Skip to main content
Donate Now

Türkiye: Suçlanan Çocuklara Uzun Hapis Cezaları

Çocuk Adaleti Standartları Gözetilmeli; Zararlı ve Etkisiz Yaklaşım Reddedilmeli

Türkiye İstanbul’daki Çağlayan Adliyesi'nin dışındaki bölge polis kordonu altında, 22 Mart 2025. © 2025 YASIN AKGUL/AFP via Getty Images

(Berlin) – İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) bugün yaptığı açıklamada, Türkiye’de yeni kabul edilen ve suç işlediğine karar verilen çocuklara ağır hapis cezaları öngören bir yasanın çocuklara zarar vermesinin muhtemel olduğunu ve Türkiye'nin politikalarını uluslararası normlardan daha da uzaklaştırdığını belirtti. 18 Ağustos 2026'da yürürlüğe giren yasa, mahkemelere 12 yaş ve üzeri çocuklara 27 yıla kadar, 15 yaş ve üzeri çocuklara ise müebbet hapis cezası verme yetkisi tanıyor.

14 yaşından küçük çocuklara cezai yaptırım uygulamak ve çocukları yetişkinlermiş gibi cezalandırmak, uluslararası çocuk hakları standartlarını ihlal eder. Yasa ayrıca, çocuk hükümlülerin, kendileri için uygun olan çocuk eğitimevleri yerine çocuk kapalı ceza infaz kurumlarında tutulmasını öngörüyor. Türkiye, bunun yerine çocuk adalet sistemini en iyi uluslararası standartlarla uyumlu hale getirecek reformlar yapmalıdır.

İnsan Hakları İzleme Örgütü çocuk hakları direktör yardımcısı Bill Van Esveld, “Bir çocuğun işlediği her ağır suç ciddi bir karşılık gerektirir; ancak çocukları onlarca yıl hapsetmek ne adildir ne de etkilidir. Bu yaklaşım zararlıdır ve ters tepebilir,” dedi. Van Esveld, “Çocuk adaleti standartları, çocukların gelişme ve kendilerini değiştirme kapasitesine sahip olduğunu ortaya koyan bilimsel verilere dayanır; bu nedenle çocuklar yetişkinler gibi cezalandırılmamalıdır,” şeklinde konuştu. 

Türkiye hükümeti, Ocak 2025’te 14 yaşındaki Mattia Ahmet Minguizzi’nin bıçaklanarak öldürülmesinin ardından çocuklara daha ağır cezalar verilmesini savunmaya başladı. 15 ve 16 yaşlarındaki iki erkek çocuk, Mattia Ahmet Minguizzi’yi öldürmekten 24’er yıl hapis cezasına çarptırılmıştı; bu, o dönemde verilebilecek en yüksek cezaydı. Ancak siyasetçiler, çocukları suçtan caydırmak için daha uzun hapis sürelerine ihtiyaç duyulduğunu öne sürdü.

Yeni yasa, Türk Ceza Kanunu’nda 15-17 yaş arasındaki çocuklar için öngörülen azami hapis cezalarını değiştiriyor. Önceki düzenlemeye göre, “tasarlayarak kasten öldürme” gibi en ağır suçlar için azami 24 yıl, “kasten öldürme” için 15 yıl ve diğer bazı suçlar için 12 yıla kadar hapis cezası öngörülüyordu. Yeni düzenleme ise bu yaş grubundaki çocukların, suç işleme kastı, saik, suçun işleniş şekli ve önceki mahkûmiyetleri dikkate alınarak, yetişkinler gibi müebbet hapis cezasına çarptırılmasına imkân tanıyor.

12-14 yaş arasındaki bir çocuk için mahkeme, çocuğun “işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamadığı veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmediği” sonucuna varırsa, çocuğun ceza sorumluluğu yoktur ve mahkeme “çocuklara özgü güvenlik tedbirleri” uygulayabilir. Ancak çocuğun ceza sorumluluğunun bulunduğuna karar verilirse, yeni düzenleme mahkemelere bu yaş grubundaki çocukları, kastlarına, saiklerine ve suçu işleme biçimlerine bağlı olarak, kasten öldürme ve diğer ağır suçlardan 27 yıla kadar hapisle cezalandırma yetkisi tanıyor.

Türk Ceza Kanunu’na göre müebbet hapis cezası “hükümlünün hayatı boyunca devam eder.” Müebbet hapse mahkûm edilen bir çocuk en erken 24 yıl sonra koşullu salıverilme talebinde bulunabilirken, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan çocuklar ancak 30 yıl sonra bu talepte bulunabiliyor.

Yeni yasa, çocukların cezalarını çocuk eğitimevlerinde infaz etmesine ilişkin uygulamayı da değiştiriyor. Artık kasıtlı suçlardan 3 yıldan fazla, taksirli suçlardan ise 5 yıldan fazla hapis cezasına mahkûm edilen çocuk hükümlüler, “çocuk kapalı ceza infaz kurumlarında” tutulacak ve ancak İdare ve Gözlem Kurulu’nun kararıyla çocuk eğitimevlerine ayrılabilecek.

Yasaya karşı, muhtemelen muhalefetteki Yeni Parti tarafından Anayasa Mahkemesi’ne başvurulması bekleniyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü, Anayasa Mahkemesi’nin vereceği karardan bağımsız olarak, hâkimlerin ceza tayin ederken sahip oldukları takdir yetkisini, suçlanan çocuklara ilişkin uluslararası hukuk standartlarına saygı gösterecek ve bu standartları gözetecek biçimde her zaman kullanmaları gerektiğini belirtti. Türkiye, Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’ye taraftır ve Sözleşme’yle bağlıdır. Sözleşme, Çocuk Hakları Komitesi’nin içtihadı ve yorumlarıyla birlikte, bu standartlar konusunda yetkin ve yol gösterici bir kaynak oluşturur.

Uluslararası hukuk standartlarına göre devletler, ceza sorumluluğunun asgari yaşını 14 olarak belirlemelidir. Türkiye’de ise bu yaş sınırı 12’dir. Uluslararası hukuk ayrıca devletlerin çocukları yetişkinler gibi değerlendirmemelerini ve Çocuk Hakları Komitesi’nin ifadesiyle, “suçun işlendiği sırada 18 yaşından küçük olan herkes için çocuk adalet sisteminin ayrımcılık yapılmaksızın tam olarak uygulanmasını” sağlamalarını gerektiriyor. Özgürlükten yoksun bırakma tedbiri ise gerekli olan en kısa süreyle sınırlı olmalıdır.

Çocuk adaleti alanındaki uluslararası uzmanlar bu standartları; çocukların gelişmekte olan beyinlerinin yetişkinler düzeyinde dürtü denetimine, risk farkındalığına ve plan yapma ya da eylemlerinin sonuçlarını anlama kapasitesine sahip olmadığına, hapsedilmenin çocukların gelişimine zarar verdiğine ve uzun süre özgürlükten yoksun bırakılmanın çocukların toplumla yeniden bütünleşme ve topluma katkıda bulunma potansiyelini zedelediğine ilişkin tutarlı kanıtlara dayanarak geliştirmiştir.

Çocuklara yetişkin muamelesi yapmak, uluslararası hukukun çocuk adaletine yüklediği rehabilitasyon ve toplumla yeniden bütünleşme amacıyla da bağdaşmaz.

Nörobilim ve çocuk gelişimi alanındaki bilimsel görüş birliğine göre, çocukların beyinleri hızla değişmekte ve özellikle prefrontal kortekste kritik gelişimlerden geçmektedir. Çocuk Hakları Komitesi, prefrontal korteksin “risk almayı, belirli türde kararlar vermeyi ve dürtüleri denetleme yeteneğini etkilediğini” belirtmiştir.

İnsan Hakları İzleme Örgütü, suça karşılık olarak çocuklara ağır hapis cezaları verilmesine odaklanmanın, kamu güvenliği için gerekli diğer adımların gözden kaçmasına da yol açtığını belirtti. Kanıtlar, çocuklara suçlu muamelesi yapmanın toplum güvenliğini artırmadığını ve çocuk odaklı rehabilitasyon sistemlerinin zararı önlemede daha ağır cezalara kıyasla daha etkili olduğunu göstermektedir. Çocuk Hakları Komitesi, "çocuğun onur ve değer duygusunu" güçlendiren sistemler uygulamaya konulduğunda "çocuklar tarafından işlenen suç oranının azalma eğiliminde olduğunu" tespit etmiştir.

İsveçli sivil toplum kuruluşlarından oluşan bir koalisyon çocukları hapsetmenin yerine uygulanabilecek 100 seçenek belirledi. Bunların arasında daha güçlü sosyal hizmetler, daha iyi ruh sağlığı hizmetleri, okul temelli destek, suç örgütleri tarafından istismar edilen çocuklara yönelik hedefli yardım ve aileler ile topluluklara sağlanacak etkili destek de yer alıyor.

Hapsedilmenin çocukların zihinsel ve fiziksel gelişimine verdiği uzun vadeli zarar iyi belgelenmiştir; araştırmalar, en ağır vakalarda hapsedilmenin çocuklar için ölümcül olabileceğini ortaya koymaktadır.

Van Esveld, “Çocukları yetişkinmiş gibi cezalandırmak, yıllara dayanan bilimsel bulguları olduğu kadar uluslararası hukuku da göz ardı etmektir,” dedi. Van Esveld, “Türkiye hükümeti bu yasayla hem kamu güvenliği hem de çocuk hakları açısından geriye doğru bir adım attı,” şeklinde konuştu.

Your tax deductible gift can help stop human rights violations and save lives around the world.

Region / Country