Riot police in Taksim Square on June 11, 2013.

© 2013 Human Rights Watch

(İstanbul) – İnsan Hakları İzleme Örgütü bugün yaptığı açıklamada Türkiye hükümetinin Taksim Meydanı’na gönderdiği çevik kuvvetin on binlerce barışçıl göstericiye biber gazıyla saldırması kararının hükümetle göstericiler arasında yapılmaya çalışılan barışçıl diyalog çabalarına ancak zarar verdiğini söyledi. Göstericiler İstanbul Taksim Meydanı ve Gezi Parkı’yla ilgili kentsel dönüşüm planlarının durdurulmasını talep ediyor.

“Taksim Meydanı’ndaki onbinlerce göstericiye biber gazı atmanın bu krizi sona erdirmeyeceğini” söyleyen İnsan Hakları İzleme Örgütü Türkiye araştırmacısı Emma Sinclair-Webb, “Eğer Türkiye insan haklarına saygılı ülkeler arasında anılmak istiyorsa polis vahşeti sona ermeli ve hükümet göstericilerle görüşmelidir” dedi.

İstanbul Valiliği’nin 11 Haziran 2013 günü sabah saat 7.00’deki açıklamasıyla eş zamanlı olarak çevik kuvvet Taksim Meydanı’na girdi. Açıklamaya göre müdahalenin amacı, Taksim Meydanı’ndaki “Atatürk Anıtı ve Atatürk Kültür Merkezi'nde bulunan illegal örgütlere ait döviz, bayrak ve pankartları indirmek”ti. İnsan Hakları İzleme Örgütü akşam saatlerinde Taksim Meydanı ve civardaki sokakları dolduran onbinlerce kişinin katıldığı gösteri esnasında polisin yeniden kalabalığın üstüne defalarca biber gazı attığını gözlemledi.

Sabah meydana gelen olaylar sırasında İnsan Hakları İzleme Örgütü çevik kuvvetle göstericiler arasında meydana gelen  çatışmalara tanık oldu. Polis defalarca biber gazı atıp tazyikli su kullanırken bazı göstericiler de taş ve molotof kokteyli attı. Ayrıca polisin meydana girmesini protesto etmek amacıyla Taksim Meydanı’nda uzun bir insan zinciri oluşturan barışçıl göstericiler de polis tarafından biber gazıyla dağıtıldı.

Saat 10.30 itibariyle İstanbul Tabip Odası üç ciddi kafa travması, üç kırık kaburga, dokuz plastik mermi yaralanması ve çok sayıda yoğun biber gazına maruz kalma şikayetiyle gelen kişilerin tedavi altına alındığını açıkladı. İnsan Hakları İzleme Örgütü akşam yaşanan olayların ardından yaralı sayısında artış olacağını tahmin ettiklerini söyledi.

Taksim Meydanı’na çevik kuvvetin konuşlandırılması, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile göstericileri temsil edebilecek veya göstericiler arasındaki farklı grupların biraraya geldiği Taksim Dayanışma Platformu ile müzakereleri yürütebilecek sivil toplum kuruluşu temsilcileriyle yapılması planlanan toplantıdan bir gün önce gerçekleşti.

Erdoğan 11 Haziran sabahı, çatışmaların ardından bir kez daha göstericileri ve amaçlarını itibarsızlaştırmaya çalıştığı ve parktan çekilmelerini talep ettiği bir konuşma yaptı. Polise müdahale için teşekkür ederek “kararlılıkla devam edeceğiz, Gezi Parkı bir işgal alanı değildir” diye konuştu.

Sinclair-Webb “Başbakanın bu sabahki sözlerinin akşam barışçıl göstericilere yapılan biber gazı saldırısı için yeşil ışık yaktığı anlaşılıyor” dedi.

Ayrıca sabah saatlerinde polis Çağlayan Adliyesi’nde polisin Taksim Meydanı’na yaptığı müdahaleyi protesto etmeye hazırlanan  45 avukatı da gözaltına aldı. Başsavcılık yenilerde aldığı kararla Çağlayan Adliye’sinde protesto gösterisi yapılmasını yasaklamıştı. İnsan Hakları İzleme Örgütü gözaltındaki avukatları temsil eden avukatlardan, müvekkillerinin akşam saatlerinde serbest bırakılacağının teyidini aldı.

Valilik sabah bir açıklama yaparak polisin Taksim Meydanı’nda 70 göstericiyi gözaltına aldığını bildirdi ama konuyla ilgili tüm detaylar henüz bilinmiyor ve bu sayının an itibariyle artmış olma ihtimali yüksek.

İnsan Hakları İzleme Örgütü şiddete başvuran göstericiler hakkında cezai kovuşturma yürütüldüğünü söyledi.

Birleşmiş Milletler Kolluk Görevlilerinin Kuvvet ve Ateşli Silah Kullanmasına İlişkin Temel İlkeleri’ne göre, kolluk görevlileri “kuvvet ve ateşli silah kullanmaya başvurmadan önce mümkün olan son ana kadar şiddet içermeyen yöntemler kullanılmalıdır”. Kuvvet kullanılmasının kaçınılmaz olduğu durumlarda güvenlik güçleri “zapt etme yöntemlerini suçun ağırlığı ve elde edilmeye çalışılan meşru amaçla orantılı olarak kullanılmalıdır.”

Ek olarak, kolluk görevlileri “meşru müdafaa veya başkalarını yakın ölüm veya ciddi yaralanma tehlikesine karşı koruma dışında” insanlara karşı ateşli silah kullanmamalıdır. İnsan Hakları İzleme Örgütü bazı koşullarda plastik mermilerin ölümcül etkisi olabildiği için bunların da pratik sebebplerden dolayı ateşli silah muamelesi görmesi gerektiğine dikkat çekti.