30 Nisan 2009

Sayın Oğuz Kağan Köksal

Emniyet Genel Müdürü

Emniyet Genel Müdürlüğü

Ankara

 

Sayın Oğuz Kağan Köksal,

2008 yılının Aralık ayında İçişleri Bakanı Sayın Beşir Atalay'ı ziyaretim sırasında sizinle tanışmaktan büyük mutluluk duydum. Hatırlayacağınız gibi, toplantıda dile getirilen önemli konulardan biri, polis şiddeti ve bu sorunun çözümüne yönelik yapıcı yaklaşımların üretilmesiydi. Konuşmamızda özellikle, toplumsal olaylarda polisin göstericilere karşı aşırı güç kullanımı ve bazen ölümle sonuçlanabilen gereksiz silah kullanılması gündeme gelmişti. Detaylı bulgularımız ve tavsiyelerimiz Aralık 2008 tarihli "Adalete Karşı Safları Sıklaştırmak: Türkiye'deki Polis Şiddetiyle Mücadele Önündeki Engeller" raporumuzda  yer almıştı. Raporu toplantıdan önce Sayın İçişleri Bakanı'na iletmiştik.

Size özellikle, Türkiye çapında düzenlenecek olan 1 Mayıs gösterilerinde görevlendirilecek polis memurlarının görevlerini icra etmeleriyle ilgili yazıyorum. Daha önceki 1 Mayıs gösterilerinde yaşanan, polisin ağır ihlallerinin tekrarlanmaması için gereken tedbirlerin alınacağını ümit ediyoruz. Daha önceki yıllarda olduğu gibi 2008 yılında da, İnsan Hakları İzleme Örgütü'nden bir temsilci, İstanbul'daki 1 Mayıs olayları sırasında polisin kötü muamelesine uğradıkları gerekçesiyle savcılığa suç duyurusunda bulunan kişilerle görüşmüştür. Ayrıca polisin DİSK İstanbul İl binası önünde toplanan göstericilerin dağıtılması esnasındaki tutumu ve DİSK ofislerine saldırması ile Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) İstanbul İl binası içinde ve önünde toplananlara yönelik kötü muamele uygulamasıyla ilgili kaygılarımızı da bildirmiştik. Sizin de bildiğiniz gibi, her iki kuruluş da bu olaylar nedeniyle polis hakkında suç duyurusunda bulunmuşlardır.

2007 ve 2008 yıllarında İstanbul'daki 1 Mayıs gösterileri sırasındaki polislerin görevi icra etme biçimleri Türkiye'deki insan hakları örgütleri tarafından yoğun olarak eleştirildi. Ayrıca Avrupa Komisyonu da 2007 ve 2008 olağan Türkiye raporlarında konuyla ilgili kaygılarını dile getirdi. Ne var ki, İnsan Hakları İzleme Örgütü olarak 2007 ve 2008 1 Mayıs olaylarıyla ilgili olarak kovuşturma yürütülmesi bir yana, tek bir istisna dışında, etkin ve zamanlı soruşturma yapıldığına dair herhangi bir bilgiye ulaşamadık. Polis, kendilerinden asla hesap sorulmayacağından emin olduğu sürece  ihlalleri sona erdirme konusunda harekete geçmek için bir neden görmemektedir.

Göstericilere aşırı güç kullanılması ve kötü muamele uygulanmasını önlemek için uygun tedbirleri hayata geçirmek konusunda liderlik etmeniz son derece önemlidir. Her türlü tedbire rağmen bu tür ihlalleri gerçekleştiren polis memurları ve amirleri fiillerinden sorumlu tutulmalıdır. Şahsınız da orantısız ve aşırı güç kullanan polis memurlarını açıkça kınamıştınız ve Aralık 2008'de yayınlanan raporumuzdan kısa bir süre sonra basında okuduğumuza göre, bu tür fiilere karışmış polis memurlarının meslekten ihraç ve ağır hapis cezalarıyla karşı karşıya kalabileceklerini ifade etmiştiniz (Zaman gazetesi, 6 Aralık 2008 tarihinde çıkan haber).

Polisin cezasız kalmasını önlemenin önündeki önemli engellerden biri, kamu düzenini sağlamakla yetkilendirilmiş Çevik Kuvvet memurlarının kimliklerinin tespit edilememesidir. Çevik Kuvvet ekibinde görev yapan 16,500 civarında memur "Robocop" olarak tabir edilen üniforma ve kask kullanmaktadır. Ayrıca gözyaşı gazından korunmak için de sıklıkla gaz maskesi takmaktalar. Geçtiğimiz yıllarda, böyle giyinmiş bir memurun kimliğinin teşhis edilebilmesi mümkün olamamıştı çünkü ne üniformalarında ne de kasklarında herhangi bir kimlik bilgisi veya numara bulunuyordu. Geçen sene İstanbul'daki1 Mayıs gösterilerini gözlemleyen İnsan Hakları İzleme Örgütü temsilcisi, bazı Çevik Kuvvet memurlarının üniformalarında hangi ilde görev yaptıklarını belirten rozetlerin bile bulunmadığını tespit etmiştir.

Göstericilere saldırdığı kameralarla tespit edilmiş olan Çevik Kuvvet memurları hakkında savcıların takipsizlik kararlarının ya da polis ve İçişleri Bakanlığı müfettişlerinin disiplin cezası vermeme kararlarının çoğu failin kimliğinin tespit edilememesi gerekçesine dayandırılmıştır.

Bu nedenle, Emniyet Genel Müdürlüğü'nün 2008 yılının Haziran ayında açıkladığı gibi, Çevik Kuvvet mensuplarının kimliklerinin tespit edilebilmesi için kasklarının görünür biçimde numaralandırması sisteminin başlatılacağına dair kararının, bu sorunun çözümünde çok önemli bir tedbir olacağı kanaatindeyiz.  Üzerlerinde kimlik numaraları bulunan kaskların kullanılmaya başlanması, yetkilerini kötüye kullanan memurların kimliklerini tespit etmeye yardımcı olma potansiyeli taşımaktadır ve memurlara, ihlallere karıştıkları görüldüğü ya da kamerayla kaydedildiği takdirde bu fiillerinden sorumlu tutulacaklarına dair net bir mesaj verecektir.

Ancak, 22 Nisan 2009 tarihli basın haberlerinden (CNN Türk websitesi ve Hürriyet gazetesi) İstanbul'daki 1 Mayıs gösterilerinde görev yapacak polis memurlarının bu yıl numaralı kask takmayacağını kaygıyla öğrenmiş bulunuyoruz. Bu bilgilerin doğruluğunu teyid edebilmek için İstanbul Emniyet Müdürlüğü ve Ankara'daki Emniyet Genel Müdürlüğü'nün çeşitli birimleriyle yaptığımız telefon görüşmelerinde ne yazık ki polisin 1 Mayıs günü İstanbul'da numaralı kask takıp takmayacağı konusunda net bir yanıt alamadık.

Size, 1 Mayıs günü İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Mersin, Diyarbakır ve 1 Mayıs gösterilerinin yapılacağı diğer bütün illerde, gösterilerin denetiminde görev yapacak tüm polis memurlarına, kimliklerinin tespit edilmesini sağlayacak numaralı kaskların verilmesi için ısrarla tavsiyede bulunmak için bu mektubu yazıyorum. Asayişle ilgili tüm polislik faaliyetleri bağlamında zorunlu olmasını tavsiye ettiğimiz bu tedbirin, gösteriler sırasında polis yetkilerinin ağır ihlalleriyle mücadele edeceğiniz ve bu tür ihlallerin yaşanması halinde faillerin gerektiği gibi cezalandırılacağı yönündeki samimi taahhütünüzün önemli bir göstergesi olacağına inanıyoruz.

Bu mektubun kopyaları Sayın İçişleri Bakanı Beşir Atalay ve İstanbul İl Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah'a da gönderilmiştir.

Bu ve diğer ilgili konularda diyaloğumuzun devam etmesini tüm samimiyetimizle arzu ediyoruz.

Saygılarımızla,

Kenneth J. Roth

Başkan

İnsan Hakları İzleme Örgütü