İki Suriyeli Gaziantep ilinde, Türkiye - Suriye sınırındaki dikenli teller boyunca yürüyor. 30 Kasım 2016. 2017 sonundan beri, Türkiye’ye giren Suriyeliler geçici koruma kaydı yaptıramıyor ve temel hizmetlerden yararlanamıyor.

© 2016 Umit Bektas / Reuters
(İstanbul) – İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch), bugün yaptığı açıklamada Türkiyeli yetkililerin yeni gelen Suriyeli mültecileri, İstanbul’da ve Suriye sınırındaki ya da yakınındaki dokuz ilde, az sayıdaki bir kaç istisna dışında, kayıt altına almayı durdurduğunu belirtti. Bu duraklama, hukuksuz sınır dışı etme, Suriye’ye zorla geri döndürme ve sağlık ve eğitim hizmetlerinden yararlandırmama gibi sonuçlar doğuruyor.

Avrupa Komisyonu, geçtiğimiz günlerde, Türkiye’nin sığınmacı sisteminden övgüyle bahsederek, 2016 Martında imzalanmış, Türkiye’deki mültecilerin desteklenmesini de içeren göç anlaşması kapsamında yapılacak ikinci 3 Milyar Euroluk yardım dilimine onay verdi. Avrupa kurumlarının ve hükümetlerinin hem söz konusu kayıtları durdurma hem de Türkiye’nin mültecilere yönelik diğer kötü muamele uygulamaları ile ilgili olarak kamuoyu önünde sessiz kalmaları, asıl kaygılarının sığınmacıların ve göçmenlerin Türkiye’den AB’ye gelmelerinin engellenmesi olduğu izlenimini doğurdu.

İnsan Hakları İzleme Örgütü Mülteci Hakları Programı Direktör Yardımcısı Gerry Simpson “AB Türkiye’nin sığınmacıları Avrupa’ya ulaşmaktan caydırmasına destek verirken, Suriye’den kaçan insanları engellemek ve onları bundan vazgeçirmek için Türkiye’nin attığı son adımları görmezden geliyor,” dedi ve ekledi: “Oysa sınır muhafızlarını atlatarak Türkiye’ye girmeyi bir şekilde başarmış Suriyelileri hukuki bir arafta yaşamak zorunda bırakmak, onları yeraltına, oradan da AB’ye doğru yola devam etmeye sürükleme riskini doğurmaktan başka bir işe yaramaz.”

Suriyeli mülteciler, 2016 Mayısında, Gaziantep’de yemek yardımı için sırada. Türkiye’nin geçici koruma kaydını duraklatması, Suriyeli mültecilerin bu tür yardımlar almalarına engel oluyor.

© 2016 Kyodo / AP Images
Kayıt işlemlerinin duraklatılması, Türkiye’nin yeni sığınmacıları korumadan yararlandırmamak için giriştiği çabaların son örneği. Türkiye geçtiğimiz üç yıl içinde Suriye’yle olan sınırını kapatırken Türkiyeli sınır muhafızları sınırı geçmeye çalışan Suriyelileri sorgusuz sualsiz, kitlesel olarak geri itmeyi, öldürmeyi ve yaralamayı sürdürüyorlar.

Türkiye, 2011 başlarından 2018 Mayıs ayı sonlarına dek 3,6 milyon Suriyeliyi kayıt altına alarak, dünyada en çok mülteciye ev sahipliği yapan ülke haline geldi. Ancak, İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne göre, bu cömertlik ne Türkiye’yi, ne de onun uluslararası ortaklarını yeni gelen sığınmacılara yardım etme görevinden kurtarıyor.

İnsan Hakları İzleme Örgütü, Hatay, Gaziantep ve İstanbul illerinde geçici koruma için kayıt yaptırmayı denemiş 32 Suriyeli ile, 2018 yılının Mayıs ayı ortalarında, Hatay ilinde görüştü. Söz konusu geçici koruma kimlik belgesi Suriyelileri gözaltına alınmak ve sınır dışı edilmekten koruyor. Bu belge, aynı zamanda, onlara sağlık ve eğitim hizmetlerinden yararlanma, çalışma ve en korunmasız durumdaki Suriyeliler için AB tarafından fonlanan Acil Sosyal Güvenlik Ağı gibi sosyal yardım kuruluşlarına başvurma hakkı veriyor.

Suriyeliler, geçici koruma kimlik belgeleri olmadığı için Türkiye polisinin kendilerini 20 kişilik gruplar halinde sınır dışı ettiğini ve hastanelerin ve okulların da kimlik belgesi olmadan kabul etmediklerini anlattılar. Bazıları Suriye’ye kendilerinin veya yakınlarının ihtiyaç duyduğu acil tıbbi yardımı alabilmek için geri döndüklerini söylediler. Başkaları da aile üyelerinden sadece bir kısmı kayıt olabildiği için Suriye’ye geri dönmeye karar verdiklerini aktardı. Hepsi de sürekli olarak gözaltına alınma ve sınır dışı edilme korkusuyla yaşadıklarını ve polise yakalanmamak için hareketlerini çok kısıtladıklarını söylediler.

Türkiye uluslararası teamül hukukunun geri göndermeme (nonrefoulment) kuralına uymakla yükümlüdür. Bu kural insanların gerçek bir zulüm, işkence veya kötü muamele görme riskiyle veya hayatına yönelik bir tehditle karşı karşıya kalacakları yerlere, her ne şekilde olursa olsun, geri gönderilmesini yasaklıyor. İltica taleplerinin adil bir süreç içerisinde karara bağlanmasına ve zarar görmekten korktukları yerlere sorgusuz sualsiz geri gönderilmemeye hakkı olan sığınmacılar da bu kuralın kapsamındadır. Türkiye insanlara hukuki statü vermeyerek ya da temel hizmetlere erişimlerini engelleyerek, onları zarar görme riskleri bulunan yerlere geri dönmeye zorlayamaz.

Hatay Valiliği, 30 Ekim 2017 tarihinde, kaçakçıları Türkiye’ye Hatay’dan girmek isteyen Suriyelilere yardımcı olmaktan caydırmak amacıyla, yeni gelen Suriyelilerin geçici koruma için kayıtlarının artık Hatay ilinde yapılmayacağını açıkladı. İçişleri Bakanlığı ise, 2018 Şubat’ının başında Suriyelilerin artık İstanbul ilinde de kaydedilmeyeceğini açıkladı.

Bir Avrupa Komisyonu görevlisi ve daha önce göç meseleleriyle ilgili konularda çalışmış Türkiyeli bir devlet görevlisinin yanı sıra, Suriyeli mültecilerle yakından çalışan üç yardım ajansından alınan bilgilere göre, Suriye sınırındaki veya yakınındaki sekiz ilde de yeni gelen Suriyelilerin kayıt işlemleri 2017 sonu veya 2018 başından itibaren duraklatılmış durumda. Bu iller Adana, Gaziantep, Kahramanmaraş, Kilis, Mardin, Mersin, Osmaniye ve Şanlıurfa.

2015 Ağustosunun sonlarından beri, sadece kaydedilmiş ve özel bir yol izni belgesi almış olan Suriyelilerin Türkiye içinde seyahat etmesine izin veriliyor. Pratikte, Suriyeli sığınmacıların büyük bir çoğunluğu Türkiye’ye Hatay vilayetindeki sınır duvarında kalmış son bir kaç boşluktan geçerek, kural dışı yollardan giriyor. Bu sığınmacıların Hatay’da kayıt yaptırmaları engellendiğinde, Hatay’dan kanuni yollarla ayrılıp, kayıta işlemlerinin duraklatılmadığı diğer illere gitmeleri mümkün olmuyor. Bu da onları ya Hatay ilinde kanunsuz olarak yaşamaya ya da göz altına alınma ve sınır dışı edilme riskini alarak, Türkiye’nin diğer bölgelerine ulaşmak için insan kaçakçılarını kullanmaya zorluyor.

Üç gizli kaynaktan alınmış bilgilere göre, Hatay’a ve daha az sayıda da olsa, diğer sınır illerine ulaşan Suriyelilerin, Türkiye’nin nispeten daha az sayıda Suriyelinin yaşadığı diğer kısımlarında kayıt altına alınmasını öngören yeni bir sistem oluşturulmasına ilişkin öneriler Türkiye tarafından reddedildi.

Mültecilerle çalışan yardım kuruluşları İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne, Türkiye’nin uluslararası ve yerel yardım kuruluşları üzerinde tesis ettiği sıkı kontrolün, kayıt dışı Suriyelileri bulmalarını ve onlara yardım ulaştırmalarını engellediğini anlattılar. Yardım kuruluşlarının izleme kabiliyetlerinin olmaması, kayıt altına alınmayan, sınır dışı edilen veya acil ihtiyaç duyulan temel hizmetlerden yararlandırılmayan Suriyeli sayısı konusunda istatistiklerin veya tahminlerin bulunmaması anlamına geliyor.

Ankara’daki göç idaresi yetkilileri, İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün bulgularını sunan 13 Haziran tarihli bir mektuba verdikleri yanıtta, Hatay ve İstanbul da dahil olmak üzere ülkenin 81 vilayetinden herhangi birinde Suriyelilerin kayıt altına alınması işlemlerinin duraklatılmış olduğunu inkar ettiler. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK), İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne, Mayıs ayı ortası itibarı ile, yetkililerin kendilerine Suriyelilerin kayıt işlemlerinin, Hatay ve İstanbul da dahil olmak üzere devam ettiği konusunda teminat verdiğini belirtti. Mültecilere yardım eden diğer kuruluşlar ise, söz konusu on ildeki yetkililerin kayıt işlemlerinin durdurulduğu dönemde sadece ön kayıt yaptırmış Suriyelilerin işlemlerine devam ettiklerini ve Suriye’den sevkedilen acil tıbbi vakalar ile kayıtlı Suriyelilerin Türkiye’de doğan bebeklerinin kayıtlarını yaptıklarını anlatıyor. İki yardım kuruluşu da bazı vakalarda Hatay ve Osmaniye’deki yetkilileri özellikle korunmasız durumdaki kayıtsız Suriyelileri kayıt altına almaları konusunda ikna edebildiklerini söylüyor.

2018 başlarında Hatay’daki yetkililer Antakya’da yeni bir kayıt merkezi açtılar. Üç yardım kuruluşu temsilcisi ve Antakya’da çalışan iki güvenlik personeli, söz konusu merkezin münhasıran Suriye’ye geri dönmek konusunda yardım isteyen kayıtsız Suriyeliler için olduğunu, geri dönmek isteyen kayıtlı Suriyelilerin göç idaresi tarafından yönetilen diğer merkezlerden yardım talebinde bulunabildiklerini anlattılar.

Türkiye, Suriye’ye dönmek için isim yazdıran kayıtsız Suriyelilerin geri dönme kararını gönüllü olarak mı aldıklarını, yoksa buna fiilen zorlandıklarını mı tespit edebilecek bağımsız bir izlemeye izin vermiyor. Buna karşın Türkiye kayıtlı bazı Suriyelilerin Suriye’ye geri dönme kararlarının izlenmesine izin veriyor.

Türkiye, kayıtlı olup olmadıklarına bakmaksızın, yeni gelen tüm Suriyelilerin temel haklarını korumalı ve 2017 sonlarından beri kayıt altına almadığı Suriyelileri kaydetmelidir. Avrupa Komisyonu ve Türkiye’de elçiliği olan AB üyesi devletler, Suriyelileri kaydetmesi ve koruması için Türkiye’ye destek olmalı ve mültecilerle çalışan yardım kuruluşlarına, kayıtsız Suriyeliler de dahil olmak üzere, tüm Suriyelilere özgürce yardım edebilmeleri ve korunmalarını destekleyebilmeleri için izin vermesi yönünde Türkiye’ye baskı uygulamalıdır.

Simpson, “Türkiye’deki kayıtsız Suriyeliler, birilerinin işine gelecek şekilde gözden ırak olabilirler, ama akıldan da ırak tutulmamaları lazım,” dedi ve ekledi: “AB devletleri ve komisyon seslerini yükseltmeli ve sadece Türkiye’nin Suriyelileri yeraltına itmeye başlamasından evvel içeri girmeyi başarmış olanları değil, tüm Suriyelilere destek olmalı.”

Türkiye’nin Suriyeli sığınmacıları kayıt altına almayı duraklatmasıyla ilgili ayrıntılı bilgi aşağıda bulunabilir.

Sığınmacı Kaydı

Türkiye’ye kaçan ilk Suriyeli mülteciler 2011 başlarında geldiler. Sonraki üç buçuk sene boyunca, Türkiye mültecilerin kayıt altına alınması konusunda, onlara net bir hukuki statü ve ve bu statüyle ilişkili hakları tanımayan, doğaçlama bir yaklaşım benimsedi. Türkiye 1951 Mülteci Anlaşmasını ve onun 1967 Protokolünü onaylamış olsa da, coğrafi bir kısıtlama uyguluyor ve ilk çıkış noktası bir Avrupa Ülkesi olmayan insanların mülteci statülerini tam olarak tanımıyor. Bu da, Türkiye’nin Suriye’deki veya Avrupa’da olmayan başka herhangi bir ülkedeki şiddet veya baskıdan kaçan insanlara tam iltica hakkı tanımadığı anlamına geliyor.

Türkiye 2013 yılında sığınmacıların ve mültecilerin korunmasına yönelik kendi yasal çerçevesini oluşturdu. 2014 Ekiminde ise Suriyelilere geçici koruma sunan bir yönetmelik yayımladı. Türkiye 28 Haziran 2018 itibariyle, bu yönetmelik kapsamında 3 milyon 562 bin 523 kişiyi kayıt altına aldığını açıkladı. Kayıtlı Suriyelilerin yardım alma hakları var. Yönetmelikte kayıt yaptırmayan Suriyelilerin Suriye’ye sınır dışı edilmeyeceği, sadece bir “idari para cezasına” çarptırılacakları söylense de, İnsan Hakları İzleme Örgütü kayıtsız Suriyelilerin geçici koruma kimlikleri olmadığı için sınır dışı edildiğini tespit etti.

Hatay Valiliği ve İçişleri Bakanlığı, Hatay ve İstanbul’da yeni gelen Suriyelilerin kayıt işlemlerinin duraklatıldığını açıkladılar. Mülteci yardım kuruluşları ve Hatay’ın il merkezi Antakya’daki Suriyeliler, İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne kayıt işlemlerinin duraklatılmasının hemen ardından, geçtiğimiz Kasım ayında ve Aralık ayının başında, polisin Suriyelileri kitlesel olarak gözaltına aldığını anlattılar.

Beş farklı kaynak da, İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne 2017 sonu ve 2018 başından bu yana sekiz sınır ilindeki göç idaresi yetkililerinin bu örneği takip ettiklerini ve yeni gelen ve kayıt olmak isteyen tüm Suriyelileri geri çevirdiklerini anlattılar.

28 Haziran itibariyle kayıt işlemlerini duraklatan illerden yedisi, Adana, Gaziantep, Hatay, İstanbul, Kilis, Mersin ve Şanlıurfa, en çok sayıda Suriyeliye ev sahipliği yapan ilk on il arasındaydı. Bu illerde toplam 2 milyon 422 bin 804 kayıtlı Suriyeli bulunuyordu ki, bu sayı Türkiye’de bulunan tüm Suriyeli mültecilerin %68’ine tekabül ediyordu. Diğer üç ilde ise (Kahramanmaraş, Mardin ve Osmaniye) toplam 235 bin 549 Suriyeli bulunuyordu ve bu da Türkiye’deki toplam mülteci sayısının %7’sinin biraz altındaydı.

Yardım kuruluşlarının belirttiğine göre, etkilenen vilayetlerdeki yetkililer uygulamada, duraklama başlamadan evvel ön kayıt yaptırmış olan Suriyelilerin işlemlerine devam ediyorlardı ve Suriye’den sevkedilen acil tıbbi yardıma muhtaç vakaları kaydetmeyi de sürdürüyorlardı. Yetkililer ayrıca kayıtlı Suriyelilerin Türkiye’de doğmuş bebeklerini kaydetmeye de devam ediyorlar ki bu tahminen günde 306 bebeğin kaydedildiği anlamına geliyor. 10 ildeki kayıt işlemlerinin duraklatılmasıyla ilgili ilk elden bilgi sahibi olan yardım kuruluşlarına göre, yetkililerin İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne dile getirdiği, sınırda ya da sınıra yakın sekiz ilde 1 Kasım ile 20 Haziran arasında toplam 116 bin 59 Suriyeli’nin kaydının gerçekleştirilmiş olduğu iddia, söz konusu bu Suriyelilerin kayıt işlemlerinin sürmesiyle açıklanabilir.

Türkiye’nin tüm illerdeki kayıt prosedürlerini yakından bilen bir mülteci yardım kuruluşu İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne Hatay ve Osmaniye’deki yetkililerin bir kaç istisnai vakada, acil tıbbi yardıma muhtaç çocukların ve çocuğun bakımından sorumlu bir yakınının kaydını yaptıklarını anlattı. Zaman zaman kayıtsız Suriyelilerle de ilgilenen bir başka mülteci yardım kuruluşu ise, 2017 sonu ve 2018 Nisan sonu arasında, yeni gelmiş 15 - 20 Suriyeli’yi istisnai olarak kaydetmeleri konusunda yetkilileri ikna edebildiklerini, zira bu Suriyelilerin özel bazı ihtiyaçları olduğunu, ancak bu durumda dahi onları polis kontrol noktalarından geçirerek kayıt bürolarına götürmenin “büyük bir dert” olduğunu anlattı. Yardım kuruluşları, geçtiğimiz Mayıs ayı itibariyle yetkililer tarafından istisnai olarak kayıt altına alınan bu tür kayıtsız Suriyeli sayısını bir kaç yüz olarak tahmin ediyorlar.

Türkiye’nin kayıtlı Suriyeliler için uyguladığı yol izni sistemi, kayıtsız Suriyelilerin kayıt için sınır illerinden başka yerlere gitmelerini yasaklıyor. Yedi Suriyeli İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne kayıt olmak üzere Antakya’dan Istanbul’a gitmek için kaçakçılara para ödediklerini anlattılar. Ancak İstanbul’daki göç idaresi ofisi görevlileri de onlara yeni gelen Suriyelilerin kayıt işlemlerinin duraklatıldığını söylemiş.

BMMYK ve Türkiye’deki bazı diplomatlar İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne Türkiye’nin Göç İdaresi Genel Müdürlüğünü, yeni bir sevk sistemini benimsemeleri konusunda teşvik ettiklerini, önerilen bu sistem uyarınca Suriyelilerin ilk ulaştıkları Hatay veya diğer sınır illerinde yetkililer tarafından ön kayıtlarının yapılabileceğini, ön kaydı yapılmış Suriyelilerin daha sonra kayıt yaptırmak için nispeten daha az Suriyelinin yaşadığı diğer illere sevk edilebileceklerini anlattılar. AB üyesi bazı devletler de bu tür bir sistemin benimsenmesi durumunda, Suriyelilerin sevk edildiği illerdeki Suriyelilere ve Türkiyelilere istihdam sağlanması için AB’nin destek vermesi gerektiğini söylediler. Ancak Türkiye’yi bu tür bir sevk sistemini kurması için ikna etmek yönündeki tüm çabalar başarısız oldu.

Kayıt işlemlerinin duraklatılmasının sonuçları

İnsan Hakları İzleme Örgütü, çoğu Suriyelinin kapatılmış sınırdan kaçakçılar tarafından geçirildikten sonra ulaştığı ilk kent olan Antakya’da, 2018 Mayısı ortalarında 32 Suriyeli sığınmacıyla görüştü. Bu sığınmacılar Antakya’daki, yakınlardaki bir kasaba olan Reyhanlı’daki ve Gaziantep ilindeki yetkililerin 2018’in ilk aylarında kendileri kaydetmeyi reddettiğini söylediler. Bu sığınmacılar ayrıca, Türkçe’de kısaca “kimlik” denen geçici koruma kimlik belgelerinin olmamasının onları nasıl etkilediğini de anlattılar. İnsan Hakları İzleme Örgütü onlara bu görüşmelerin ne amaçla yapıldığını açıkladı, kimliklerinin gizli tutulacağı konusunda teminat verdi ve görüşülen insanların deneyimlerini aktarmak için onlardan izin aldı.

Görüşülen insanların tamamı kayıt ofislerinden en az iki defa geri çevrildiklerini anlattı. Sadece üç tanesi, aracılar vasıtasıyla kayıt görevlilerine 300 ila 500 Dolar arasında rüşvet verdikten sonra kayıt yaptırmayı başarmış.

Konuşulan sığınmacıların çoğu, görevlilerin kendilerine “burda artık kimlik yok” veya “artık kimseye kimlik yok” demekle yetindiklerini ve oradan ayrılmalarını istediklerini anlatıyor. İki sığınmacı ise Nisan ayında Gaziantep’te kayıt yaptırmayı denemiş ancak kayıt ofisine “Kimlik yok” yazan bir ilan asıldığını görmüş.

Konuşulan sığınmacılardan dördü aile üyelerinin sadece bir kısmının kaydedildiğini, geri kalanların hukuki bir arafta bırakıldığını, ailelerinin bu nedenle Suriye’ye dönmeyi düşündüğünü anlattı. Bir adam, hasta olan eşine Antakya’da acil tedavi görmesi için Türkiye’ye giriş izni verildiğini ve orada yeni doğmuş çocuklarıyla birlikte kaydedildiğini anlattı. Adam da, 6 ve 14 yaşındaki iki çocuğu ile birlikte Türkiye’ye girmeyi başarıp, Antakya’da kayıt yaptırmayı denediğinde ise, onları geri çevrilmişler.

Üç Suriyeli, daha önce Türkiye polisi tarafından geçici koruma kimlik belgeleri olmadığı gerekçesiyle, sorgusuz sualsiz Suriye’ye sınır dışı edildiklerini anlattılar. Bunlardan biri, Halep vilayetinden 22 yaşındaki bir adam, Türkiye’ye Nisan başında girdiğini ve Antakya’da kayıt yaptırmaya çalıştığında reddedildiğini anlattı. Mayıs ayının başında bir sabah saat 8.00 civarında polis onu Antakya otobüs terminali yakınlarında durdurarak kimliğini sormuş. Adam kayıt yaptırmaya çalıştığını ama geri çevrildiğini söylediğinde polis onu karakola götürmüş. Orada kimlik bilgileri kaydedildikten sonra 20 kadar başka kayıtsız Suriyeliyle birlikte Bab el Hawa sınır kapısına götürülerek sınır dışı edilmiş. Adam, söz konusu 20 kişiden 15’inin kendisine İstanbul’da geçici koruma belgeleri olmadığı için yakalandıklarını söylediğini, diğer beşinin ise Türkiye’ye henüz bir kaç gün önce girdiklerini ve Antakya’daki bir kaçakçının evine ulaştıklarında gözaltına alındıklarını anlattı. Adam bir kaç gün sonra, kaçakçılar vasıtasıyla Türkiye’ye geri dönmeyi başarmış.

Daha önce sınır dışı edilmiş başka bir Suriyeli, 28 yaşındaki İdlibli bir adam, Türkiye’ye Ocak ayında kardeşi ile birlikte girdiklerini ve Antakya’da kayıt yaptırma taleplerinin reddedildiğini söyledi. Adam, kardeşinin bir kaçakçıyla birlikte iş bulmak için gittiği İstanbul’da, 17 Mayıs günü polis tarafından gözaltına alındığını ve ertesi gün Bab El Hawa sınır kapısına götürülüp, sınır dışı edildiğini anlattı.

İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün 22 Mayıs günü konuştuğu 31 yaşında Hamalı bir adam kardeşinin birkaç saat önce Antakya’daki yetkililerce gözaltına alındığını ve kayıtsız Suriyelilerin Suriye’ye dönmek için isimlerini yazdırdığı yeni açılan merkezde tutulduğunu ve sınır dışı edilmek üzere olduğunu anlattı. İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün durumu BMMYK’ye bildirmesi üzerine BMMYK müdahale ederek adamın sınır dışı edilmesine engel oldu.

İnsan Hakları İzleme Örgütü, Suriye’ye dönmek için isim yazdırmak isteyen kayıtsız Suriyeliler için açılan merkezde dört Suriyeli ile görüştü. Görüşülenler yakınlarına gerekli acil tıbbi yardımın yapılmadığını veya kayıt işlemlerinin duraklatılmasından sonra gelmiş bazı aile üyelerinin kayıt yaptıramaması nedeniyle Suriye’ye geri dönme kararı aldıklarını söylediler.

İki Suriyeli Antakya’daki diğer Suriyelilerden, kocaları sınır dışı edilmiş bir çok kadının Türkiyeli yetkililere Suriye’ye dönmeyi düşündüklerini, zira Türkiye’de çocuklarıyla yalnız başlarına hayatı idame ettirmelerinin mümkün olmadığını söylediği bir çok vaka duyduklarını anlattılar.

Görüşülen 29 kayıtsız Suriyeli’nin tamamı sürekli olarak gözaltına alınma ve sınır dışı edilme korkusuyla yaşadıklarını ve kayıtsız Suriyelilerin sınır dışı edildiği çok sayıda vaka olduğunu duyduklarını anlattılar. Görüşülenlerden sekizi hareketlerini iyice kısıtladıklarını ve bazen günlerce evden dışarı çıkmadıklarını anlattı. 17 yaşında bir oğlan gözaltına alınma korkusu nedeniyle amcasının Antakya’daki evinden dışarı adım atmadığını anlattı ve “hapiste gibiyim” dedi.

Üç kayıtsız Suriyeli genellikle Antakya’daki polis kontrol noktalarından veya polis devriyelerinin yol keserek yaptığı gayri resmi aramalardan kaçmak için arka sokakları kullanan ve Suriyeliler tarafından işletilen taşıma hizmetlerinden yararlandıklarını anlattı.
Görüşülen Suriyelilerden dokuzu Antakya’daki kliniklerde ve hastanelerde tedavi olmaya çalıştıklarını ama kayıtsız oldukları için reddedildiklerini anlattı. Dört Suriyeli ise, başkalarının geri çevrildiğini duydukları ve yerel hastanelerin polisi arayıp kayıtsız olduklarını ihbar ederek gözaltına alınmalarına yol açabileceğinden korktukları için hastaneye gitmeyi denemediklerini bile anlattı.

İdlib vilayetinden 27 yaşındaki kanser hastası bir kadın, Antakya’daki iki hastanenin izin belgesi olmadığı için kendisini tedavi etmeyi reddettiğini anlattı.

Halepli, dört çocuğunu sezaryenle doğurmuş, sekiz aylık hamile, 34 yaşındaki bir kadın yerel hastaneye genel sağlık kontrolu yaptırmak ve doğuma hazırlanmak için gitmekten çekindiğini, zira hastanelerin kayıtsız Suriyelileri geri çevirdiklerini duyduğunu ve gözaltına alınarak Suriye’ye geri gönderilmekten korktuğunu söyledi.

Benzer bir vakada, Mart ayında tüm aile bireylerinin kayıt olma talepleri reddedilen 31 yaşındaki bir kadın, ciddi bir akciğer rahatsızlığından muzdarip kocasının çok hasta olduğunu ama gözaltına alınmaktan ve sınır dışı edilmekten korktuğu için hastaneye gitmediğini anlattı. Kadın eşinin evden dışarı adım atmadığını ve sürekli olarak yakalanma korkusuyla yaşadığını söyledi.

Hatay’daki Suriyelilerle çalışan bir sivil toplum örgütü, 2018 yılının ilk aylarında, çoğu Antakya’da acil tedavi olmaya çalışan çoğu hamile birçok Suriyeli hastanın kayıt olma talepleri reddedildiği için hastaneler tarafından geri çevrildiği onlarca vaka duyduklarını söyledi.

İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün görüştüğü altı Suriyeli, çocuklarının okula gitmediğini, çünkü okulların sadece kayıtlı Suriyelileri kabul ettiğini söyledi.

Yardım için başvuracak kimse yok

Türkiyeli yetkililere göre kayıt yaptırması engellenen Suriyeliler ülkede yasadışı olarak bulunuyorlar. Mültecilerle çalışan sivil toplum örgütleri hükümetin sadece ülkede yasal olarak bulunan sığınmacı ve mültecilerle çalışmalarına izni verdiğini söylüyor.

Türkiye’nin Suriye sınırındaki illerinde, mültecilerle çalışan ve çalışanlarının güvenliği için isimlerini vermek istemeyen altı örgüt, Türkiye’nin çalışmalarını farklı biçimlerde çok sıkı bir kontrol ve izleme altında tuttuğunu söyledi.

Bunlardan bazıları kayıtlı Suriyelilerin yardım ihtiyaçlarını tespit etmek veya kayıtlı Suriyelilere ev ziyaretleri yapmak için özel izin almaları gerektiğini, bazı durumlarda Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı çalışanlarının kendilerine eşlik ettiğini anlattılar. Yardım kuruluşları kuralların, yerel yetkililere bağlı olarak, her bir vakada farklı ve öngörülemez bir şekilde işletildiğini ve mültecilere ulaşmak amacıyla ne tür faaliyetlerde bulunabileceklerinden hiç bir zaman emin olamadıklarını söylediler.

Sonuç olarak kayıt yaptırması engellenen, tıbbi ya da diğer bakım hizmetlerine muhtaç, en korunmasız durumdaki Suriyelileri bile tespit etmekte güçlük çektiklerini söylediler. Sınır duvarında kalmış boşluklar nedeniyle, kaçakçılarla ülkeye giriş yapan Suriyelilerin neredeyse tamamının geldiği Hatay ilindeki durumun özellikle hassas olduğunu da belirttiler.

Yardım kuruluşları, Türkiyeli yetkililer tarafından dayatılan kısıtlamalar nedeniyle, kayıtsız Suriyelileri kendi insiyatifleriyle tespit edemediklerini söylediler. En fazla, yardım arayan kayıtsız Suriyelilerin varlığından haberdar edildiklerinde, ya da bazılarıyla tesadüfen karşılaştıklarında bir şeyler yapabildiklerini söylediler. Bazı durumlarda, özellikle korunmasız durumdaki vakaları, acil ihtiyacı olanların kayıt yaptırmasına izin verecekleri umuduyla, yetkililerin dikkatine sunduklarını anlattılar.

Sınır bölgelerinde çalışan bir yardım kuruluşu şunları söyledi: “Çok basit aslında. Kayıtlı ya da kayıtsız Suriyelilere aklımıza estiği gibi ulaşamıyoruz. Her şey için izin almamız gerekiyor ve kayıtsız Suriyelilere yardım etmek içinse hiç izin alamıyoruz.” Bir başka yardım kuruluşu çalışanı ise şöyle konuştu: “Koruma ulaştırma faaliyetlerinde bulunmak için yetkililere defalarca başvurduk, ama her seferinde reddedildik.”

Yardım kuruluşları kayıtsız Suriyelilerle bağlantılarının son derece kısıtlı olması nedeniyle, ne Hatay’da veya diğer illerde halen kaç kayıtsız Suriyeli bulunduğu konusunda ne de kayıtların duraklatılmasının temel hizmetlere erişimin engellenmesine veya sınır dışı etme uygulamalarına ne ölçüde yol açtığı konusunda bir tahminde bulunabileceklerini söylediler.

Dolayısıyla, AB üyesi devletler ve Türkiye’deki Suriyeli mülteciler için yardım ve koruma projelerini fonlayan diğer bağışçılar, Türkiye’nin kayıt işlemlerini duraklatmasının Suriyelileri yardım almaktan ne ölçüde alıkoyduğunu bilemiyorlar.

Avrupa Birliği Sessiz Kalıyor

AB üyesi devletler ve Avrupa Komisyonu Türkiye’nin kayıt işlemlerini duraklatması konusunda da, Türkiye’nin sınırdaki Suriyeli sığınmacılara karşı uzun zamandır sürdürdüğü ihlaller konusunda olduğu gibi, kamuoyu önünde sessiz kaldılar.

Türkiye’nin kayıt işlemlerini duraklatması çok sayıda Suriyeliyi yeraltına ve oradan da AB’ye sürükleyebilir ya da onları Suriye’ye geri dönmeye zorlayabilir. Duraklatma, Türkiye’nin sınır boyunda sürmekte olan hak ihlalleri ve Afganistanlı sığınmacılara yönelik son ihlaller göz önüne alındığında, Yunanistan’daki Suriyelileri Türkiye’ye geri gönderme yönündeki her türlü girişim, Türkiye’nin sığınmacıların gönderilebileceği güvenli bir üçüncü ülke olmadığı tezini ileri sürerek itiraz edecek avukatlar tarafından ciddi bir dirençle karşılanacak demektir.

Avrupa Komisyonu 17 Nisan tarihinde Türkiye’nin AB üyesi olma kriterlerini karşılayıp karşılamadığına ilişkin raporunun son güncellemesini yayımladı. Komisyon, Türkiye’nin sığınmacı sistemini değerlendirirken ayrıntıya girmeden ve kaynak göstermeden şunları söylemekle yetindi: “Suriye vatandaşlarının, geri göndermeme ilkesi ihlal edilerek, ülkeden çıkarıldığı ve sınır dışı edildiği iddialarıyla ilgili bildirimler alındı.”

Avrupa Komisyonu geçtiğimiz Mart ayında, Türkiye ile 2016 Martında imzalanmış göç anlaşması kapsamında yapılacak ikinci 3 Milyar Euroluk yardım dilimini serbest bırakmayı vaat etti. Anlaşmaya göre AB Türkiye’nin sığınmacıların geri gönderilebileceği güvenli bir ülke olduğunu kabul ediyor. Aslında, Türkiye AB’nin güvenli üçüncü ülke kriterlerini karşılamıyor.

Öneriler

Türkiye yeni gelen Suriyelilerin geçici koruma kaydı işlemlerine yeniden başlamalı ve 2017 sonundan beri kaydetmediği Suriyelileri kaydetmeli. Türkiye gerekirse Suriye sınırındaki illerde Suriyelilerin ön kaydını yaptıktan sonra, daha az Suriyelinin yaşadığı diğer illere taşınmalarını veya o illerde yaşamalarını şart koşmalıdır. Bu arada Türkiye tüm sağlık kuruluşlarına, kayıtlı olup olmadıklarına bakmaksızın ihtiyacı olan tüm Suriyelilere acil tıbbi tedavi hizmeti sunmaları için talimat vermelidir. Okullar, kayıt işlemleri henüz tamamlanmamış Suriyeli çocukları kabul etmelidir. Türkiyeli tüm devlet görevlileri kayıtsız Suriyelileri en yakın kayıt merkezine sevk etmelidir.

Türkiye ayrıca Suriyelilerle çalışan tüm mülteci destek kuruluşlarının kayıtsız Suriyelileri tespit etmelerine, kayıt işlemlerine erişimlerine yardım etmelerine ve Suriyeye sınır dışı edilmiş veya sağlık ve eğitim hizmetlerinden yararlandırılmayan kayıtsız Suriyeli vakalarını yetkililerin dikkatine sunmalarına izin vermelidir.

Avrupa Komisyonu ve Türkiye’de elçiliği olan AB üyesi devletler, Türkiye’deki Suriyelilerin korunmasını sağlamak amacıyla, hali hazırda yürürlükte olan politikalarla uyumlu olarak, yeni gelen tüm Suriyelilerin kayıt işlemlerini yeniden başlatması ve onları sağlık ve eğitim hizmetlerinden yararlandırması için, Türkiye’ye baskı uygulamalı. Türkiye’nin kayıt işlemlerine yeniden başlamak için yardıma ihtiyacı varsa, bu talebe cömertçe karşılık vermeliler. Ayrıca Türkiye’ye mültecilerle çalışan tüm yardım kuruluşlarına, kayıtsız Suriyelileri tespit etmeleri ve onlara yardım ulaştırmaları ve Suriye’ye zorla geri döndürme ve yardımdan mahrum bırakma gibi hak ihlallerini kamuoyuna duyurmaları amacıyla tüm Türkiye’de özgürce koruma ve izleme faaliyetlerinde bulunmaları için izin vermesi yönünde de baskı yapmalılar.

Son olarak, Avrupa Komisyonu, Suriye sınırındaki Türkiyeli güvenlik güçlerinin kitlesel sınır dışı uygulamaları, öldürme ve yaralama vakalarına ilişkin, kendi insiyatifiyle bilgi edinmeli ve bu olaylara ilişkin muteber bildirimleri, Türkiye’nin ilerleme raporları ve Avrupa Göç Gündemi (European Agenda on Migration) gibi mecralarda kamuoyuna açıklamalıdır.