Hüseyin’in kasap dükkanına dönüştürülen stüdyosunun önünde bir deve. 

© 2018 Özel

(Beyrut) – İnsan Hakları İzleme Örgütü bugün yaptığı bir açıklamada Türkiye’nin desteklediği Özgür Suriye Ordusu’na bağlı grupların, Suriye’nin kuzeyindeki Afrin bölgesinde, sivil Kürtlerin özel mülklerine el koyduğunu, bunları tahrip ettiğini ve yağmaladığını belirtti. Hükümet karşıtı savaşçı gruplar, savaşçıları ve ailelerini Afrinlilerin evlerine yerleştirdiler, sivil mülkleri sahiplerine tazminat vermeksizin tahrip ettiler ve yağmaladılar. 

İnsan Hakları İzleme Örgütü Acil Durumlar Direktör Vekili Priyanka Motaparthy “Özgür Suriye Ordusu’nun bir bölgeye girdiğinde yapması gereken, çatışmalardan kaçmak zorunda kalan insanların özel mülklerini tahrip etmek ya da bunlara yerleşmek değildir,” şeklinde konuştu. Motoparthy “bu savaşçılar, korunmasız sivillerin haklarını korumuyor, tam tersine ihlal döngüsünü devam ettiriyorlar” dedi.

Türkiye, 20 Ocak 2018 tarihinde, Halep vilayetinin Afrin ilçesini, Kürt Demokratik Birlik Partisi’nin (YPG) önderliğindeki özerk idareden almak amacıyla askeri bir harekat başlattı. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 18 Mart’ta Türkiye güçlerinin ve Türkiye’nin desteklediği devlet dışı silahlı grupların Afrin merkezinin kontrolünü ele geçirdiğini açıkladı. Birleşmiş Milletler rakamlarına göre çatışmalarda 137.000 kişi yerlerinden oldu.

İnsan Hakları İzleme Örgütü Afrin bölgesinde yaşarken yerinden olmuş ve her ikisi de halen Kamışlı’da bulunan iki kişi ile yüz yüze görüştü. Bu şahısların her ikisi de ikamet veya ticaret amacıyla kullandıkları özel mülklerine ÖSO savaşçıları tarafından el konulduğunu, bu mülklerin tahrip edildiğini ve yağmalandığını anlattılar ve söz konusu mülklerin ÖSO savaşçıları tarafından el konulmadan önceki ve sonraki fotoğraflarını paylaştılar. Mülk sahiplerinin ikisinin de zararları tazmin edilmemişti.

Özgür Suriye Ordusu’nun bir bölgeye girdiğinde yapması gereken, çatışmalardan kaçmak zorunda kalan insanların özel mülklerini tahrip etmek ya da bunlara yerleşmek değildir.

Priyanka Motaparthy

İnsan Hakları İzleme Örgütü Acil Durumlar Direktör Vekili

Her iki şahıs da, mülklerine el koyduklarına, tahrip ettiklerine veya yağmaladıklarına inandıkları grupların isimlerini verdiler.  Bayraklarından, armalarından ve üniformalarından teşhis ettikleri bu gruplardan biri Ahrar El Şarkiye, diğeri ise Ceyş El Şarkiye fraksiyonları. Görüşülen şahısların akrabaları tarafından çekilen fotoğraflarda da, söz konusu grupların isimlerinin el konulan mülklere sprey boya ile yazılmış olduğu görülüyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü, ayrıca, bu grupların söz konusu zaman diliminde Afrinde bulunduğunu açık kaynaklardan teyit edebildi.

9 Mart Günü, yaygın olarak Özgür Suriye Ordusu — ÖSO adıyla bilinen Suriye Ulusal Ordusu Genel Savcılığı bir açıklama yayınlayarak, Afrinlileri, Azaz’daki askeri karargaha başvurarak, yağmalanmış mülklerinin iadesi için şikayette bulunmaya davet etti. 20 Nisan Günü Ahrar El Şarkiye de bir açıklama yayınlayarak mülkiyet hakkı ihlallerinde ve yağmalama olaylarında sorumluluğu bulunduğunu inkar etti ve bu eylemlerde yer aldığından kuşkulanılan çok sayıda şahsı gözaltına aldığını duyurdu. Ayrıca şikayetler için bir de telefon hattı oluşturdu. Ancak Afrinliler zararlarının tazmin edilmediğini belirtti.

Yerinden olmuş bir Afrinli evinin bir ÖSO savaşçısı tarafından, ailesini yerleştirmek amacıyla kullanıldığını anlattı. İnsan Hakları İzleme Örgütü, ayrıca, yerlerinden edilmiş ve evlerinin ÖSO savaşçıları ve aileleri tarafından işgal edildiğini söyleyen iki Afrinli ile daha, Suriye dışında görüştü. Suriye’nin başka bölgelerindeki yerlerinden olmuş kişilerin, ÖSO savaşçıları tarafından, yerlerinden olmuş Afrinlilerin evlerine yerleştirildiği izlenimi veren başka vakalar da var. Yerinden olmuş bir Afrinli, Suriye’nin başka bölgelerindeki yerlerinden olmuş ailelerin, savaşçılar tarafından, yerlerinden olmuş Afrinli komşularının dairelerine yerleştirildiğini gördüğünü anlattı.

Savaş hukuku yağmacılığı veya özel mülke kişisel amaçlarla zorla el konulmasını yasaklıyor. Bu tür eylemler, çatışmaların devam ettiği bölgelerde dahi savaş suçu olarak görülebiliyorlar. Savaşçı unsurlar, kendi ailelerinin barınması da dahil olmak üzere, kişisel kullanım amacıyla özel mülke el koyamıyorlar. Savaş hukuku askeri zorunluluk gerekçesi dışında özel mülkün tahrip edilmesini de yasaklıyor.

Kontrol ettikleri bölgedeki yerlerinden olmuş ailelere ve uygun bir barınağı olmayan diğer korunmasız insanlara sığınacak yer sağlamak, bölgeyi fiilen yöneten yetkililerin doğrudan görevi. Ancak bu görevi ifa ederken mal sahiplerinin mülkiyet haklarının ihlal edilmemesi gerekiyor. Boş mülkler, yerlerinden edilmiş ailelerin ve uygun bir barınağı olmayan diğer korunmasız insanların yerleştirilmesi için ancak geçici olarak kullanılabiliyor. Mal sahiplerine mülklerinin kullanımı ve oluşan hasarlar için tazminat verilmesi ve mal sahiplerinin ve evlerine geri dönen insanların haklarının korunması gerekiyor.

Mültecilerin ve zorunlu iç göçe maruz kalmış insanların geri dönüşleri bağlamında, konut sağlama ve konutların sahiplerine iadesi konusunda yaygın olarak uygulanan uluslararası hukuk kurallarını yansıtan BM Pinheiro ilkeleri, “keyfi veya hukuksuz bir şekilde yoksun bırakıldıkları konutlarının, arazilerinin veya mülklerinin kendilerine iade edilmesi, tüm mültecilerin ve yerinden olmuş şahısların hakkıdır” diyor. Yerlerinden olmuş insanların şahsi ve özel mülklerinin kaldırılması, işgal veya tahrip edilmesi, bu insanların geri dönüşlerine önemli bir engel teşkil edebilir.

Türkiye ve Afrin’deki ÖSO grupları, mülklerine el koydukları, tahrip ettikleri veya yağmaladıkları, yerlerinden edilmiş Afrinlilere tazminat ödemeli ve Afrinlileri mülklerinden kalıcı olarak yoksun bırakmamalıdırlar. Mülk sahiplerinin mülkiyet haklarını korumak ve onların terkettikleri evlerine güvenli ve onurlu bir şekilde geri dönmelerini sağlamak, Türkiye ve Afrin’deki ÖSO gruplarının görevidir.

Yetkililer tapu sicil kayıtlarını mümkün olduğunca muhafaza etmeli, mülkiyet hakları ile ilgili ihtilafların çözülmesine yönelik mekanizmalar oluşturmalı ve geri dönen Afrinlilere mülkiyet haklarını anlamak ve kanıtlamak konusunda hukuki ve sair desteği sağlamalıdır.

Motoparthy “Afrin’i alma kararını verenler, hem Afrinli’lerin, hem de başka bölgelerdeki yerlerinden oldukları için orada bulunanların uygun temel barınaklara kavuşturulması ve bunun başka grupların haklarını ihlal etmeden yapılması sorumluluğunu da üstlenmiş demektir” şeklinde konuştu. Motoparthy “Söz konusu kararı alanlar, görüldüğü kadarıyla şu ana dek ne birinin, ne de öbürünün haklarını korumayı başarabiliyorlar,” dedi.

Roni Haji’nun evinin el konulmadan önceki hali.

© 2018 Özel

Özel Mülke El Koyma, Tahrip Etme ve Yağmalama

17 Mart günü Afrin’den dışarı gizlice çıkartılan Roni Haji, İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne, evinin bulunduğu Afrin merkezinden 20 Km mesafedeki  Cinderes kasabasında kalmış bir arkadaşının kendisine, Haji’nun evine o bölgede bulunan silahlı bir grup tarafından el konulduğunu, hasar verildiğini ve yağmalandığını anlattığını söyledi. Arkadaşı kendisine hasarın ve dışarıdaki duvar yazılarının fotoğraflarını yollamış.

Haji bu fotoğrafları İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne gösterdi. Fotoğraflarda evin ön cephesine sprey boya ile yazılmış arapça “el konuldu” ibaresi ve bölgeyi kontrol eden ÖSO grubunun adı olan Ceyş El Şarkiye ile birlikte, evin içindeki hasar da görülebiliyor. Haji evin ailesinin mülkiyetinde olduğu zamanlardaki fotoğraflarını da gösterdi. Bu fotoğraflarda aynı ön cephe de duvar yazılarının ya da hasarın olmadığı görülüyor. Haji şunları söyledi:

Erkek kardeşim bir PKK [Irak Kürdistan’ında üstlenmiş, Türkiye ile on yıllardır çatışan ve PYD ile ilişkili silahlı bir grup] şehidi. Biz ayrıldıktan sonra ÖSO evimize el koydu. [Komşularımıza] evin bir partilinin (PKK üyesinin) akrabasına ait olması nedeniyle ona el koyabileceklerini söylemişler.

Haji daha sonra bölgede kalmış komşularından evinin bir Ceyş El Şarkiye savaşçısı ve onun ailesi tarafından işgal edildiğini öğrenmiş. Komşuları Haji’ya Ceyş El Şarkiye savaşçılarının kendilerine Haji’nun ailesi ve PKK ile muhtemel bağlantısıyla ilgili sorular sorduklarını anlatmış. Aynı dönemde Ceyş El Şarkiye Roni’nin amcasını da gözaltına alarak, ona aile ile ilgili sorular yöneltmiş ve on gün sonra serbest bırakmış.

Roni Haji’nun üzerinde “el konuldu” yazan evi. 

© 2018 Özel

İkinci vakada Ser Hüseyin adında bir fotoğrafçı Afrin’i terketmesinden bir gün sonra, 18 Mart’ta, komşularından Ahrar El Şarkiye’nin fotoğraf stüdyolarından ikisine el koyduğunu öğrenmiş. Stüdyolardan bir tanesi tahrip edilmiş, diğeri ise kasap dükkanına dönüştürülmüş. Hüseyin İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne kalan tek duvarın üzerine sprey boya ile yazılmış Ahrar El Şarkiye yazısının görüldüğü bir fotoğraf birlikte, stüdyonun yakıldığı izlenimini veren görüntülerin bulunduğu başka fotoğraflar da gösterdi. Hüseyin stüdyonun, içeride başı açık kadın fotoğraflarının bulunması nedeniyle yakıldığını zannettiğini söyledi.

Hüseyin, 10 Mayıs’ta ise, Facebook’ta dolaşan bir fotoğrafta ikinci stüdyosunun da kasap dükkanına dönüştürüldüğünü görmüş. Hüseyin bir komşusuna ulaştığını, komşusunun stüdyosunun yerinden olmuş bir aile tarafından devralındığını ve kasap dükkanı olarak kullanıldığını teyit ettiğini anlattı ve stüdyosunun kasap dükkanına dönüştürülmeden evvelki ve sonraki hallerini gösteren çok sayıda fotoğraf gösterdi. Hüseyin 28 Mart tarihi itibariyle stüdyosunun hala işgal altında olduğunu teyit etti.

Savaşçı Unsurların Kişisel Kullanım Amacıyla Özel Mülke El Koyması
Haji vakasına ek olarak İnsan Hakları İzleme Örgütü, ÖSO savaşçılarının yerlerinden olmuş Afrinlilerin özel mülklerine kişisel kullanım amacıyla el koyduğu iki vakayı daha belgelendirdi.

Yerel bir gazeteci olan “Bilal”, Afrin’den 11 Mart günü ayrıldıktan sonra, Afrin kırsalındaki Alam Dar köyün’deki evinin bir ÖSO savaşçısı ve ailesi tarafından devralındığını söyledi. ÖSO savaşçısı ile sosyal medya üzerinden bağlantıya geçtiğini, söz konusu savaşçının evi “gidene kadar”  işgal ettiğini doğruladığını anlattı. Bilal, 31 Mayıs günü savaşçının hala orada bulunduğunu söyledi.

Afrin’den 11 Mart günü ayrılmış ikinci bir medya aktivisti olan “Cesim” ise Türkiye’nin Afrin’deki kamu düzenini sağlamak amacıyla kurduğu polis gücünün ailesinin evine el koyarak işgal ettiğini anlattı. Cesim bu bilgiyi Afrin’de kalmış kardeşlerinden aldığını söyledi.

Yerinden olmuş insanların barındırılması için özel mülke el konması

Yerinden olmuş bir Afrinli olan Samer, ÖSO savaşçılarının Suriye’nin başka bölgelerinden gelen yerinden olmuş insanları, çatışmalar nedeniyle kaçan Afrinlilerin evlerine yerleştirdiğini söyledi. Afrin’den ayrılmadan bir hafta önce, 26 Nisan günü, 31 beyaz otobüsün gelerek kent merkezindeki Azadi meydanında durduğunu görmüş. Samer, bir kaç gün içerisinde, yanındaki apartmandaki üç daireye Suriye’nin başka bölgelerinden gelen yerinden olmuş ailelerin yerleştirildiğini görmüş. Mahalle ÖSO’ya bağlı bir silahlı grup olan Sultan Murad’ın kontrolundaymış ve Samer onları üzerinde açık bir şekilde adlarının yazdığı kırmızı bayrakları sayesinde teşhis edebilmiş. Sultan Murad grubundan silahlı adamlar, aileler evlere yerleşirken onlara eşlik etmiş.