*15 Eylül tarihli güncelleme: Şiva Nazar Ahari 12 Eylül 2010 günü 500,000 $ kefalet karşılığı serbest bırakıldı. Halen 4 Eylül'de yapılacak duruşmadan çıkacak kararı bekliyor.

(New York) - İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) bugün, İran yargısının insan hakları aktivisti Şiva Nazar Ahari'ye ‘adil yargı' güvencesi sağlaması gerektiğini bildirdi. Bu güvencenin bir avukatla serbest görüşme, savunmasını hazırlayabileceği yeterli süre ve aleyhindeki suçlamalara itiraz edebilme olanaklarını kapsaması isteniyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü ayrıca, uluslararası yasalar ve İran yasalarına aykırı biçimde, tutuklu yargılanmakta olan Ahari'nin derhal serbest bırakılması gerektiğini açıkladı. Davanın ikinci duruşması 4 Eylül'de yapılacak.

Ahari ve İnsan Hakları Muhabirleri Komitesi'nde birlikte çalıştığı Kuhyar Guderzi ile Sait Hayri, 20 Aralık 2009'da, önde gelen muhalif din adamlarından Ayetullah Montazeri'nin Kum kentindeki cenaze törenine katılmak üzere otobüse bindikleri sırada, güvenlik güçleri tarafından gözaltına alınmışlardı. Savcıların Ahari'ye yönelttiği suçlamalar arasında "suç kastıyla birlik ve düzen oluşturmak" (İslami Ceza Yasası'nın 610. maddesi), "rejim karşıtı propaganda yapmak" (madde 500) ve "muharebe" diye adlandırılan, açıklıkla tanımlanmamış bir suç olan "Allah düşmanlığı" (madde 183, 186 ve 190-91) da bulunuyor. Bu sonuncu suçlama ölüm cezası içeriyor ve çoğunlukla, devlete karşı silahlı örgüt üyesi olmakla suçlanan kişiler için kullanılıyor.

İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün Ortadoğu yardımcı direktörü Joe Stork, "Şiva Ahari'nin ve birçok başka insan hakları aktivistinin hedef alınması, İran'da insan haklarının kötüye gittiğinin en belirgin göstergesidir. Ahari çok ciddi suçlamalarla karşı karşıya ve hükümet en azından ona dürüst ve adil bir yargı güvencesi sağlamalıdır" diye konuştu.

Ahari ve meslektaşı Efruz Meczi'nin avukatı Muhammet Şerif, İnsan Hakları İzleme Örgütü'ne yaptığı açıklamada müvekkilinin dosyasını inceleme fırsatına ancak davanın ilk -ve bugüne kadarki tek- oturumundan yaklaşık iki hafta önce, 23 Mayıs'ta ulaşabildiğini söyledi. Şerif 'in ifadesine göre ‘muharebe' suçlaması Ahari'nin Halkın Mücahitleri ile bağlantılı olduğu iddiasına dayandırılıyor. Bu örgütün İran dışında kurulmuş muhalif bir topluluk olduğu, İran savcılarının da muhalifleri, insan hakları aktivistlerini ve İnsan Hakları Muhabirleri Komitesi üyelerini sıklıkla sürgündeki bu grupla ilişkili olmakla suçladıkları biliniyor. Bu iddia da genellikle ‘muharebe' suçlamasıyla dava açılmasına yol açıyor, ancak savcılar herhangi bir bağlantı olduğuna dair kanıtları sunmakta zorlanıyor.

Ahari söz konusu grupla herhangi bir ilişkisi olduğunu şiddetle reddediyor. Avukat Şerif İnsan Hakları İzleme Örgütü'ne yaptığı açıklamada, müvekkilinin dosyasında anılan grupla ilişkisi olduğunu, devlete karşı silah kullandığını gösteren hiçbir kanıt bulunmadığını söyledi. Şerif ayrıca ulusal güvenlikle ilgili diğer suçlamaların, genellikle Ahari'nin İnsan Hakları Muhabirleri Komitesi çalışmaları çerçevesinde gerçekleştirdiği insan hakları çalışmalarıyla ilgili olduğunu anlattı.

Bir Komite üyesinin İnsan Hakları İzleme Örgütü'ne anlattığına göre, ilk duruşmada 26 nolu Devrim Mahkemesi'nin yargıcı Pir-Abbasi, iddianameyi savcılığa iade ederek diğer konuların yanı sıra, Ahari'nin Halkın Mücahitleri'yle ilişkisi olduğu iddiasının netleştirilmesini istedi ve bir sonraki duruşmanın tarihini 4 Eylül olarak belirledi. Anılan insan hakları grubunun bir başka üyesi ise daha önce İnsan Hakları İzleme Örgütü'ne, sürgündeki muhalif grupla ilişkilerini itiraf etmeleri için sorgucuların Ahari ve arkadaşlarına baskı uyguladığını, hükümet denetimindeki medyanın ise Ahari'nin gözaltına alınmasından beri onu ve arkadaşlarını muhalif grupla ilişkili olmakla suçlayan sürekli bir kampanya başlattığını bildirmişti.

Şiva Ahari Evin Cezaevi'nin kadınlar koğuşunda tutuluyor. Cezaevi yetkilileri Ahari'nin ailesinin son aylarda birkaç kısa ziyarette bulunmasına izin verdi. Aileye yakın bir insan hakları aktivistinden edinilen bilgilere göre "kadınlar koğuşundaki sağlık koşulları son derece kötü."

Bu aktivistin bildirdiğine göre "sıcak su yok" ve "ortalığı saran bitler nedeniyle herkes saçlarını çamaşır deterjanıyla yıkamaya zorlanıyor."

23 Mayıs'taki ilk duruşmadan bu yana yetkililer, avukat Muhammet Şerif'in Ahari'yle görüşmesine izin vermedi.

Avukat Şerif durumu şöyle anlatıyor: "Normal koşullarda bir avukatın müvekkiliyle görüşmesi için cezaevine gidip vekâletnamesini göstermesi yeterlidir. Oysa siyasi tutuklular için Adliye'den izin alınması gerekiyor. Ne yazık ki adli makamlar bu davayle ilişkili olarak henüz bu izni vermedi."

Şerif'in İnsan Hakları İzleme Örgütü'ne anlattıklarına göre, İran yasaları uyarınca, müvekkiliyle ilgili "geçici tutukluluk" kararının iki ayda bir gözden geçirilmesi ve yenilenmesi gerekiyor. Üstelik, tutukluluğun uzatılması kararına karşı Ahari'nin itiraz hakkını kullanmasına izin verilmesi ve tutukluluğun devamı için adli makamların geçerli bir gerekçe göstermesi zorunludur.

Ahari'yle birlikte gözaltına alınan Kuhyar Guderzi, 26 nolu Devrim Mahkemesi tarafından "rejim karşıtı propaganda yapmaktan" ve güvenlikle ilgili diğer bazı suçlamalardan mahkum olmuş ve Haziran 2010'da bir yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Guderzi, 16 mahkumla birlikte cezaevindeki kötü muameleyi protesto etmek için başlattığı açlık grevi nedeniyle cezaevi yöneticilerince hücre hapsine çarptırıldı. Ahari'yle birlikte gözaltına alınanlardan Sait Hayri ise Mart 2010'da salıverilmişti.

İran, Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasi Haklar Uluslararası Sözleşmesi'ne taraftır. Sözleşmenin 9. maddesine göre "Cezai bir fiilden ötürü gözaltına alınan veya tutuklanan bir kimse derhal bir yargıç veya hukuken yargılama yetkisine sahip bir yetkili önüne çıkarılır ve bu kimse makul bir sürede yargılanma veya salıverilme hakkına sahiptir." Salıverilme duruşmalarda hazır bulunma konusunda alınacak güvencelere bağlı olabilmekle birlikte, aynı maddede, "Yargılanmayı bekleyen bir kimsenin tutuklanması genel bir kural olamaz" hükmü de yer alır. Öte yandan, "Gözaltına alınarak veya tutularak özgürlüğünden yoksun bırakılan bir kimse, tutulmasının hukukiliği hakkında hemen karar verebilecek ve eğer tutulması hukuki değilse salıverilmesine hükmedebilecek bir mahkemeye başvurma hakkına sahiptir."

14. madde uyarınca yetkililer özgürlüğünden yoksun bırakılan kimseye "Savunmasını hazırlamak ve kendi seçtiği avukatla görüşmek için yeterli zaman ve olanağı" ayrıca "fazla gecikmeden yargılanma hakkını" tanımak zorundadır.

Joe Stork, "Ahari'yi duruşma öncesi kötü koşullarda uzun süre hapiste tutan, ona içeriği net olmayan ağır suçlamalar yönelten ve avukatıyla görüşmesini engelleyen İran hükümeti, onun temel haklarından biri olan adil yargılanma hakkını ihlal etmektedir," diye konuştu ve "İzlenmesi gereken tek adil yol Ahari'yi serbest bırakılarak savunmasını hazırlaması için avukatıyla görüşmesini sağlamaktır," dedi.