(İstanbul)–  İnsan Hakları İzleme Örgütü yaptığı açıklamada, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın son yaptığı konuşmalarında işaret ettiği üzere Türkiye’nin kürtajı yasaklama, veya büyük ölçüde kısıtlamaya kalkışmaması gerektiğini dile getirdi. Erdoğan’ın ‘kürtaj cinayettir’ demesinin ardından Erdoğan hükümeti kadınların kürtaja başvurmasını büyük oranda engelleyecek yasal değişiklik üzerinde çalışıyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü bu kısıtlayıcı düzenlemenin Türkiye’nin insan hakları yükümlülüklerini ihlal eder nitelikle olmasından kaygı duyduğunu ifade etti.

İnsan Hakları İzleme Örgütü küresel kadın hakları savunucusu Gauri van Gulik, “Türkiye’de on yıllardır yasal olan kürtaj şu an  tehdit altında. Yapılan açıklamaların yasa ve politikaya dönüşmesi halinde Türkiye kadın haklarında geri adım atmış olacak” dedi.

25 Mayıs 2012 günü Uluslararası Nüfus ve Kalkınma Eylem Programına İlişkin Parlamenterler Konferansında konuşan Erdoğan “Kürtajı cinayet olarak görüyorum. Buna kimsenin müsaade etme hakkı olmamalı. Ha anne karnında bir çocuğu öldürmüşsünüz ha doğduktan sonra öldürmüşsünüz. Hiçbir farkı yok” dedi. Haberlere göre Erdoğan 29 Mayıs’ta kürtajla ilgili bir yasa hazırlığında olduklarını ve bu yasayı yürürlüğe sokacaklarını dile getirerek, kadınların ciddi sağlık problemi olması halinde kürtajın yapılabileceğini söyledi.

Bazı bakan ve siyasetçiler Erdoğan’ın açıklamalarına destek verdi. Hürriyet Daily News haberine göre, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, “Sayın Başbakanımızın 'cinayet' dediği şey, bu tedbirleri almadan bebek oluyorsa ondan sonra kürtaj yoluyla da bu bebeği aldırıyorsa, bir canı yok ediyorsa, bu anne karnında da anne karnından çıktıktan sonra da yaşam hakkına müdahale olarak görmektedir ve ondan dolayı bu açıklamayı yapmıştır” dedi.

Meclis İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Ayhan Sefer Üstün ise “kürtaj bir insanlık suçudur. Kürtaj ile doğacak çocuğun yaşam hakkı elinden alınmaktadır. Hayatın ancak belirli bir aydan sonra başladığını kabul etmek büyük yanılgıdır” dedi. Haber kaynaklarının belirttiğine göre, Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın, hükümetin kürtaj sayısını düşürmek istediği ve kürtaja karşı alınabilecek olası tedbirlerin değerlendirildiği bir çalışmanın yürütüldüğünü söylediği belirtiliyor.

İnsan Hakları İzleme Örgütü Türkiye’de kürtajla ilgili daha fazla kısıtlama olmasının kadınların yaşama, sağlık, eşitlik, özel hayat, beden bütünlüğü ve din ve vicdan hürriyeti haklarını tehdit edeceğini söyledi.

Güvenli kürtaja erişimin engellenmesi yapılan kürtaj sayısında bir azalmaya yol açmak yerine, kadınların güvenli olmayan ve yasalarla düzenlenmemiş alternatiflere başvurmasına yol açıyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü Arjantin, Nikaragua ve benzeri yerlerde güvenli kürtajın yol açtığı sonuçları belgeledi. Enfeksiyon, kanama ve bazen de ölüm bu sonuçlar arasında yer alan bazı unsurlar. Dünya Sağlık Örgütü dünya çapında her yıl 67,000 kadının güvenli olmayan kürtaj sebebiyle  öldüğünü tahmin ediyor.

Türkiye’de 1983 yılından bu yana  hamileliğin ilk 10 haftası içerisinde isteğe bağlı kürtaj mümkün. Bu süreden sonra hukuki bir kürtaja ancak hamile kadının hayatı ya da sağlığını güvence altına almak üzere veya fetüste anomali halinde izin veriliyor. Hamile kadının çocuk yaşta olması halinde ailenin rızası isteniyor. Yasaya göre evli kadınlar eşlerinin rızasını almak zorunda. Kadının hayatı acil bir tehlike altındaysa rıza gereği kalkıyor.

Van Gulik “Hükümet Türkiye’deki büyük toplumsal cinsiyet eşitsizliğine yoğunlaşmak yerine, kadınların bedenleri üzerinde yeni kontrol mekanizmaları oluşturmaya çalışıyor” dedi.