(New York, 19 Haziran 2014) İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün (Human Rights Watch - HRW) bugün yayınladığı rapora göre, Kuzey Suriye'de ki üç bölgeyi kontrol eden Kürt yetkililer keyfi tutuklamalar yaptılar, adil yargılanma hakkını ihlal ettiler ve çözülmemiş ölüm ve kayıp vakalarının üzerine eğilmediler.

Türkiye'deki Kürdistan İşçi Partisi'nin (PKK) bir kolu olan ve mahkemeler, hapishaneler ve bir polis teşkilatı kurarak yerel bir idare tesis eden Demokratik Birlik Partisi (PYD), ağırlıklı olarak Kürt nüfusun yaşadığı üç bölgeyi, Suriyeli hükümet güçlerinin 2012 yılında alandan çekilmesinden bu yana fiilen yönetmektedir.

"Kürt Yönetimi Altında: Suriye'de PYD tarafından Yönetilen Bölgelerdeki Hak İhlalleri" başlığını taşıyan 107 sayfalık rapor, PYD'nin siyasal muhaliflerine yönelik keyfi tutuklamalarını, tutuklulara yönelik kötü muameleyi ve çözülmemiş kaçırma ve cinayet vakalarını belgeliyor. Rapor ayrıca PYD'nin polis teşkilatı ve silahlı kanadı Halkın Korunma Birimleri'nde (YPG) çocukların kullanıldığını belgeliyor.

İnsan Hakları İzleme Örgütü Ortadoğu ve Kuzey Afrika Müdür Yardımcı Nadim Houry "Suriye'nin Kürt yönetimi altındaki bölgeleri, ülkenin savaş halindeki kısımlarına kıyasla daha sakin, ama yine de ciddi hak ihlalleri yaşanıyor" dedi ve ekledi: "Bu bölgelerde kontrol tümüyle PYD'nin elinde, dolasıyla PYD hak ihlallerini engelleyebilecek bir konumda."

PYD ve onun müttefiki olan partiler, 2014 Ocak'ında, üç farklı bölgede — Efrin, Kobani ve Cezire'de — geçici bir yönetim tesis ettiler. Bakanlığı andıran konseyler oluşturdular ve yeni bir anayasa getirdiler.

PYD, İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün kontrol ettikleri üç bölgeyi de gezmesine izin verdi, ancak güvenlik endişeleri nedeniyle sadece Cezire'ye gidilebildi. İnsan Hakları İzleme Örgütü Şubat 2014'te bu bölgedeki iki hapishaneyi ziyaret etti ve görevliler, mahkumlar ve diğer insanlarla herhangi bir kısıtlama olmaksızın görüşme olanağı buldu.

İnsan Hakları İzleme Örgütü, Kürt muhalefet partilerinin üyelerinin, siyasal faaliyetleri nedeniyle PYD tarafından yönetilen ve Asayiş adıyla bilinen polis teşkilatınca keyfi olarak tutuklandığı izlenimi veren bir çok vakayı belgeledi. Bazı vakalarda, Kürt muhaliflerin bombalı saldırılarda yer almakla suçlandığı ve adil olmayan yargılama süreçleri sonunda gözaltına alındığı izlenimi oluştu.

Adi suçlardan dolayı gözaltında tutulan insanlar arama izni olmaksızın tutuklandıklarını, bir avukatla görüşme hakkından mahrum bırakıldıklarını ve yargıç karşısına çıkartılmadan uzun süre gözaltında tutulduklarını söylediler.

Son iki buçuk yılda, PYD'nin kısmen veya tamamen kontrol ettiği bölgelerde, PYD'ye muhalif en az dokuz kişi öldürüldü veya kayboldu. PYD bu olaylarda sorumluluk taşımadığını söyledi, ancak bu vakaları çözmek için gerçek bir soruşturma da yürütmedi. Buna karşın, parti tarafından yönetilen emniyet güçleri aşırı İslamcı militan gruplar tarafından gerçekleştirildiği varsayılan bombalı saldırılardan sonra, hızla kitlesel tutuklamalar yaptılar.

YPG, PYD'nin yönettiği üç bölgede dış güvenliği sağlıyor ve devlet dışı islamcı silahlı gruplara karşı, özellikle de El-Nusra Cephesi ve Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) adlı örgütlerle savaşıyor.

IŞİD'in 29 Mayıs'ta Cezire'de, Resulayn şehri yakınlarındaki El Taliliye köyünü bastığı ve aralarında altı çocuğun da bulunduğu en az 15 sivili öldürdüğü, köy sakinleri ve ilk yardım ekipleri tarafından İnsan Hakları İzleme örgütüne anlatıldı. Son aylarda IŞİD'in Aleppo ilinde yüzlerce Kürt sivili kaçırdığı ve YPG üyesi olduğundan kuşkulandığı bir çok Kürt sivili öldürdüğü de bildiriliyor.

PYD ve yerel idare görevlileri yerel yargının ve yeni kurulmuş "Halk Mahkemelerinin" bağımsız olduğunu söylüyorlar, ancak hukukçular ve insan hakları aktivistleri soruşturmalara ve yargılamalara siyasal müdahalede bulunulduğunu anlatıyorlar. Bazı vakalar, yargıçların soruşturma sırasındaki insan hakları ihlallerini dikkate almayarak, insanları itiraflarına dayanarak mahkum ettiği izlenimini uyandırıyor.  

Gözaltındaki bazı şahıslar, İnsan Hakları İzleme Örgütüne gözaltında emniyet güçleri tarafından dövüldüklerini ve bunun hesabının sorulmadığını anlattılar. Asayiş'in karıştığı yakın tarihli iki vakada dövülen mağdurlar öldüler. Bu vakalardan birinde mahkumu döven emniyet görevlisi cezalandırıldı. Diğer vakada ise Asayiş, mağdurun başını duvara vurarak kendi kendisini öldürdüğünü iddia etti. Ancak mağdurun cesedini gören bir şahıs, gözlerin çevresindeki derin sıyrıklar ve ensedeki bir kesik gibi yaraların, mağdurun başını duvara vurarak kendi kendisini yaraladığı iddiası ile çeliştiğini söyledi.

İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün Kamışlı ve Derik'de ziyaret ettiği iki hapishane, temel uluslararası standartların karşılandığı izlenimini uyandırdı. Mahkumlar kendilerine günde üç kez yiyecek verildiğini ve günde en az bir kez havalandırmaya çıktıklarını anlattılar. Derik hapishanesindeki iki kadın, ziyaret sırasında, ayrı bir hücrede birlikte tutuluyorlardı. Her iki hapishanedeki erkekler ise ağır ya da hafif suçlarla suçlandıklarına bakılmaksızın gruplar halinde koğuşlarda tutuluyordu.

İnsan Hakları İzleme Örgütü, Kürtler tarafından yönetilen bölgelerde Suriye kanunlarında reform yapılmasına yönelik PYD'nin öncülük ettiği çabaların, yargı sistemini karmaşıklaştırdığı bulgusuna ulaştı. Uluslararası insan hakları standartlarını ihlal eden bazı Suriye yasalarının değiştirilmesi gerekiyor; ancak gelişigüzel ve şeffaf olmayan bir şekilde işleyen reform süreci, hukukçularda, gözaltındaki şahıslarda ve hatta resmi görevlilerde, halen hangi yasaların yürürlükte olduğuna ilişkin kafa karışıklığı yaratıyor.

Olumlu bir gelişme olarak, Ocak ayında getirilen ve Toplumsal Sözleşme adıyla anılan yeni Anayasa, bazı önemli insan hakları standartlarına yer veriyor ve ölüm cezasını yasaklıyor.

İnsan Hakları İzleme Örgütü, Asayiş ve YPG'nin 2013 yılında 18 yaşının altındaki çocukların askeri amaçlarla kullanılmayacağını taahhüt etmelerine karşın, bu sorunun her iki güçte de devam ettiği bulgusuna ulaştı. 5 Haziran'da, YPG 18 yaşının altındaki tüm savaşçıları bir ay içerisinde terhis edeceğini kamuoyuna açıkladı.

Her iki gücün de iç tüzükleri 18 yaşının altındaki çocukların kullanılmasını yasaklıyor. Suriyedeki devlet dışı grupları ilgilendiren uluslararası hukuk da, yeni savaşçı alımları ve doğrudan çatışmaya katılım için — ki bu çocukların kılavuz, kurye ya da yol kontrollarında kullanılmasını da içeriyor — en düşük yaşı 18 olarak belirliyor.

İnsan Hakları İzleme Örgütü ayrıca 27 Haziran 2013'te Amude'de yaşanan şiddet olaylarını da inceledi. Bu olaylarda YPG güçleri PYD karşıtı göstericilere karşı aşırı güç kullandı, ateş açtı ve üç kişiyi öldürdü. Emniyet güçleri ayrıca, aynı gece iki kişiyi, ertesi gün ise üçüncü bir kişiyi daha kuşkulu koşullarda öldürdü. 27 Haziran gecesi YPG Amuda'daki muhalif Yetiki Partisi'nin üyesi veya destekçisi olan 50 kişiyi keyfi bir şekilde gözaltına aldı ve askeri üste dövdü.

Efrin, Kobani ve Cezire'deki fiili otorite olan PYD öncülüğündeki yönetimin uluslararası insan hakları hukukuna ve uluslararası insancıl hukuka uyması gerekiyor. Özellikle işkence, keyfi tutuklamalar ve çocuk askerlerin kullanımı yasaklanmalı ve usulüne uygun bir şekilde kurulmuş mahkemelerde adil yargılamaların yürütülmesine yönelik yükümlülükler de yerine getirilmeli.

Bu eksikliklerin giderilmesi için İnsan Hakları İzleme Örgütü, siyasi mahkumiyet iddialarını içeren vakaları incelemek amacıyla bağımsız bir komisyonun kurulması ve keyfi olarak gözaltında tutulduğu anlaşılan kişilerin serbest bırakılması gibi adımlar atılmasını öneriyor. Gözaltında tutulanların tutuklanmaları sırasındaki hak ihlallerini incelemek üzere açık ve anlaşılır bir mekanizma kurulmalı ve sorumlular usulüne uygun olarak kurulmuş mahkemelerde yargılanmalı.

Yeni kurulan mahkemeler, gerektiğinde uluslararası insan hakları standartları ile uyumlu hale getirilmek için değiştirilmiş Suriye yasalarını uygulamalı. Suriye yasalarında yapılan tüm değişiklikler derhal yayınlanmalı ve dağıtılmalı.

Asayiş ve YPG 18 yaşının altındaki kimseyi güçlerine katmamalı ve bu güçlerde halen bulunan çocukları terhis etmeli.

Houry "Kuzey Suriye'deki Kürt liderliği, kontrol ettiği bölgede yaşayan herkesin, Kürtlerin, Arapların, Süryanilerin ve diğerlerinin insan haklarını korumak için çok daha fazlasını yapabilir" dedi. "Bir ara dönem idaresinde dahi, liderliğin eleştirel görüşleri kapsayan ve onlara saygı duyan bir yönetim sergilemesi gerekir."