Türkiye-Suriye sınırına örülen duvarın Kilis il sınırından görünümü.

© 2018 Reuters

(Beyrut) – İnsan Hakları İzleme Örgütü bugün yaptığı bir açıklamada Türkiyeli yetkililerin Suriyelileri Suriye’ye geri dönmek istediklerini beyan eden formlar imzalamaya zorladığını açıkladı. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu 24 Temmuz 2019 günü, Türkiye’nin Suriyelileri “sınır dışı ettiğini” inkar etti, ancak “gönüllü olarak Suriye’ye dönmek isteyen Suriyelilerin” “güvenli bölgelere” geri dönmelerine imkan veren prosedürlerden yararlanabileceklerini söyledi.

İstanbul’daki Suriyelilerin kayıt belgelerine yönelik polis kontrollerinin arttığına ve Suriyelilerin zorla şehirden çıkartıldığına ilişkin ilk haberlerin duyulmasından 10 gün kadar sonra, İstanbul Valililiği 22 Temmuz tarihinde bir açıklama yaparak, diğer illerde kayıtlı Suriyelilerin 20 Ağustosa dek kayıtlı oldukları illere geri dönmeleri gerektiğini ve İçişleri Bakanlığı’nın kayıtsız Suriyelileri, kayıt olmaları için İstanbul dışındaki illere göndereceğini duyurdu. Açıklama Türkiye’deki Suriyeli ve diğer mültecilere karşı yabancı düşmanı hissiyatın, tüm siyasi kesimlerde yükselişe geçtiği bir dönemde yapıldı.

İnsan Hakları İzleme Örgütü Acil Durumlar Direktörü Gerry Simpson, “Türkiye gönüllü olarak ülkelerine geri dönmek isteyen Suriyelilere yardımcı olduğunu iddia ediyor; ama onları geri dönmeyi kabul edene dek kilit altında tutmak, form imzalamaya zorlamak ve sonra da savaş bölgesine atmak, ne gönüllülüğe ne de hukuka sığar” dedi. Simpson, “Türkiye’nin rekor sayıda Suriyeli mülteciye ev sahipliği yapması takdire şayan bir şey, ancak bunun sonu hukuksuz sınır dışı uygulamalarına varmamalı” şeklinde konuştu.

Türkiye, ülke çapında 3.6 milyondan biraz daha fazla sayıda Suriyeliye geçici koruma kapsamında ev sahipliği yapıyor, bunlardan yarım milyondan fazlası İstanbul’da bulunuyor. Bu dünyadaki herhangi bir ülkede bulunan mülteci sayısından daha yüksek ve Avrupa Birliğin’in (AB) tamamında bulunan toplam mülteci sayısının dört misline yakın bir sayı.

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) “Suriyeli sığınmacıların büyük bir çoğunluğu halen... uluslarası mülteci korumasına muhtaç durumda” diyor ve “devletleri Suriye vatandaşı olan ve önceden mutad olarak Suriye’de yaşayan kişileri Suriye’ye geri dönmeye zorlamamaya davet ediyor.”

İnsan Hakları İzleme Örgütü gözaltına alınıp, zorla Suriye’ye geri döndürülen dört Suriyeliyiyle telefonda konuştu.

Eskiden Şam’ın kırsal bölgesinde bulunan Guta’dan yaşayan ve son üç yıldır kayıtsız olarak İstanbul’da bulunan adamlardan biri İstanbul’da 17 Temmuz günü gözaltına alınmış. Polis onu ve gözaltına alınan diğer Suriyelileri bir formu imzalamaları için zorlamış, onları başka bir gözaltı merkezine aktarmış ve nihayet Suriye giden 20 kadar otobüsten birine bindirmiş. Bu insanlar halen Kuzey Suriye’deler.

Eskiden Halep’te, 2013’ten beri ise Türkiye’nin Güneydoğusundaki Gaziantep’te yaşayan başka bir adam ise, kardeşiyle birlikte şehirde işlettikleri dükkana yapılan bir saldırıyı şikayet etmek için polise gitmesinin ardından, orada gözaltına alındığını anlattı. Polisin onları Karşıyaka Gaziantep karakolundan, Oğuzeli’ndeki Mülteci Geri Gönderme Merkezine aktardığını, orada altı gün tutulduklarını ve kendilerine ne olduğu söylenmeden sınır dışı formunu imzalamaya zorlandıklarını anlattı. Yetkililer onları 9 Temmuz günü, Kilis yakınlarındaki Öncüpınar sınır kapısından Suriye’deki Azaz’a zorla geri göndermişler.

İnsan Hakları İzleme Örgütü ayrıca, Yunanistan’a ulaşmaya çalışırken, kıyı bölgesindeki bir kontrol noktasında sahil güvenlik ve polis görevlileri tarafından yakalandıklarını, bu görevlilerin kendilerini gönüllü geri dönme formlarını imzalamaya ve parmak basmaya zorladıklarını anlatan iki adamla da telefonda görüştü. Yetkililer daha sonra bu adamları Halep vilayetinin kuzeyindeki İdlib’e sınır dışı etmişler.

Eskiden İdlip vilayetindeki Atmeh’te yaşarken 2017 yılında Gaziantep’te kayıt olan bir adam, 9 Temmuz günü Sahil Güvenlik tarafından yakalandığını söyledi. Güvenlik görevlileri tarafından Türkiye’nin batısındaki Aydın kentindeki bir gözaltı merkezinde altı gün tutulduğunu anlattı. Güvenlik görevlilerinin onu ve gözaltındaki diğer kişileri sözle taciz ettiğini, göğüslerine yumruk attıklarını ve gönüllü geri dönme formunu imzalamaya zorladıklarını aktardı. Adam, kendisini sözle taciz eden jandarma görevlileri tarafından 15 Temmuz günü, 35 başka Suriyeli ile birlikte, Öncüpınar sınır kapısından sınır dışı edilmiş.

Aynı kişi Aydın’daki gözaltı merkezinde, söz konusu formları imzalamayı reddettikleri için dört aydır tutulan başkalarının olduğunu da belirtti.

İkinci adam Marat El Numan’dan 2014 yılında kaçtığını ve Türkiye’de İskenderun’da kayıt olduğunu söyledi. Adam bir tekne ile Yunanistan’a geçmek için sahile ulaşmaya çalışırken, polis onu, 4 Temmuz günü bir kontrol noktasında durdurmuş ve Aydın’daki gözaltı merkezine götürmüş. Adam orada güvenlik görevlilerinin gözaltında tutulan diğer kişileri darp ettiklerini, onlara bağırdıklarını ve küfür ettiklerini söyledi.

Adam gözaltı merkezindeki yetkililerin Türkiye’deki kayıt belgesi de dahil olmak üzere kişisel eşyalarına el koyduklarını ve ona bazı formlar imzalatmaya çalıştıklarını anlattı. Adam imzalamayı reddedince, ona bunların sınır dışı formu olmadığını, “usulen imzalatıldığı” söylenmiş. Adam imzalamayı yine reddedince, formları imzalamaz ve parmak basmazsa orada sonsuza dek kalabileceği söylenmiş. Dolayısıyla adam başka çaresi olmadığını düşünerek formları imzalamış. Sonra onlarca başka Suriyeli ile birlikte bir otobüse bindirilmiş ve 27 saatlik bir yolculuktan sonra, Öncüpınar Sınır Kapısından sınır dışı edilmiş.

Buna ilaveten, gazeteciler de, Suriye’den telefonla, Türkiyeli yetkililer tarafından Temmuzun üçüncü haftasında gözaltına alındıklarını, geri dönüş belgelerine imza atmaya ve parmak basmaya zorlandıklarını anlatan çok sayıda kayıtlı ve kayıtsız Suriyeliyle görüştüler. Yetkililer daha sonra söz konusu Suriyelileri onlarca, bazı vakalarda 100’e varan sayılarda başka Suriyeli ile birlikte, Cilvegözü sınır kapısından İdlib’e ve Halep vilayetinin kuzeyine sınır dışı etmişler.

Dünya Bankası’na göre 2011’den bu yana Suriye’deki ihtilafta 400 binden fazla insan öldü. Suriye hükümetinin, önceden hükümet karşıtı gruplar tarafından kontrol edilen bölgeleri yeniden ele geçirmesiyle ve IŞİD’le mücadelenin sona yaklaşmasıyla birlikte Suriye’deki savaş nitelik değiştirmiş olasa da, sivil halkın ızdırabı ve ölümler sürüyor.

Suriye-Rusya askeri ittifakı, İdlib vilayetinde ayırım gözetmeden sivilleri bombalamayı ve yasaklanmış silahları kullanmayı sürdürüyor ki bu durum Save the Children (Çocukları Kurtarın) isimli sivil toplum örgütünün rakamlarına  göre Nisan ayından bu yana 90’ı çocuk en az 400 kişinin ölümüyle sonuçlandı. Suriye hükümetinin ve hükümet karşıtı grupların kontrolundaki diğer bölgelerde ise statükoyu hala keyfi tutuklamalar, kötü muamele ve taciz teşkil ediyor.

Türkiye’de yapılan zorla geri göndermeler, hükümetin Suriyeli sığınmacılara koruma sağlamayı reddeden diğer politikaları sürdürmekte ısrarcı olacağına işaret ediyor. Türkiye dört senedir Suriye ile sınırlarını kapatmış durumda. Türkiyeli sınır muhafızlarının sığınmacıları sorgusuz sualsiz, kitlesel olarak geri ittiler ve sınırı geçmeye çalışan Suriyelileri yaraladılar ve öldürdüler. 2017 sonlarında ve 2018 başlarında, İstanbul ve Suriye sınırındaki 9 il, yeni gelen sığınmacıların kayıt işlemlerini askıya aldı. Türkiye’nin kayıtlı Suriyeliler için uyguladığı seyahat izni sistemi, kayıtsız Suriyelilerin girdikleri sınır illerinden, kayıt yaptırmak üzere ülkenin başka yerlerine seyahat etmelerini yasaklıyor.

Türkiye, uluslararası teamül hukukunun, insanların zulme, işkenceye veya başka türden kötü muameleye uğrama riskinin bulunduğu yerlere geri gönderilmesini yasaklayan geri göndermeme (nonrefoulment) ilkesine uymakla yükümlü. Bu yükümlülüğe sığınmacıların taleplerinin adil bir şekilde değerlendirilmesi ve gözaltında tutulmakla tehdit edilerek, zarar görebileceklerinden korktukları yerlere zorla gönderilmemeleri de dahil.

Türkiye kayıtlı olma durumlarına bakılmaksızın tüm Suriyelilerin temel haklarını korumalı ve İstanbul Valiliğinin 22 Temmuzda yaptığı açıklama uyarınca, 2017 sonundan bu yana kayıt yapılması reddedilen Suriyeli kaydetmelidir.

Avrupa Komisyonu 19 Temmuz tarihinde Türkiye’deki mültecilerin ve yerel toplulukların, başta korunmaları olmak üzere, desteklenmesi amacıyla ilave 1.41 Milyar Avro ayrılacağını açıkladı. Avrupa Komisyonu, Türkiye’de büyükelçiliği bulunan AB üyesi devletler ve UNHCR, Türkiye’ye Suriyelileri kaydetmesi ve koruması için ihtiyaç duyduğu her desteği vermeli ve Türkiye’nin Suriyelileri, sınır kentlerinden ve ülkenin iç bölgelerinden kitlesel olarak sınır dışı etmesine son vermesi yönünde, kamuoyu önünde çağrıda bulunmalıdır.

Simpson “Türkiye küresel çapta kayıt olmuş Suriyelilerin yarısından fazlasına ev sahipliği yaparken, AB de Türkiye’deki Suriyelileri AB’ye yeniden yerleştirmeli, ama bu arada mali desteğinin de Türkiye’ye sığınmaya çalışan Suriyelileri korumasını sağlamalı,” şeklinde konuştu.