Skip to main content

Irak/Türkiye: Sınırlarınızı Bütün Suriyeli Mültecilere Açın

En Az 10,000 Kişi Zorlu ve Tehlikeli Koşullarda Mahsur Kalmış Durumda

 

 (Beyrut) – İnsan Hakları İzleme Örgütü bugün bir açıklama yaparak Irak ve Türkiye makamlarının 10,000 üzerinde Suriyelinin haftalardır mahsur kaldığı sınır kapılarını derhal yeniden açması ve sığınma talebinde bulunmak isteyen herkese vakit kaybetmeden izin vermesi gerektiğini söyledi. Suriye’nin Halep, İdlib ve Der Zor gibi illerindeki son çatışmalardan kaçan onbinlerce Suriyeli, Irak ve Türkiye’ye hızlı ve güvenli bir biçimde  ulaşabilmek için sınır geçişlerini kullanmaya çalışıyor.

Bu yıl Ağustos ayının ikinci yarısından bu yana, Irak ve Türkiye binlerce Suriyelinin bu geçiş noktalarından ülkelerine girmelerini kanunsuz biçimde engelliyor. İki ülke de ya acil tıbbi sebeplerden ötürü veya keyfi kısıtlamalar koyarak sınırlı sayıda insanın sınırı geçmesine izin verdi. İnsan Hakları İzleme Örgütü, kişilerin sığınma talep etmek amacıyla resmi ya da gayrı resmi geçiş noktalarını kullanarak uluslararası sınırları aşmalarını engellemenin uluslararası hukukun ihlali olduğunu ifade etti.

İnsan Hakları İzleme Örgütü’nde kıdemli mülteci araştırmacısı ve savunucusu olarak çalışan Gerry Simpson, “Hava bombardımanı ve füze saldırılarının dehşetinden kaçan on binden fazla çaresiz Suriyeli, Irak ve Türkiye sınırında sıkışıp kalmış durumda; çok kötü koşullarda yaşıyorlar” diyerek “Irak ve Türkiye’nin hayatlarına yönelik tehdit ve benzeri eziyetlerden kaçan insanlara sınırlarını sürekli olarak açık tutması gerektiğini” söyledi.

İnsan Hakları İzleme Örgütü Türkiye’nin halen 14 kampta yaklaşık 100,000 mülteciye ve kampların dışında yaşayan diğer binlerce Suriyeliye ev sahipliği yapmasının övgüye değer olduğunu, ancak sığınma talebinde bulunmak isteyen herkese sınırlarını açık tutması gerektiğini belirtti. Örgüt, Avrupa Birliği dahil bağışçı ülkelerin de, Türkiye'nin çatışmalardan kaçan Suriyeliler için daha fazla kamp kurması için gerekli mali ve başka destekleri cömertçe sağlaması gerektiğini ekledi.

İnsan Hakları İzleme Örgütü 6 ve 9 Ekim tarihlerinde Suriye’nin Türkiye sınırında mahsur kalmış onlarca Suriyeliyle görüştü; bu kişilerin tümü de hava ve topçu bombardımanından kaçtıklarını ve Türkiye sınır muhafızlarının geçmelerine izin vermemesinin sonucunda haftalardır sınırda sıkışıp kaldıklarını anlattı. Kimileri de, muhafızların kendilerine kampların hepsi dolu olduğu için Türkiye’ye geçemeyeceklerini söylediğini ifade etti.

Türkiye’den üst düzey bir yetkili, İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne mülteci kamplarında kapasitenin dolması nedeniyle, Türkiye’nin, Suriye sınırının hemen öte yakasında bulunan  ve Türkiye'nin görüşüne göre çatışmaların ortasında kalma tehlikesi bulunmayan, yalnızca yardıma ihtiyaç duyan Suriyelilere de bir miktar yardım sağladığını söyledi.

1951 Mülteci Sözleşmesi, uluslararası mülteci hukuku ve uluslararası insan hakları hukuku teamülleri, bütün ülkelerin non-refoulement (geri göndermeme) ilkesine saygı göstermesini gerektirir; bu ilke, sınırlardaki sığınmacıların geri çevrilmesini onları hayatlarına ve özgürlüklerine yönelik tehditlere karşı karşıya bırakacağı gerekçesiyle yasaklamaktadır.

İnsan Hakları İzleme Örgütü, Türkiye’nin sığınma talebinde bulunmak isteyen herkese izin verme yükümlülüğü nedeniyle, mülteci kamplarında yer kalmamasının veya Suriyelilere sınırın Suriye tarafında yardım edilmesinin, Suriyelilerin sığınma talep etmek üzere Türkiye’ye geçmesini geciktirmek için geçerli sebep sayılmayacağını belirtti. Suriyelilere, Irak ve Türkiye’de dosyaları incelenirken geçici barınma sağlanmalıdır ve daha sonra özgürce seyahat etmelerine izin verilmeli veya kamplara yerleştirilmelidir.

Simpson “Ne Türkiye'nin ne de Irak'ın, Suriyelileri zor ve onur kırıcı koşullarda yaşamaya ve gökyüzünden tepelerine bomba yağması riskinin olduğu yerlerde hayatlarını tehlikeye atmaya zorlamak için gerekçeleri vardır. Her iki ülke de –gerekirse ek uluslararası yardım alarak- Suriyelilere daha uzun vadeli bir çözüm buluncaya dek, derhal sınırın güvenli tarafında sığınma sağlamalıdır” dedi.

1,600 Suriyeli, Türkiye tarafındaki Reyhanlı kasabası civarında, Suriye’nin Atma kasabasının az ötesinde, sınırdaki tel örgülerin yanında bir zeytinlikte, Türkiye sınır muhafızlarının gözlerinin önünde yaşıyorlar. 5 Ekim civarındaki yoğun yağışın sebep olduğu korkunç koşullar nedeniyle binlere kişi bölgeden ayrılmak zorunda kaldı. Bazıları kendi evlerinin olduğu yerlere dönerken diğerleri Atma’ya sığındı. Bu kişilerden bazılarına göre yoğun yağışlardan kaynaklanan kötü koşullar yüzünden Türkiyeli yetkililer  5-7 Ekim tarihleri arasında yaklaşık 1,000 kişinin Türkiye’ye geçmesine izin verdi.

Atma’daki bir okula yerleşen bir erkek “3 hafta boyunca sınırın dibindeydim. Koşullar kötüydü ama sonra yağmur yağdı ve her yer su içinde kaldı; çadırlar, tuvaletimizi yaptığımız arazideki alan… Ailemle birlikte orada kalamazdım, o yüzden okula geçtik. Hala Türkiye’ye geçmek isteyenlerin bekleme listesindeyim.” dedi.

Atma’da okullar ve evlerin aşırı kalabalık olması yüzünden, yerlerinden edilmiş bazı Suriyeliler uluslararası fonlar, yerel halkın yaptığı bağışlar ve İnsan Hak ve Hürriyetleri İnsani Yardım Vakfı’nın (İHH) desteğiyle Suriye’nin Kah köyü yakınlarında, ülke içinde yerinden edilmiş kişiler için yakın zamanda kurulan kampa gitmek zorunda kaldı.

Kilis yakınlarındaki Öncüpınar/Bab al Selam Türkiye-Suriye sınır kapısının Suriye tarafında, sınıra yaklaşık 50 metre mesafedeki bir diğer kampta ise, yaklaşık 5,500 Suriyeli barınıyor. Burada yaşayanlar düzenli olarak sınıra gidip protestoda bulunduklarını ve Türkiye sınır muhafızlarına Türkiye’ye geçmelerine izin vermeleri için beyhude yalvardıklarını anlattı.

Suriye’deki yerinden edilmiş kişiler ve yerel yardım ekiplerinin anlattıklarına göre, Türkiye Eylül sonu ve Ekim başı arasında Reyhanlı/Atma sınır noktasından yaklaşık 1,300 Suriyelinin, Ağustos sonundan Ekim başına kadar da Öncüpınar/Bab al Selam sınır kapısından yaklaşık 2,000 kişinin geçmesine izin verdi.

Yerel yardım ekipleri, İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne her iki ülkenin de yaralıların ve acil tıbbi yardıma ihtiyacı olanların sınırı geçmelerine izin verdiğini, yalnız Irak’ın bazen geçiş izni vermekten imtina ettiğini anlattı.

8 Ekim itibariyle yaklaşık 100,000 Suriyeli Türkiye’deki 14 kampta “geçici koruma” alabilmişti. Pasaportlarıyla Türkiye’ye giriş yapan binlercesine de 3 aylık vize verildi. Bu vize ülke içinde serbest dolaşmalarına izin vermekle birlikte, herhangi bir yardım alma hakkı sağlamıyor. Birçok kişinin vizelerinin süresi bitmesine rağmen ülkede kaldığına inanılıyor.

Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu 20 Ağustos’ta Hürriyet gazetesine verdiği demeçte, Türkiye’nin onbinlerce Suriyeliye bakmakta zorlandığını ve 100,000’den fazla mülteci kabul edemeyeceğini söyleyerek BM’nin Suriye sınırları içinde kamplar kurması gerektiğini belirtti.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı’ndan üst düzey bir görevli, İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne Türkiye sınırında çok sayıda Suriyelinin beklediğinin farkında olduğunu ama sınırı geçmelerine izin verilmediğine dair bilgiyi doğrulatamadığını söyledi. BM Mülteciler Yüksek Komiserliği’ne (BMMYK) göre, Türkiye Dışişleri Bakanlığı Ekim ayı başında Türkiye’ye geçmeyi bekleyen -8,000 kişi Öncüpınar/Bab al Selam kapısında, 4,000 kişi de Reyhanlı/Atma’da olmak üzere- yaklaşık 12,000 Suriyeli olduğunu ve bunların “aşamalı olarak ülkeye alındığını” söylemişti.

Bu yetkili ayrıca, Türkiye’nin yerli yardım kuruluşlarının sınıra yakın bölgede yaşayan ve Türkiye’ye göre tehlikede olmamakla birlikte insani yardıma ihtiyacı bulunan Suriyelilere yardım götürmelerine destek verdiğini söyledi. Aynı yetkili, bağışçı ülkelere de Türkiye’nin ülkeden kaçan Suriyelileri ülkeye kabul etmeyi sürdürebilmesi için daha çok mülteci kampı açmasına yardım etmeleri çağrısında bulundu.

Eylül ayı sonlarında İnsan Hakları İzleme Örgütü, Irak’ın al-Kaim kasabası karşısında, sınırın Suriye tarafındaki Abu Kemal bölgesinde sıkışıp kalmış olan Suriyelilerle de telefonla görüştü. Buradaki Suriyeliler, Ağustos ayı ortalarından beri kendilerine ve daha binlerce kişiye Irak’a geçme izni verilmediğini söyledi. BMMYK da Eylül ayı ortalarından beri Irak’ın günde sadece 100 Suriyelinin geçmesine izin verdiğini söyledi. Sınırda bekleyen Suriyeliler ve yardım örgütleri çalışanları ise, bu sayının 125 civarında olduğunu belirttiler.

Irak Yer Değiştirme ve Göç Bakanlığı, Ağustos ayı sonlarında, İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne 3 Ekim itibariyle yaklaşık 5,500 Suriyelinin yaşamakta olduğu el Kaim mülteci kampı büyütülünceye kadar sınırın kapalı kalacağını söylemişti. Üst düzey görevlilerin, el-Kaide militanlarının mültecilerle birlikte sınırı geçebileceğini ima eden açıklamaları ise, bu son politika değişikliğinin sebebinin güvenlikle ilgili kaygılar olduğunu gösteriyor. Yine de yerel bir yardım kuruluşuna göre, 24 Eylül ile 10 Ekim tarihleri arasında her gün yaklaşık 125 kişinin sınırı geçmesine izin verilmekte.

Irak’ın yeni politikası uyarınca askerlik yaşında olan hiçbir Suriyeli erkeğin sınırdan geçmesine izin verilmiyor olmasına rağmen, uygulamada bazı ailelerin askerlik yaşında olan tek bir erkeği yanlarında geçirmelerine izin veriliyor. Yerel bir yardım kuruluşu çalışanı ile Yer Değiştirme ve Göç Bakanlığı’ndan bir görevli, İnsan hakları İzleme Örgütü’ne, yerel yetkililer ve bakanlığın, yüzlerce ailenin parçalanmasına sebep olduğu gerekçesiyle askerlik yaşında olan erkeklerin Irak’a girmelerinin engellenmesi emrine itiraz ettiğini, ama Bağdat’taki üst makamlardan gelen bu emir karşısında ellerinin kollarının bağlı olduğunu söyledi.

Bu yeni politika nedeniyle, sınırı geçenlerin büyük çoğunluğunu kadınlar ve çocuklar ile, yaralı, hasta ve yaşlıları kapsayan bazı acil insani vakalar oluşturuyor.

Türkiye sınırında bulunan yerlerinden edilmiş Suriyelilerden İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne konuşanların neredeyse tamamı, sınır açık olması halinde, evlerini kuşatan şiddet yüzünden geri dönemeyecekleri için vakit kaybetmeden Türkiye’ye geçeceklerini söyledi. Sadece birkaç kişi insani koşulların düzelmesi durumunda, Suriye tarafındaki kamplarda kalmayı tercih edeceklerini, böylece düzenli olarak gidip evlerinin ne durumda olduğunu kontrol edebileceklerini söyledi. Irak’a geçmeye çalışan yerinden edilmiş kişiler de benzer görüşler ifade etti.

İnsan Hakları İzleme Örgütü, yardım örgütlerinin Suriye içinde kamplar kurmasının serbest olduğunu söyledi. Ancak Suriye'de devam etmekte olan ve ne zaman meydana geleceği bilinmeyen yaygın şiddet dikkate alındığında, kampların Suriye ordusunun Özgür Suriye Ordusu'na karşı sınır bölgelerinde yapacağı olası saldırıların ortasında kalma ihtimali bulunuyor.

Atma’da yerlerinden edilmiş kişilerin sığındığı okullardan birinde çalışan Suriyeli bir insani yardım görevlisi, İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne şunları anlattı:

“Burada hiçbir emniyet, güvenlik yok. Eğer Ürdün ve Lübnan ve Türkiye’deki sınır bölgelerine saldırıyorlarsa, Suriye’de güvenli hiçbir yer yok demektir.”

Halen Bab el Selam’da bulunan yerlerinden edilmiş Suriyeliler, İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne, Suriye savaş uçaklarının geçtiğimiz iki hafta boyunca üstlerinde uçtuğunu söyledi. 3 Ekim’de Suriye’den atılan bir füze, Akçakale’de beş sivil Türkiye vatandaşının ölümüne, 10 kişinin de yaralanmasına sebep oldu ve Türkiye 4 Ekim’de misilleme atışı yaptı. Aynı gün Türkiye Büyük Millet Meclisi Suriye’ye karşı askeri operasyonların yapılmasına izin verdi; NATO ise saldırıyı kınadı.

Irak sınırı yakınındaki Abu Kemal’de yaşamakta olan yerinden edilmiş Suriyelilerle birlikte çalışan bir Suriyeli şöyle diyor:

 “Herkes çatışmalardan ve bombalanabileceklerinden endişeleniyor. Bir sonraki bombardımanın nereye yapılacağını bilmiyoruz. Her yer olabilir.”

“Giderek daha fazla Suriyeli korkunç şiddetten kaçıyor ama sonuçta kendilerini güvenli olmayan bölgelerde sıkışıp kalmış buluyorlar” diyen Simpson, “Türkiye, Irak ve Suriyelilerin sığınmaya çalıştığı diğer ülkelerin, sığınanlara koruma sağlamayı reddetmemesi gerektiğini” söyledi.

 

 

Türkiye sınırında

Suriyeli yardım çalışanları ve sınırda mahsur kalmış Suriyeliler, İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne Ağustos’un son iki haftasında Türkiye’nin Reyhanlı ilçesi ile Suriye’nin Atma kasabasındaki sınır geçiş noktasını ve Kilis yakınındaki Öncüpınar/Bab el Selam kapısını kapattığını söyledi. O günden beri Türkiye sınır muhafızları sınırlı sayıda Suriyelinin sınırı geçmesine izin verdi. Suriye tarafında, Karkamış ve Yayladağı yakınlarındaki sınır geçişlerini ziyaret eden Suriyeli aktivistler de İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne yüzlerce Suriyelinin buralarda sıkışıp kaldığını söyledi.

Son iki ay boyunca Halep ve Idlib vilayetlerindeki artan çatışmalardan kaçan Suriyelilerin çoğu sözkonusu yerleşim bölgelerine yakın olan bu sınır noktalarından Türkiye’ye geçmeye çalıştı. İnsan Hakları İzleme Örgütü Reyhanlı ve Öncüpınar’daki ilk geçiş noktalarını ziyaret etti ve Suriyelilerin sınırın Suriye tarafında mahsur kaldığını doğruladı.

 

Reyhanlı/Atma sınır geçiş noktası

İnsan Hakları İzleme  Örgütü 9 Ekimde Reyhanlı/Atma sınır noktasında Ağustos ortası veya sonundan beri Türkiye’ye geçiş yapamamış olan Suriyelilerle görüştü.

Yerel yardım çalışanlarına göre 1,600 Suriyeli, sınırın 100 metre ötesindeki zeytinliklerde Eylül sonlarında kurulan derme çatma çadırlarda yaşıyor. Tuvalet, musluk suyu ve elektriğin olmadığı bu bölgede, yalnızca temel sağlık hizmeti bulunuyor. Sınırlı miktarda yemek ve şişe suyunu bir avuç yardım kuruluşundan edinebiliyorlar. Birçoğu İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne, sınır yeniden açılırsa sınırı ilk geçenlerden olmak için burada kalmak istediklerini söyledi. Diğerleri ise başka gidecek yerleri olmadığını ifade etti.

İlk çadırların kurulduğu Eylül sonları itibarıyla, yaklaşık 5,000 kişi ağaçların altında yaşıyordu. Ama 5-7 Ekim arasındaki yoğun yağış nedeniyle 2,500 kişi bölgeden ayrılmak zorunda kaldı. Bazıları evlerine geri döndü, bazıları ise Atma’ya giderek okullara veya kasabalıların evlerine sığındı. Birkaç kişi, yoğun yağmur nedeniyle Türkiyeli yetkililerin 5-7 Ekim tarihleri arasında yaklaşık 1,000 kişinin Türkiye’ye girmesine izin verdiğini söyledi.

Yerinden edilmiş kimi kişilerle ve bazı insani yardım çalışanları da, İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne Eylül ayı sonunda Türkiye’nin Türkiye medyasını sınır görevlilerinin birkaç yüz Suriyelinin sınırı geçmesine izin vermesini filme almaları için davet ettiğini anlattı. Ama Atma’daki yerinden edilmiş Suriyelilerle çalışan bir Suriyeli, daha yüzlerce mültecinin sınırı geçmeye çalıştığını ve medya bölgeden ayrıldıktan sonra bunların zorla Suriye’ye geri döndürüldüğünü anlattı.

İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün konuştuğu yerinden edilmiş bir kişi, “Türkiye’de kalabileceğimizi düşünmüştük” dedi. “Ama gazeteciler gidince Türkler bize yalnızca en zor durumda olanların kalabileceğini söyledi ve yüzlercemizi zorla sınır bölgesinin ötesine yolladı. İnsanlar düşüyor, birbirinin üstüne basıyordu. Tam bir kaos vardı.”

Halen iki okulda yaklaşık 1,000 kişi, Atma sakinlerinin evlerindeyse üstüste sıkışık bir halde yaklaşık 15,000 kişi barınıyor. Okullarda yaşayanlara yardım eden Suriyeliler, mümkün olsa binlerce kişinin derhal Türkiye’ye geçeceğini söylüyor. Birçok kişi İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne sınırı geçmek için beklediklerini söyledi.

Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) Atma’daki okullarda ve sınır bölgesinde yaşayanları kaydederek sınırın yeniden açılması halinde kimlerin geçebileceğini belirliyor. ÖSO ve yardım görevlileri, 9 Ekim itibariyla listede 5,500 kişinin bulunduğunu söyledi. En uzun süredir bekleyenler sınırın yeniden açılması halinde ilk geçecekler arasında; yine de acil öncelik yaşlılara ve tıbbi gereksinimi veya diğer sorunları olanlara verilecek. Sınırı geçmeye çalışanlardan bazıları, İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne rüşvet vermeden veya belli ilişkileri devreye sokmadan listenin üst sıralarına girmenin zor olduğunu söyledi.

Halfaya Hama’lı bir Suriyeli olan Şeyh Ömar Rahmoun, sınırdaki koşulların kötü olması ve Atma’daki aşırı kalabalık yüzünden, Ekim başında Atma’nın birkaç kilometre uzağındaki Kah köyünün hemen dışında geçici bir kamp kurmaya başladı.

Suriyeli bir insanı yardım görevlisi, Suriyeli ve Libyalıların yaptığı bağışlarla yerli halktan 5,000 kişiyi barındırabilecek kapasiteye sahip araziyi kiralayıp düzleştirdiklerini söyledi. Türkiyeli insani yardım kuruluşu İHH da banyo ve sahra tuvaleti olarak kullanılacak prefabrik konteynerler verdi.

İnsan Hakları İzleme Örgütü, 9 Ekim’de ilk ailelerin kampa gelmesine tanık oldu. Bazıları zeytinlikte kurulan geçici kamptan gelmişti; bazıları da sınırı geçmekten vazgeçtiklerini söylediler. Diğerleri ise evlerinden tank ve hava saldırısı yüzünden henüz kaçtıklarını ve Türkiye’ye geçebileceklerini umduklarını söyledi. Yerel bazı hayır kuruluşu çalışanları Kah kampındakilerin sınırı geçmek için bekleme listesinden silindiklerini söylerken, bazıları sınırı geçmek isteyenlerin hala kaydedildiğini belirtti.

 

Öncüpınar/Bab al Selam sınır kapısı

 İnsan Hakları İzleme Örgütü, 6 Ekim'de,  Ağustos ortasından bu yana binlerce insanın geçmesine izin verilmeden bekletildiği Öncüpınar/Bab al Selam sınır kapısındaki Türkiye-Suriye sınırının Suriye yakasındaki yerinden edilmiş Suriyeliler ve yardım çalışanlarıyla görüştü. Birçoğu haftalardır kamplarda olduklarını söyledi.

Sınırda görev yapan Azaz medya bürosunun sözcüsü Muhammed Nur, İnsan Hakları İzleme Örgütü'ne Ağustos ayının ortalarında İHH'nın sınıra yakın bir bölgede bir kamp kurmaya başladığını ve Suriye ve Katar Kızılayı'nın yanısıra, Suudi yardım çalışanları ve Suriyeli örgütlerin de temel ihtiyaç yardımı sağladığını söyledi. 6 Ekim itibariyle kampta çoğu Türkiye'ye geçmeyi bekleyen 5,500 kişi barınıyordu. 

Kamptaki insani yardım çalışanları, Ağustos ortasından bu yana Türkiye'nin farklı zamanlarda küçük gruplar halinde toplam 2,000 Suriyelinin sınırı geçmesine izin verdiğini söyledi. Atma'daki ÖSO'nun tuttuğu sınır geçişi bekleme listesinde olduğu gibi, burada da en uzun süredir bekleyenlere geçiş önceliği tanınıyor ve en savunmasız durumda olanlara ise acil geçiş önceliği veriliyor.

Kamp sakinlerinden biri İnsan Hakları İzleme Örgütü'ne şöyle dedi:

"3 Ekim'de bir protesto gösterisi vardı ve yaklaşık 200-300 kişiyle sınırın oradaki tel örgülerde geeçmemize izin vermeleri talebiyle protesto ediyorduk. Türkler bizi görmezden, duymazdan geldi. Bu, benim buraya geldiğimden beri yapılan yedinci gösteriydi."

Kamp sakinleri İnsan Hakları İzleme Örgütü'ne kamptaki yemek yüzünden ishal ve hasta olduklarını anlattı. Kamp doktorlarından biri, ihtiyaç duydukları ilaçların yalnızca yüzde onunun ellerinde olduğunu söyledi ve şunları ekledi:

"Vakaların çoğu çocuk ve yaşlılar. Birçoğu hazırlanan yemek yüzünden hasta oluyor çünkü yemekler hijyenik olmayan koşullarda hazırlanıyor; çok fazla bakteri olduğu için çok fazla baharat kullanılıyor. İnsanlar da baharata alışkın değil. Ayrıca yıkanmak için yeterince su yok ve çocuklar da tüm gün tozun toprağın içinde oynuyor ve birbirlerine mikrop bulaştırıyor."

Doktor, Türkiye'nin hamile kadınların Türkiye'de doğum yapabilmeleri için sınırı geçmelerine izin verdiğini, ancak Türkiyeli makamların daha sonra kadınları çocuklarıyla birlikte Suriye'ye geri gönderdiklerini söyledi.

Kamptaki çadırlar, ya üç hangardan birinin içinde ya da açık alanda kurulmuş durumda. Bir kadın, şiddetli rüzgar yüzünden yıkılan çadırın kafasına çarpması nedeniyle kızının ağır yaralandığını söyledi.

Birkaç kişi de İnsan Hakları İzleme Örgütü'ne geçen iki hafta içinde üstlerinden birkaç kez Suriye savaş uçaklarının geçtiğini anlattı.

11 Ekim'de İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün konuştuğu Türkiye Dışişleri Bakanlığı'ndan üst düzey bir yetkili, Türkiye sınırının çeşitli bölgelerinde çok sayıda Suriyelinin bulunduğunun farkında olduğunu söyledi. Türkiye'nin ülkede Suriyeliler için inşa edilen 14 kamptan sonra kapasitesini aştığını ve 30,000 kişinin barınabileceği iki kamp daha kurmak için uğraştığını, ancak uluslararası desteğe ihtiyaç duyduğunu anlattı.

Yetkili ayrıca, Türkiye'nin, sınırın yakınında bekleyen birçok Suriyelinin herhangi bir tehlike altında bulunmadığına, yalnızca insani yardıma ihtiyaçları olduğuna inandığını söyledi. Sonuç olarak, Türkiye sınırın Suriye tarafındaki Suriyelilere yardım götüren Türkiyeli gruplara yardım eden "sıfır noktası teslim sistemi"ni başlattı. 11 Ekim itibariyle bu gruplar, Suriye'ye gönderilmek üzere beş farklı sınır geçiş noktasında yardım toplamaktaydı. Bu noktalar şöyle: Kilis (Öncüpınar/Bab al Selam),  Gaziantep (Karkamış/Jarablous), Akçakale (Şanlıurfa/Tel Abyad) ve  Hatay (Cilvegözü/Bab al Hava ve Yayladağı/ al-Yamadiya).

 

Irak sınırında 

BM Mülteciler Yüksek Komiserliği, 3 Ekim'de, Irak'ın Suriye'deki son çatışmalardan kaçmış 36,500 mülteciye ev sahipliği yaptığını, bu mültecilerden 30,000'den fazlasının, binlerce Suriyeli Kürt mültecinin topraklarına geçmesine izin veren Kürdistan Bölgesel Hükümeti'nin egemenliğindeki kuzey Irak'ta bulunduğunu söyledi.

Eylül sonları itibarıyla, Irak'a kaçmaya çalışan 500 ila 2,000 arasında Suriyeli aile, Abu Kamal bölgesindeki sınırın Suriye tarafında, Irak'ın al-Kaim kasabasının karşı tarafında kalmış, Irak'a geçmeyi bekliyorlardı. Yerel yardım kuruluşlarının bildirdiğine göre, bu aileler Irak'ın Ağustos ortasında sınırını kapatmasının ve bunun ardından 18 Eylül'den itibaren günde 100 ila 150 Suriyelinin geçişine izin veren günlük kotayı uygulamaya koymasından beri bu bölgede kalmışlardı.

Askerlik çağındaki erkeklerin geçişine uygulanan yasak ve yeni politika nedeniyle, Irak sınırını geçenlerin çoğunluğunu kadınlar ve çocuklar ile bazı acil insani vakalar oluşturuyor. BMYK 5 Ekim tarihinde Iraklı yetkililerin sınırı geçenlerin sayısını günde – genellikle kadınlar, 12 yaş altındaki çocuklar ve 50 yaşın üstünde erkeklerden oluşan - yaklaşık 100 kişiyle sınırlamaya devam ettiğini ve bir önceki hafta içerisinde al-Kaim'deki geçiş noktasından sadece 768 kişinin geçmesine izin verildiğini bildirdi.

İnsan Hakları İzleme Örgütü Eylül ayı sonunda yardım görevlileriyle, kısa süre önce Irak'a geçmiş mültecilerle ve Irak'ın Abu Kemal bölgesinde sınırın Suriye tarafında bulunan Suriyelilerle görüştü.

Birçok kişi bölgede haftalardır çatışmalar yaşandığını söyledi. Basında çıkan haberlere göre, 8 Eylül'de Suriye tarafındaki çatışmanın Irak tarafına sıçramasından sonra al-Kaim'de birkaç Iraklı öldürüldü.

Ağustos sonundan beri sınırı geçmeye çalışan bir erkek şöyle dedi:

"Daha bugün Abu Kemal kasabasında kaldığım yerin 100 metre yakınına bir top mermisi düştü. Kasabaların çoğu Beşar güçlerinin kontrolünde ve bu kasabada da keskin nişancılar var. O yüzden etrafta çok dolaşamıyorsun, özellikle de geceleri."

Kasaba sakinleri, İnsan Hakları İzleme Örgütü'ne Suriye ordusunun, başta erkekler olmak üzere Abu Kemal kasabasından herkesin ÖSO yandaşı olarak gördüğünü ve Suriye'nin diğer yerlerinden gelip sınırı geçmek üzere bekleyen yerinden edilmiş kişilere de ÖSO elemanı muamelesi yapılabildiğini söyledi.

8 Ekim itibarıyla Suriye ordusuyla ÖSO arasındaki çatışma Abu Kemal bölgesinde devam etmekteydi.

 

 

Your tax deductible gift can help stop human rights violations and save lives around the world.