İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch-HRW), Türkiye'nin demokratik yollarla seçilmiş hükümetini devirme amacıyla hareket ettiği iddia edilen aşırı milliyetçi komplonun kovuşturulması sırasında ordu, istihbarat birimleri ve devlet birimlerinde halen görevde olanların da bu komploya karışıp karışmadığının incelenmesi gerektiğini söyledi. Aralarında emekli üst düzey askeri komutanların da bulunduğu 86 sanıklı Ergenekon çetesi davası 20 Ekim 2008 tarihinde başlayacak.

"Bu davayla Türkiye'nin, ihlallerden güvenlik güçlerini dolayı sorumlu tutacağına dair net bir mesaj verme şansını yakaladığını" söyleyen HRW Avrupa ve Orta Asya direktör yardımcısı Benjamin Ward, "ama, bu ancak delillerin ucu nereye ve kime uzanırsa uzansın soruşturmanın sürdürülmesiyle mümkündür" dedi.  
 
2,455 sayfalık iddianamede kendilerini Ergenekon olarak adlandıran (Türklerin Orta Asya'daki efsane vatanı) aşırı milliyetçi bir çetenin siyasetçi, gazeteci, hakimler ve benzeri kişilere yönelik suikastlerin yanı sıra toplumda huzursuzluk yaratma ve azınlıklara yönelik şiddeti teşvik etme yoluyla Türkiye'de 2009 yılına kadar bir askeri darbe zemini hazırlayacak bir kampanya yürüttükleri iddia ediliyor.  
 
86 sanık arasında emekli üst düzey askeri personel, suç örgütü üyesi olan ya da olduğu iddia edilen kişiler, medyanın tanınmış simaları, akademisyenler ve sivil toplum kuruluşları üyeleri bulunuyor. İki emekli komutan da (Birinci Ordu eski komutanı ve jandarma eski komutanı) çete üyesi oldukları iddiasıyla yargı önüne çıkacak. Dava İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde görülecek.  
 
Ağır insan hakları ihlallerine karıştığı iddia edilen ordu, hükümet ve devlet kurumları mensuplarını yargı önüne çıkarma konusunda Türkiye'nin karnesi oldukça zayıf. Bu tür suçların zanlısı olduğu iddia edilen birçok kamu görevlisi kovuşturmaya uğramadı.  
 
İddianamede Ergenekon çetesinin Mayıs 2006'da Cumhuriyet gazetesinin bombalanması, hakim Mustafa Yücel Özbilgin'in hayatını kaybettiği Nisan 2006'da Danıştay hakimlerine silahlı saldırı gibi olaylarla bağlantılı olduğuna dair deliller bulunuyor. Çete üyesi olmakla suçlanan sanıklar, aralarında başbakanın da bulunduğu önemli kamusal kişilere suikast planlama gibi birçok farklı suçla yargılanacak. Geçmişte ordu ve PKK arasında süren çatışmalar sırasında, terörle mücadele adına ordu ve devlet içinde yapılanmış gizli örgütlenmelerle bağlantılı olan bazı üst düzey jandarma mensupları da yargılanacaklar arasında yer alıyor. Önceki soruşturmalarda bu örgütlenmelerin keyfi cinayetler ve zorla kayıp etmeler gibi hukuk dışı ve kanunsuz yöntemlere başvurdukları iddia edilmişti.  
 
İddianamede çetenin bu fiiller yoluyla, Türk ordusunun AKP hükümetini devirmeyi amaçlayan bir askeri darbeye girişmesini sağlayacak zemini hazırlama amacı taşıdığı söylenmesine rağmen, Genelkurmay Başkanlığı ve Milli İstihbarat Teşkilatının (MİT), ordu ve istihbarat birimlerinin bu komploya karıştığı iddialarını reddettiği de açıkça belirtilmekte.  
 
Ancak, Nisan 2007'de basına sızdırılan emekli Deniz kuvvetleri komutanı Amiral Özden Örnek'e ait günlüklerde, 2004 yılında iki ayrı darbe planlandığına dair bilgi bulunuyordu. Sözü edilen darbe planları döneminde Ergenekon çetesinin aktif olduğu iddialarına rağmen, iddianamede bu günlüklere herhangi bir atıf bulunmuyor.  
 
Ward, "Bu komplonun sonuna kadar gitmek için mahkemenin, Özden Örnek'in günlüklerinde sözü edilenler de dahil, gizli darbe planlarında ordunun rolüne ilişkin iddiaları kapsamlı olarak araştırmalı ve darbe planlayıcı olduğu iddia edilen kişilerle Ergenekon çetesi arasında herhangi bir bağlantı olup olmadığını ortaya çıkarmalıdır" dedi.  
 
Ergenekon soruşturmasını eleştirenler, iddianamedeki bazı delillerin uydurma olduğunu ve bazı kişilerin yakalanmasının hükümetin, kendini en çok eleştiren kişileri ve muhalifleri susturmak amacı taşıdığını öne sürüyorlar.  
 
Ancak savcılık ve adli yetkililer devlet görevlileri ve güvenlik güçleri mensuplarınca işlendiği iddia edilen suçlarla ilgili hala etkin bir mücadele yürütemiyor. Güvenlik güçlerine karşı genellikle müsamahlı davranılıyor. Geçmişte ordu ve istihbarat birimlerini araştırmak ya da bu birimlerin suç işlediği iddia edilen mensuplarının teşhis edilmesi ve kovuşturulmasına yol açacak delilleri ortaya çıkarmak konusunda yeterli irade ya da bağımsızlık gösterilemedi.  
 
İnsan Hakları İzleme Örgütü, Ergenekon çetesi davasında İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi hakimlerinin davalılarla ilgili her türlü delili kapsamlı olarak inceleyerek ve sanıkların adil yargılanmalarını sağlayarak hukukun üstünlüğünü kollayacak yetkinlik ve bağımsızlığa sahip olduklarını göstermeleri gerektiğini söyledi.  
 
Arkaplan bilgisi  
Türkiye kamuoyu Ergenekon çetesini 22 Ocak 2008'de, aralarında emekli üst düzey askeri personel, avukatlar ve suç örgütleriyle bağlantılı kişilerin de bulunduğu 33 kişinin gözaltına alınmasıyla öğrendi. Soruşturma yedi ay önce, 12 Haziran 2007 tarihinde İstanbul'da emekli bir uzman çavuşa ait olan bir evde el bombaları bulunmasıyla başlamıştı.  
 
Kanıtlar, bu el bombalarının Mayıs 2006'da Cumhuriyet gazetesine bombalı saldırıda kullanılanlarla benzer olduğunu ve Nisan 2006'da Danıştay saldırısını gerçekleştiren çetenin de aynı çete olduğunu göstermekteydi. Soruşturmanın derinleştirilmesiyle birlikte başbakan, genelkurmay başkanı, DTP milletvekilleri, Orhan Pamuk gibi önemli kişilere suikast planlarını da içeren çok daha geniş bir komployu ortaya çıkaran deliller bulundu.  
 
25 Temmuz 2008 tarihinde İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi savcının 2,455 sayfalık iddianamesini kabul etti. Ergenekon'un lider kadrosunda olduğu iddia edilen sanıklara yöneltilen suçlamalar şöyle: ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilebilen "cebir ve şiddet yoluyla hükümeti ortadan kaldırmaya ya da görevlerini kısmen ya da tamamen yapmasını engellemeye teşebbüs"(TCK 312.madde); liderler için ağırlaştırılmış müebbet hapis, katılanlar için 6 ila 25 yıl hapis cezası verilebilen "hükümete karşı silahlı isyanı idare etme", "halkı hükümete karşı silahlı isyana teşvik etme, "isyana katılma"(313. madde); üyeler için 5 ila 10, liderler için 10 ila 15 yıl hapis cezası öngören "silahlı örgüt kurmak ya da üyesi olma" (314.madde) ve "silah sağlama" (315.madde).