Şanlıurfa, Akçakale‘de, bir Türk askeri Suriye sınırında bekliyor. 10 Ekim 2019, Perşembe. 

© AP Photo/Lefteris Pitarakis

Türkiye’nin, Suriye’de, Suriyeli mültecilerin yerleştirileceği, 32 kilometre derinliğinde bir güvenli bölge oluşturma planı acınacak ölçüde yanlış ve tehlikeli — ve başarısız olmaya mahkum.

Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde yürüttüğü askeri harekat, bu bölgede halen yaşamakta olan sivilleri yerlerinden edebileceği gibi, bu bölgeye yollanabilecek mültecileri de tehlikeye atabilir. Ayrıca Kürt Özerk Yönetimi tarafından bölgede tutulmakta olan 12.000 IŞİD savaşçısının kaçabileceğine ilişkin kaygılar da mevcut. 

Mültecilerin geri gönderilebileceği ‘güvenli’ bölgeler oluşturmak, her zaman endişe uyandıran bir fikir olmuştur. Geçmişte yaşanan çatışmalarda yaratılan ‘güvenli bölgeler’ nadiren güvenliydiler. Uygun önlemler alınmadığı takdirde, bu ‘güvenli bölgelere’ kasıtlı saldırılar düzenlendiğinde, güvenlik bir yanılsama olmanın ötesine geçemez. Nitekim 1995 yılında Serebrenica’da olan da tam olarak buydu. Savaşçılar sık sık, sivillerin arasına karışarak ve bu bölgeleri saldırılar düzenlemek için kullanarak, ‘güvenli bölgenin’ varlığını istismar ederler ve bu da güvenli bölgeyi geçerli bir askeri hedefe dönüştürür.  Güvenli bölgeler, doğaları gereği, silahlı grupların insani yardımları kapıştıkları, yeni savaşçılar devşirdikleri ve böylece çocuklar başta olmak üzere, sivillerin maruz kaldıkları risklere yenilerini ekledikleri, zengin birer kaynaktırlar. Bir güvenli bölgenin yaratılması, saldırgan güçlere, bu bölgenin dışındaki sivillerin saldırılara karşı daha korunmasız oldukları gibi bir izlenim de verebilir. 

Türkiye’nin harekatı, ayrıca, etkilenen bölgelerdeki yüzbinlerce Suriyelinin yerinden olmasına neden olabilir ve böylece Suriyedeki yerinden olma krizini daha da derinleştirebilir. Uluslararası Kurtarma Komitesi çatışmalarda 300.000 kişinin daha derhal yerinden olacağını tahmin ediyor. Bölgede faaliyet gösteren insani yardım kuruluşları tarafından bölgenin, Türkiye’den yollanacak bir milyon Suriyeliye ev sahip yapmak için yeterli alt yapıya sahip olmadığına ilişkin endişeler de dile getirildi

Türkiye’nin Aralık 2017’den bu yana bazı Suriyeli mültecileri zorla geri göndermesi, 2015 yılından bu yana Suriye sınırını sığınmacılara kapatması  ve kaçakçı yollarından gelen sığınmacılara ateş açması (ki 2011 yılından bu yana 430 kişinin öldürüldüğü bildiriliyor), Türkiye’nin asıl amacının koruma sağlamaktan çok, kaçan daha fazla Suriyelinin Türkiye’ye girmesini engellemek olduğuna işaret ediyor. 

Türkiye bu ‘güvenli bölgeyi’ yaratsa da yaratmasa da, bunu sınırlarını Suriyeli sığınmacılara kapatmak veya mültecileri zorla geri göndermek gibi uygulamaların bahanesi olarak kullanmamalı. Bu uygulamaların her ikisi de Türkiye’nin uluslararası mülteci hukukundan kaynaklanan yükümlülüklerini ihlal eder nitelikteler. Avrupa  Komisyonu, AB üyesi devletler ve Türkiye’deki mültecilerle ilgili faaliyetlere fon sağlayan diğer büyük bağışçılar, Türkiye’yi, yükümlülüklerini yerine getirmeye, mültecilerin güvenliklerini hakikaten sağlamaya ve onları siyasal zorunluluklara kurban etmemeye kamuoyu nezdinde, alenen davet etmelidirler.