(New York) - İnsan Hakları İzleme Örgütü bugün yaptığı açıklamada yetkililerin tanınmış iki muhalefet lideriyle aile üyelerini derhal serbest bırakması ve barışçıl siyasi faaliyetlerini sürdürmelerine izin vermesi gerektiğini söyledi. Hükümet Hüseyin Musavi ve Mehdi Karrubi ile eşlerini ve Karrubi'nin oğullarından birini gözaltında tutuyor. Muhalefet üyelerinin ifadelerine göre yetkililer iki liderle eşlerinin hareket özgürlüklerini kısıtlayıp iki haftadan fazla ev hapsinde tuttuktan sonra, kısa bir süre önce başka bir yere naklettiler.

Ev hapsi, liderlerin Tunus ve Mısır'daki protestoları desteklemek ve İran'daki durumdan hoşnutsuzluklarını dile getirmek için halkı gösteri yapmaya çağırmasından sonra başladı. Basında çıkan haberlere ve İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün görüştüğü bir muhalefet üyesine göre 24 Şubat günü veya civarında, muhaliflerin websitelerinden ev hapsinin protesto edilmesi çağrıları yapılmasının ardından güvenlik güçleri Musavi ve Karrubi ile eşleri Zehra Rahnavard ve Fadime Karrubi'yi Devrim Muhafızlarının Tahran'daki merkezlerinde bir gözaltı tesisi olan Heşmatiye cezaevine nakletti. Musavi'nin sözcüsünün bildirdiğine göre neden gözaltına alındıkları kendilerine bildirilmediği gibi bağımsız bir hakim karşısına da çıkarılmadılar ve haklarında herhangi bir suçlamada bulunulmadı.

İnsan Hakları İzleme Örgütü Orta Doğu direktör vekili Joe Stork, "Hüseyin Musavi ve Mehdi Karrubi'nin gözaltına alınması, İran iktidarının barışçıl siyasi muhalefeti boğmaya ve susturmaya yönelik kaba bir çabasıdır" dedi.

Yetkililer Musavi ve Karrubi'yi İran'da 2011 yılının ilk kitlesel gösterilerinin yapılmasının planlandığı 14 Şubat'ta fiilen ev hapsine aldılar. 2 Mart'ta ise Tahran savcısı Abbas Caferi Dolatabadi Musavi ve Karrubi'nin gözaltı merkezine götürüldüğüne dair haberleri yalanlayarak hala evlerinde olduklarını söyledi. İran Yargısı sözcüsü ve baş savcısı Muhsin Gulam Hüseyin Muhsini Ejei ise 28 Şubat'ta gazetecilere, yetkililerin Musavi ve Karrubi'yi hareket etmekten "tecrit ettiğini" ve aralarındaki iletişimin son derece kısıtlandığını söylemişti. Gazetecilere "İslami rejim aleyhinde çalışanlar... peşlerine düşüleceklerini bilmeliler" dedi.

İran'ın muhalefet hareketini koordine eden ve Musavi ve Karrubi'yi destekleyen Umudun Yeşil Yolu Koordinasyon Konseyi 25 Şubat'ta İranlılara çağrı yaparak 1 Mart günü "Yeşil Hareketin liderlerinin devam etmekte olan ev hapsi ve hapsedilmelerini protesto" için Tahran ve diğer büyük kentlerde toplanmalarını istedi. Binlerce İranlı 1 Mart'ta bir kez daha Tahran ve diğer büyük kentlerin sokaklarını doldurdu. Sayıları Tahran'ın birçok bölgesinde göstericilerden çok daha fazla olan ve aralarında toplum polisi ve basij milislerinin de olduğu güvenlik güçleri göstericilerin toplanmalarını ve hükümet karşıtı slogan atmalarını engellemek amacıyla göstericilere gözyaşı gazı, coplar ve saçma atan silahlarla saldırdı. Tanıkların ifadesine göre onlarca kişi gözaltına alındı.

Musavi ve Karrubi'nin daha önceki protesto çağrılarına cevaben, 14 Şubat'tan beri Tahran ve diğer şehirlerde yoğun güvenlik tedbirlerine rağmen üç gösteri gerçekleştirildi. Yetkililerin bu gösterilere yanıtı barışçıl göstericilere şiddetle saldırmak ve 14, 16 ve 20 Şubat'ta Tahran ve diğer büyük kentlerde onlarca kişiyi gözaltına almak oldu. Göstericilerle güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmalarda en az üç kişi hayatını kaybetti. Bunlardan ikisi 14 Şubat'ta, üçüncüsü ise 20 Şubat'ta aldıkları ağır yaralar sonucu öldü.

28 Şubat'ta muhalefet liderlere bağlı olan websiteleri, yetkililerin 24 Şubat akşamı iki haftadır ev hapsinde tuttukları Karrubi ve eşini evlerinden zorla çıkardığını bildirdi. Karrubi'ye bağlı bir websitesi olan Saham News'in 26 Şubat'ta yayınladığı haberde güvenlik güçlerinin Karrubi'nin evine girerek küçük oğlu Ali Karrubi'yi gözaltına aldığı söyleniyordu. Ali Karrubi'nin nerede olduğu bilinmiyor. Ali Karrubi'nin annesi Fadime Karrubi'nin Saham News sitesinde yayınlanan ifadesine göre güvenlik güçleri daha önce de Şubat 2010'da Ali Karrubi'yi herhangi bir suç isnadında bulunmadan gözaltına almış ve iddialara göre dayak atmıştı.

Mir Hüseyin Musavi'nin sözcüsü olan ve halen sürgünde yaşayan Ardeşir Amir Arjoman İnsan Hakları İzleme Örgütü'ne, liderlerin evlerini kuşatan güvenlik görevlilerinin liderlerin nerede olduklarına dair bilgi vermeyi reddetiklerini ama ülke içindeki gizli kaynakların Musavi, Karrubi ve eşlerini kendilerine herhangi bir tutuklama emri tebliğ edilmeksizin Tahran'daki Heşmatiye cezaevine gönderildiğini söyledi. Arjoman ayrıca yetkililerin Musavi'nin konutuna girişi engellemek için çelik kapı diktiklerine dair daha önce çıkan haberleri de doğruladı.

Hükümet görevlileri ve İran Meclisi'nin hükümet yanlısı üyeleri, iki muhalif liderin yargılanarak idam edilmesi çağrısında bulundu. İran'daki şaibeli 2009 başkanlık seçiminin ardından patlak veren protestolardan beri güvenlik güçleri Musavi ve Karrubi'nin hareketlerini yakından izlemekteydi. Saham News haberine göre sivil giysili ajanlar Karrubi'nin özel konutunun dışında toplanmakta ve Karrubi'ye ve ailesine yönelik şiddet içeren saldırılarda bulunmaktaydı.

İran anayasasının 32. Maddesi "hiç kimse yasalara uygun olmayan ve yasada belirtilen usule aykırı olarak gözaltına alınamaz" der ve suçlamanın kişiye "derhal bildirilmesi" ve davanın 24 saat içinde yetkili merciye sevk edilmesi gerektiğini belirtir. Ayrıca İran'ın taraf olduğu Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesinin 3. Maddesi de kişilerin keyfi olarak yakalanması ve gözaltına alınmasını kesinlikle yasaklar.

Stork, "Yetkililerin iki haftadan uzun bir süredir Musavi ve Karrubi'nin hareket özgürlüğünü kısıtladığını" söyleyerek "bir gözaltı tesisine nakledildiklerine dair haberler hükümetin durumu kızıştırdığını gösteriyor ama bu, yetkililerin iki lideri ve aile üyelerini keyfi gözaltına alarak hem İran yasalarını hem de uluslararası hukuku açıkça ihlal ettiği gerçeğini değiştirmiyor" dedi.