Abdulhamit Gül

Adalet Bakanı

Adalet Bakanlığı

Ankara

                                                                         

Sayın Bakan Gül,

İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch), Mart 2017 itibariyle Ankara'da en az dört erkeğin kaçırılması ve muhtemelen zorla kaybedilmesi vakalarının acil ve etkin bir şekilde soruşturulmasını sağlamanız çağrısında bulunmak amacıyla bu mektubu tarafınıza iletmektedir. Söz konusu kişilerden Önder Asan'ın şu anda (Balıkesir Burhaniye T tipi cezaevinde) resmi olarak tutuklu olduğu biliniyor olmasına rağmen, kendisinden kaçırıldıktan sonra 42 gün boyunca haber alınamamıştır. Diğer üç kişinin nerede olduğu ise halen bilinmemektedir.

Türkiye’deki yetkili makamların, bu vakaları ve benzerlerini süratle soruşturma hususundaki mutlak yükümlülüğünü yerine getirmesi ve belki de büyük tehlike altında olan kayıp kişilerin nerede bulunduğunu tespit ederek, bunu ailelerine bildirmesi hayati önem taşımaktadır. Yetkili makamlar, bu kişilerin serbest bırakılmalarını sağlamalı veya en azından gözaltındaki kişiler derhal avukata erişmeli ve tutukluluk hallerinin gözden geçirilmesi için derhal mahkemeye çıkarılmalıdır.

İnsan Hakları İzleme Örgütü, Ankara'da eski bir öğretmen olan ve 42 gün boyunca kendisinden haber alınamadıktan sonra gözaltında bulunduğu ortaya çıkan Önder Asan'ın, ve görgü tanıklarına göre Ankara sokaklarında güpegündüz kaçırılan en az üç kişinin daha durumları hakkında ayrıntılı bilgi almış bulunmaktadır. Söz konusu üç kişi dört aya varan süreler boyunca kayıp durumdadır.

Nerede bulunduğu halen bilinmeyen kişilerle ilgili vakaların hiçbirinde, görgü tanıkları kaçıran kişileri üniforma gibi emarelere dayanarak kesin bir biçimde devlet görevlisi olarak tanımlayamamıştır. Bununla birlikte, bu kişilerin ve Asan'ın kaçırılma koşulları arasında büyük benzerlikler bulunduğu ve Asan'ın kaçırılmasından 42 gün sonra resmi olarak gözaltında bulunduğunun ortaya çıktığı düşünüldüğünde, söz konusu kişilerin de devlet görevlileri tarafından zorla kaybedileme mağduru olduğunu düşündüren muteber gerekçeler olduğu görülmektedir.

Zorla kaybedilme, bir kişinin devlet görevlileri ya da onlar adına hareket eden kişiler tarafından gözaltına alınması ya da özgürlüğünden yoksun bırakılması; ancak yetkililerin daha sonra bu durumu inkâr etmesi veya kişinin nerede bulunduğuna dair bilgi vermeyi reddetmek suretiyle, mağdur kişiyi yasaların koruması dışında bırakmasını ifade eder. Zorla kaybedilme koşullarında tutuklanan kişilerin adil yargılanmaması ve korunma tedbirlerinden mahrum bırakılması, işkence riskinin ve yaşam hakkına yönelik gerçek riskler de dâhil olmak üzere diğer kötü muamele risklerinin artmasına neden olmaktadır.

Türkiye makamları zorla kaybedilme konusundaki mutlak yasağın gözetilmesi taahhüdünü acilen ortaya koymalı, kişileri özgürlüklerinden yasadışı yollarla mahrum bırakarak, onlara işkence yaptığı veya başka surette bir kötü muameleye maruz bıraktığı iddia edilen güvenlik güçleri, istihbarat birimleri ve diğer tüm kamu görevlileri hakkında hızlı ve etkin bir soruşturma yapılmasını sağlamalıdır.

Olağanüstü hal kararnamesi ile görevden alınan eski bir öğretmen olan 41 yaşındaki Önder Asan, hükümetin "Fethullahçı Terör Örgütü" (FETÖ) olarak ilan ettiği hareketle irtibatlı olduğu iddiasıyla açılan ceza soruşturması kapsamında, hâlihazırda Balıkesir cezaevinde tutuklu bulunmaktadır.

23 Haziran 2017'de, avukatları Ankara savcılığına suç duyurusunda bulunarak, 1 Nisan 2017'de, polis olduklarını söyleyen kimliği belirsiz şahısların Asan'ı içinde bulunduğu taksiden kaçırıp, bir VW Transporter minibüsle bilinmeyen bir tutukluluk yerine götürdüğünü iddia etmiştir. Bir görgü tanığı, Ankara savcılığına kaçırılma hakkında ayrıntılı bilgi vermiştir. Asan, 42 gün süreyle bir hücrede tutulduğunu ve mükerrer sorgulamaya tabi tutulduğu 20 günlük bir süre boyunca işkence gördüğünü iddia etmektedir. Asan'ın şikâyetinde, 42 gün sonra hücreden alınıp, bir araca bindirilerek, daha sonra başka bir araca nakledildiğini, kendisine bir cep telefonunu verilerek, Ankara Emniyet Müdürlüğü aratılarak, teslim olmaya zorlandığı belirtilmektedir.  Kendisi düzenli polis tutukluluğuna alındıktan sonra, avukata erişebilmiş ve ailesine hayatta olduğunu bildirebilmiştir. İlgili Ankara mahkemesi 17 Mayıs 2017'de Asan'ın tutuklu olarak yargılanmasına karar vermiştir.

Türkiye hükümeti, Asan'ın 1 Nisan - 17 Mayıs tarihleri ​​arasında kaçırılması, işkence görmesi ve tutukluluk hallerinin koşulları hakkında Ankara savcılığınca tam bir soruşturma yürütülmesini temin etmeli ve muhtemel bir zorla kaybedilme vakasını da içeren tüm suçlardan sorumlu olanların adalete teslim edilmesini sağlamalıdır. Bu soruşturma, görgü tanıklarına göre Asan'ın başına gelenlere yakın benzerlik gösteren koşullarda Ankara sokaklarında kaçırılan diğer kişilerin de bulunduğu yeri ortaya çıkarabileceğinden, kritik öneme sahiptir.

Bu vakaların ortak bir özelliği, söz konusu kişilerin arabayla takip edildikten sonra yakalanarak VW Transporter araçlarla götürülmesidir. Bu mektupta bahsedilen üç vakada, tanıkların anlattıkları ve güvenlik kamerası görüntüleri çok önemli deliller ortaya koymaktadır.

İnsan Hakları İzleme Örgütü tarafından incelenen üç vaka şunlardır:

31 Mart 2017'de Ankara Şentepe mahallesinde kaybolan Turgut Çapan. Çapan kararname ile kapatılan Turgut Özal Üniversitesi yönetiminden OHAL kararnamesi ile görevden alınmıştı. Önder Asan, Turgut Çapan'ı tanıyordu ve Çapan'ın eşi Nisan ayında İnsan Hakları İzleme Örgütü'ne, kocasının kaybolduğu gün berbere gittiğini Asan'dan öğrendiğini ve geri dönmediğini bildirmiştir. Asan bir gün sonra kaçırılmıştır.

9 Mayıs 2017'de Ankara'da kaçırılan Mustafa Özben. Özben, Turgut Özal Meslek Yüksek Okulu OHAL kararnamesi ile kapatılana kadar, bu kurumun adalet programında ders veriyordu ve Ankara Barosu'na avukat olarak kaydolmuştu. Kaçırılmasına tanık olan esnaf polisi aramış ve siyah VW Transporter araçla kaçırıldığını anlatan ifadeler vermiştir.

15 Haziran'da Ankara'da sekiz yaşındaki oğlunun gözü önünde kaçırılan Cemil Koçak. Koçak OHAL kararname ile Tarım Bakanlığında ziraat mühendisi olarak çalıştığı görevden alınmıştı. Oğlu ve diğer görgü tanıkları Koçak'ın koyu renkli bir VW Transporter ile kaçırıldığını gördüklerini ifade etmiş, bu iddialar güvenlik kamera görüntüleri tarafından desteklenmiştir.

İnsan Hakları İzleme Örgütü, Ankara'da kaybolan beşinci kişi Fatih Kılıç vakasını da incelemiştir. Kılıç'ın olası kaçırılma olayına şahit olan herhangi bir tanık tespit edilememiş olmamasına rağmen, yukarıda kaçırıldığı açıklanan dört kişiyle benzer bir profile sahiptir.

Kılıç 14 Mayıs'ta Ankara'da kaybolmuştur. Kılıç, OHAL kararname ile Ankara Etimesgut'taki bir meslek lisesindeki edebiyat öğretmenliği görevinden uzaklaştırılmıştı. Eşi, İnsan Hakları İzleme Örgütü'ne yaptığı açıklamada, kocasının kendisini ve çocuklarını Ankara AŞTİ otogarına bıraktıktan sonra kaybolduğunu bildirmiştir. Güvenlik kamerası görüntüleri, Kılıç'ın otogardan metroyla ayrılıp, Dikimevi istasyonunda indiğini göstermektedir ve daha sonra kendisinden bir daha haber alınamamıştır.

İnsan Hakları İzleme Örgütü'ne bildirilen bu vakalara ilaveten, iki muhalefet milletvekiline de başka kişilerin de Ankara'da kaçırılıp geçen yılın sonundan beri kayıp olduğuna dair bildirimlerde bulunulmuştur. İnsan Hakları İzleme Örgütü, bu vakalarla ilgili delilleri inceleme fırsatı bulamamıştır, ancak bunlar hakkında da etkin soruşturma yapılması gerekmektedir.

Muhalefet milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Nisan ayında bir soru önergesi vererek Başbakan Binali Yıldırım'ın cevaplaması talebiyle, Asan ve Çapan'ın da aralarında bulunduğu yedi kayıp kişinin nerede olduğuna dair yürütülen soruşturma hakkında bilgi istemiştir.

Muhalefet milletvekili Şenal Sarıhan, Mayıs ayında Türkiye İnsan Hakları Derneği tarafından zorla ortadan kaybolduğu iddia edilen 11 kişinin durumu hakkında açılan soruşturmanın durumuna dair bir soru önergesi vermiştir. Bildirilen tüm olaylarla ilgili olarak, kaybolan kişilerin nerede olduğunu ortaya çıkaracak tam bir soruşturma yürütülmeli ve insanları yasadışı olarak özgürlüğünden mahrum etmekten sorumlu olanlar kovuşturulmalıdır.

Türkiye, 1990'larda, güvenlik güçleri tarafından yapılan cebri kaybolma olayları konusunda utanç verici bir geçmişe sahiptir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, verdiği birçok kararda, Türkiye'nin özgürlük ve güvenlik haklarını, sıklıkla da çoğu Kürt olan mağdurların yaşam hakkını ihlal ettiğini tespit etmiştir.

Bu minvalde, Türkiye makamlarının, zorla kaybedilme fiili konusundaki mutlak yasağı gözetme taahhüdünü ortaya koyması, beyan edilmeyen her türlü tutuklama uygulamasını ortadan kaldırmak için acil önlem alması hayati önem taşımaktadır.

Söz konusu kaçırılma ve muhtemel zorla kaybedilme vakaları hakkında, makamların süratli ve etkin soruşturma yürüterek, kayıp kişilerin nerede bulunduğunu tespit etmesini ve serbest bırakılmalarını sağlamasını temin etmeniz çağrısında bulunuyoruz. Bu kişiler gözaltında tutuluyorlarsa, ailelerinin bulundukları yer hakkında bilgilendirilmelerini, avukata erişmelerini ve gecikmeksizin bağımsız bir adli makamın huzuruna çıkarılmasını sağlamanız gerekmektedir. Soruşturmalar ayrıca, devlet görevlileri de dâhil olmak üzere, sorumlu olanları tespit edebilmeli ve bunlara hesap sorulması sağlanmalıdır.

Kayıp kişilerin bulundukları yer hakkında savcılıkça yürütülen soruşturmaların bulguları ve yasadışı tutukluluk uygulamalarını sona erdirme planlarınızın ayrıntıları hakkında detaylı bilgi almayı sabırsızlıkla bekliyoruz.

Saygılarımızla,

Avrupa ve Orta Asya Direktörü

İnsan Hakları İzleme Örgütü