Rights in Iraq Eight Years After the US-led Invasion" (Yol Ayrımında: ABD Liderliğindeki İşgalden Sekiz Yıl Sonra Irak'ta İnsan Hakları) başlıklı raporda İnsan Hakları İzleme Örgütü hükümete savunmasız grupların haklarını koruması ve ceza kanunu ve kadınlara ayrımcılık yapan ve ifade özgürlüğünü ihlal eden diğer tüm yasaları iyileştirmesi için çağrıda bulunuyor. Raporda ayrıca, Bağdat'taki hükümetin gözaltındakilere, azınlıklara ve gazetecilere yönelik tüm ihlal iddialarıyla ilgili bağımsız ve tarafsız soruşturma başlatması tavsiyesi de yer alıyor.


İnsan Hakları İzleme Örgütü Orta Doğu direktörü Joe Stork "ABD işgalinden sekiz yıl sonra Irak'taki hayatın kadınlar ve azınlıklar için daha da kötüye gittiğini; gazeteciler ve gözaltında tutulanların ciddi hak ihlallerine maruz kaldığını" söyleyerek, "Bugün Irak bir yol ayrımında -hukuk düzenini ve insan haklarını benimsemediği takdirde yeniden bir polis devletine dönüşme riskiyle karşı karşıya" dedi.

2003 işgali ve işgalin yarattığı kaos Irak yurttaşlarına inanılmaz pahalıya mal oldu. İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün araştırması, güvenliğin kötüleşmesinin bazı geleneksel yargı pratiklerinin ve din temelli siyasi aşırılığın geri gelmesine yol açtığını; bunun da, kadın hakları üzerinde gerek ev içinde, gerekse dışarıda büyük hasara yol açtığını ortaya koyuyor.

Kadın düşmanı ideolojileri savunan milisler kadın ve kız çocuklarını hedef alarak öldürüyor ve kamusal hayata katılmalarını önlemek için çeşitli yollarla sindiriyor. Giderek daha fazla kadın ve kız çocuğu, ailelerine karşı çıktıkları ya da namuslarına halel getirdikleri bahanesiyle kendi evlerinde kurban ediliyor. Kadın ve kız çocuklarının cinsel sömürü amacıyla ülke içine ve dışına kaçırılması ise oldukça yaygın.


Stork "Bu çatışmanın ve getirdiği sonuçların en ağır yükünü Irak'taki kadın ve kız çocukları çekiyor. 1991'den önce bölgede hakları en fazla koruma altında olan ve sosyal hayata en üst düzeyde katılan Iraklı kadınlar için bu yutması son derece zor bir acı ilaç" dedi.

İnsan Hakları İzleme Örgütü, 2008'den bu yana güvenliğin biraz daha artması nedeniyle gazeteci cinayetlerinde bir azalma görüldüyse de, Irak'ta gazeteciliğin tehlikeli bir meslek olduğunu söyledi. Radikaller ve kimliği belirsiz saldırganlar gazetecileri öldürüyor ve ofislerini bombalıyor. Hükümet kurumlarına ya da siyasi partilere bağlı güvenlik güçleri gazetecileri giderek daha fazla taciz ediyor, yıldırmaya çalışıyor, tehdit ediyor, gözaltına alıyor ve fiziksel saldırıda bulunuyor. Üst düzey siyasetçiler, eleştirel yazıları yüzünden gazeteciler ve yayınlar aleyhine vakit kaybetmeden dava açıyorlar.

Stork "Irak hükümetinin Mısır ve Tunus sokaklarında olup bitene bakarak, ifade özgürlüğünün korunması yönünde anlamlı adımlar atması gerektiğini" ifade etti.

İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün bulgularına göre Iraklı sorgucuların gözaltına alınan kişilere, hangi mezhepten olduklarına bakmaksızın, genellikle itiraf elde etmek amacıyla kötü muamele etmesi sıradan bir durum. ABD yetkilileri, bariz bir biçimde işkence riski olduğunu bilmelerine rağmen binlerce Iraklı tutukluyu Iraklı muhafızlara teslim etti. Bu muhafızların işkence yapma geleneği, Saddam Hüseyin ve işgal kuvvetleri rejimi döneminde olduğu gibi, devam etmektedir.

İnsan Hakları İzleme Örgütü hükümetin dışlanmış toplulukların bazılarını koruyacak yasaları yürürlüğe sokmasına ve önemli bazı destek programları başlatmış olmasına rağmen, hala en savunmasız vatandaşlarını ihmal etmeye devam ettiğini belirtti. Yerinden edilmiş kişiler, azınlıklar ve özürlüler risk altında olan gruplardan bazıları. Hükümetin destek ve koruma programlarının birçoğu ya gereğince işlevsel değil ya da en çok ihtiyaç sahiplerine erişmek konusunda yetersiz.

1,5 milyondan fazla Iraklı 2006 ve 2007 yılında, mezhepler arasında yaşanan şiddet yüzünden topluluklarının parçalanması nedeniyle yaşadıkları yerleri terketmek zorunda kaldı. İnsan Hakları İzleme Örgütü şu anda binlerce yerinden edilmiş kişinin derme çatma yerleşim yerlerinde, temiz su, elektrik ve hijyenden mahrum bir biçimde yaşadıklarını söyledi.

Hoşgörüsüz ideolojileri savunan silahlı gruplar azınlık topluluklarına saldırılar düzenleyerek Irak'ın yerli halkına ağır zarar veriyor ve binlercesini geri dönmeyi düşünmeksizin ülkeyi terketmeye zorluyor. Hükümet, diğerlerinin yanı sıra Sabii Mandenler, Hristiyanlar ve Yezidilere yönelik saldırıları durdurmayı başaramıyor.

İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün raporuna göre yıllarca süren silahlı çatışmalar sırasında uzuvları kaybetmiş binlerce özürlü kendilerini toplum dışına itilmiş buluyor; iş bulamıyor, yeterli tıbbi bakım alamıyor ve hatta yeni protez ve tekerlekli sandalye edinemiyorlar.

 "Irak'ın gelecekte temel insan haklarına saygıya dayalı demokratik bir toplum olmasının yolunun büyük oranda Irak yetkililerinin bu hakları gereğince koruyup korumamasına bağlı olduğunu" söyleyen Stork, "Bunu yapabilmek için Irak yetkililerinin işkence, ifade özgürlüğü ve kadına ve Irak toplumunun diğer savunmasız kişilerine yönelik şiddetle ilgili uluslararası standartlara uygun, güvenilir bir adalet sistemi kurmaları gerekmektedir" dedi.