Skip to main content

Türkiye: Göstericilere Yönelik Polis Şiddetini Durdurun

Hükümetin İfade ve Toplanma Özgürlüğüne Olan Tahammülsüzlüğü Gösterileri Tetikledi

3 Haziran 2013 Güncelleme

1 Haziran günü polisin Taksim Meydanı'ndan çekilmesi bu bölgedeki şiddeti sonlandırdı. Ne var ki polis 2 Haziran günü Ankara ve İstanbul'da göstericilerin başbakanlık ofisine yürümeye kalkışmaları dolayısıyla yoğun miktarda biber gazı kullanmaya devam etti.

İçişleri Bakanı, 2 Haziran'da yaptığı açıklamada 67 yerde 235 protesto gösterisi yapıldığını açıkladı. Yapılan protestoların detaylarına ilişkin doğru rakamları öğrenmek çok zor olsa da ve İnsan Hakları İzleme Örgütü ortaya atılan rakamları değerlendirme sürecini henüz tamamlamasa da, bugüne kadar binden fazla kişinin gözaltına alındığı ve yüzlerce kişinin yaralandığı anlaşılıyor. 

2 Haziran gecesi polis başbakanın Beşiktaş'taki ofisine doğru ilerleyen ve şiddete başvuran göstericilerle sert bir çatışmaya girdi.

Bazı genç göstericiler taş attı ve barikatlarla yolları kapattı. Ancak kitlenin büyük çoğunluğu barışçıldı. Bildirilen herhangi bir yağma vakası yoktu, ama Taksim meydanına çıkan İstiklal Caddesi'ndeki bazı dükkânların camları kırıldı.

Gösterilerin ısrarla devam etmesi uzun süredir bastırılmış bir öfkenin varlığına işaret ediyor. Pazar gecesi İstanbul'da Kadıköy gibi farklı semtlerde halk Gezi Parkı’nda başlayarak yayılan protesto gösterilerine ikinci kez, tencere tava çalarak, araba kornalarına basarak ve alkışlayarak destek verdi. Kampanyacılar ise Taksim Gezi Parkı'ndan ayrılmadı. 3 Haziran günü öğleden sonra itibariyla binlerce kişi yeniden Taksim Meydanı'nda buluştu.

___________________________

(İstanbul, 1 Haziran 2013) – İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) bugün bir açıklama yaparak Başbakan Tayyip Erdoğan’ın liderliğindeki hükümetin Türkiye'nin birçok yerinde devam eden gösterilerde yaşanan polis şiddeti ve aşırı güç kullanımını sona erdirmesi gerektiğini söyledi. Yetkililer barışçıl gösteri hakkı ve ifade özgürlüğüne saygı göstermelidir.

Polisin, İstanbul'daki Gezi Parkı'nın hükümet tarafından alışveriş merkezi yapılmasına karşı barışçıl gösteriler yapan protestocuları şiddet kullanarak dağıtması, gösterilerin İstanbul’un ardından Ankara ve diğer kentlere de sıçrayarak geniş halk kitlelerinin protestolara katılımını tetikledi.

“İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün uzman Türkiye araştırmacısı Emma Sinclair-Webb  "Polis barışçıl göstericilere karşı biber gazı ve tayzikli su kullanarak görevi kötüye kullanma konusunda ciddi bir sabıka edinmiş oldu" diyerek "Hükümetin insanların protesto ve itiraz etme haklarına saygı göstermemesinin Türkiye halkının hoşnutsuzluğunu arttırdığını" söyledi.

Bir kentsel dönüşüm projesine karşı çevre hareketi olarak başlayan ve giderek farklı siyasi görüşten kişilerin hükümet politikalarından duyduğu hoşnutsuzluğun ifadesi haline gelen protesto gösterileri devam ediyor. Olaylarla ilgili haber sitelerinde ve sosyal medyada çok sayıda fotoğraf da içeren haberler bulunmasına karşın Türkiye'nin televizyon kanallarında çok az haber yapılıyor.

İstanbul Valiliği'nin 31 Mayıs günü yaptığı açıklamada, yalnızca 12 kişinin ağır yaralandığı ve 63 kişinin de gözaltına alındığı bildirildi. Ancak görgü tanıklarının polisin uyguladığı şiddete ilişkin ifadeleri ve gösterilere katılan kişi sayısı, yaralı sayısının çok daha fazla olabileceğini düşündürüyor.

İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün görüştüğü siyasi yorumcu ve akademisyen Ahmet İnsel, 31 Mayıs 2013 günü Taksim İlk Yardım Hastanesi'ne ambulansların durmaksızın hasta taşıdığını söyledi. Ayrıca Alman Hastanesi'ne gittiğinde 23 yaşındaki bir İstanbul Teknik Üniversitesi öğrencisinin hastaneye getirildiğini gördüğünü kaydeden İnsel, doktorların kendisine öğrencinin yakın mesafeden atılmış plastik mermi sebebiyle bir gözünü almak zorunda kaldıklarını anlattığını belirtti.  İnsel, bir doktorun da öğrencinin gözünden plastik mermi çıkardıklarını anlattığını da kaydetti.

Gazeteci Ahmet Şık da İnsan Hakları İzleme Örgütü'ne, aralarında milletvekillerinin de olduğu Cumhuriyet Halk Partisi'nden (CHP) bir heyetle birlikte Taksim Gezi Parkı'na gitmeye çalışırlarken polisin yakın mesafeden kafasına gaz fişeği attığını söyledi. Aldığı darbeyle başı kanlar içinde kalan Şık derhal hastaneye götürüldü.

"Türkiye makamları acilen polis faaliyetlerine ilişkin politikalarını gözden geçirmeli ve barışçıl göstericilere saldıran birimlerin amirlerinden hesap sormalıdır" diyen Sinclair-Webb, "hükümetin ayrıca ciddi bir sağlık tehlikesi yaratan ve ölümcül olabilen biber gazının kullanımıyla ilgili de inceleme başlatması gerektiğini" vurguladı.

Erdoğan 1 Haziran günü yaptığı açıklamada hükümetin Taksim Gezi Parkı'nın dönüştürülmesi planına devam edileceğini açıkladı. Gösterileri "oyun" olarak nitelendiren Erdoğan polisin biber gazı kullanmasında hatalar olduğunu kabul etmesine rağmen herhangi bir geri çekilme olmayacağını şu sözlerle ifade etti: "Polis dün de buradaydı ve bugün de, yarın da burada olmaya devam edecek." 1 Haziran günü Taksim Meydanı ve Gezi Parkı civarındaki ana caddelerde toplanan binlerce göstericiyi dağıtmak için defalarca biber gazı kullanan polis, nihayet aynı gün öğleden sonra itibariyla Taksim Meydanı'ndan çekilmeye başladı ve binlerce kişi meydana ve parka girdi.

İnsan Hakları İzleme Örgütü Türkiye'nin ifade özgürlüğü ve siyasilerin muhalif seslere tahammülsüzlüğüne daha önce de dikkat çekmiş ve Türk polisinin düzenli olarak göstericilere kötü muamele etmesini ve aşırı güç kullanan memurlardan hesap sormamasını eleştirmişti .

Yolu genişletmek için Taksim Gezi Parkı'nın bir bölümünün yıkılmasına karşı protestolar 27 Mayıs gecesi, bir kampanyacının çalışmaları durdurabilmek için yaptığı oturma eylemiyle başladı. O gün yapılması planlanan ilk yıkım, trafiği meydanın altından geçirecek bir tünel inşaat projesiyle ilgiliydi. Göstericiler bunun şehrin az sayıdaki yeşil alanlarından biri olan parkı alışveriş merkezine dönüştürmeyi amaçlayan hükümet projesinin bir parçası olduğu düşüncesiyle harekete geçti. Bu proje daha önce de halkın görüşleri alınmadan başbakan tarafından dayatılması ve dile getirilen ciddi itirazların gözardı edilmesi sebebiyle bir hayli eleştirilmişti.

28 Mayıs günü öğleden sonra parkta polis koruması altında yıkımın yeniden başlamasının ardından Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) milletvekili Sırrı Süreyya Önder buldozerleri engellemek için önlerinde durdu. Önder, projenin bu ayağının onaylanmadığını ve kanundışı olduğunu söyleyerek duruma itiraz etti. Önder'in bu hareketi, yıkım çalışmasını bir kez daha geçici olarak durdurdu. Ardından kampanyacılar barışçıl bir oturma eylemi başlatarak parktan ayrılmayı reddettiler.

30 Mayıs sabahı, saat 5.00 sularında parka baskın yapan polis, kampanyacıları biber gazı kullanarak zorla parktan çıkardı. Bu operasyonda en az bir protestocu yaralandı. Hızla tekrar biraraya gelen aktivistler oturma eylemine devam etti. Polis 31 Mayıs günü iki ayrı baskın daha yaptı. CHP milletvekili İlhan Cihaner de o gün gerçekleştirilen yoğun biber gazı saldırısından etkilenenler arasındaydı.

31 Mayıs günü Taksim'e çıkan ana arterler polisin ilerleyen göstericileri defalarca geri püskürtmesi nedeniyle tıkandı. İnsan Hakları İzleme Örgütü araştırmacısı sabahın erken saatlerinde parka paralel büyük bir arter olan Cumhuriyet Caddesi’ndeki bir binanın üst katlarından burada yaşananlara tanık oldu. Caddedeki birkaç gösterici polise karşı güç kullanıyordu. Ancak bu güç kullanımı TOMA’lara (Toplumsal Olaylara Müdahale Aracı) taş atmaktan ibaretti. Polis göstericilerin üstüne giderek, bazıları çok yakın mesafeden olmak üzere defalarca biber gazı attı. Buna karşı göstericiler küçük gruplar halinde ara sokaklara çekilerek bina içlerine sığındı. Bu durum saatlerce sürdü: göstericiler ara ara biraraya gelip tezahurat yaptı, şarkı söyledi, slogan attı, davullar çaldı ve inşaat alanından söktükleri demir panellere vurdu.

CHP milletvekili Sezgin Tanrıkulu, 31 Mayıs'ta maruz kaldığı biber gazı yüzünden geçirdiği kalp spazmı nedeniyle hastaneye yatırıldı. Sırrı Süreyya Önder'in ise omzuna ve ayağına polisin attığı gaz kapsulleri geldi.

31 Mayıs günü İstanbul valisi Avni Mutlu göstericileri yanlış bilgi yaymakla ve çevreyi korumak gibi bir dertleri olmayan provokatörler olmakla suçladı.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ise, bunun aksine, üzüntüsünü dile getirdi ve görevlilerin aktivistlere bu yıkımın yol çalışması dolayısıyla yapıldığını ve alışveriş merkezi projesiyle bir ilgisi bulunmadığını açıklamayı ihmal ettiğini söyledi.

Your tax deductible gift can help stop human rights violations and save lives around the world.

Region / Country

Topic