A masked Iranian policeman preparing for the public hanging of a convicted criminal in Tehran on August 2, 2007.

© 2007 Reuters

(Beyrut) - İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch-HRW) bugün yayınladığı raporda İran ceza kanununa değişiklik önerilerinin şüpheli ve sanıkların haklarını ihlal edeceğine dikkat çekerek, İranlı yetkililerin önerilen değişiklikleri iptal etmeleri ve ülkenin kötüye kullanılanceza yasalarında kapsamlı bir değişikliğe gidilmesi gerektiğini söyledi.

48 sayfalık "Baskının Yasalaştırılması: İran'ın Yeni Ceza Kanunu Hakkında Değerlendirme" başlıklı raporda yapılması önerilen değişikliklerin yürürlükteki ceza kanununda yer alan sorunlu birçok maddeyi dikkate almadığı belirtiliyor. Değişikliklerden bazıları sanıkların ve hükümlülerin haklarını daha da zayıflatacak ve hakimlere şüphelinin haklarını ihlal edecek cezalar verme yetkisi tanıyacaktır. Yasama ve yargı mensupları bu değişikliklerin İran'ın uluslararası insan hakları yükümlülüklerine uyum sağlama yolunda ciddi bir girişim olduğunu savunuyor.

İnsan Hakları İzleme Örgütü Orta Doğu Direktörü Joe Stork"Bu değişiklikler iktidarın, hükümeti eleştirenleri hapsetmesine, işkence yapmasına ve infaz etmesine izin veren ceza kanunu hükümlerine çok az müdahale ediyor. Eğer İran insan hakları yükümlülüklerine uymak istiyorsa çocukların idam edilmesi, amputasyon (organların kesilmesi) ve recm (taşlama) gibi korkunç uygulamaları tamamen ve  kategorik olarak yasaklamalıdır" dedi.

Ocak 2012'de, atanmış 12 dini hukukçudan oluşan ve mevzuatın İran anayasası ve Şeriat'a uygunluğunu denetlemekle görevli bir organ olan Muhafız Konseyi değiştirilmiş ceza kanununun nihai halini onayladı. Meclis ve diğer denetleyici organlar da bu son metne onay verdi ama Başkan Mahmud Ahmedinejad henüz yasa taslağını yürürlüğe sokacak imzayı atmadı. İran yargısının başkanı olan Ayetullah Sadegh Larijani İran mahkemelerine Ahmedinejad yeni değişiklikleri yasalaştıracak imzayı atıncaya kadar eski ceza kanununu kullanmalarını emretti.

İran'ın 1991'de yürürlüğe giren İslami Ceza Kanunu iktidardaki din adamlarının Şeriat yasalarını Caferi veya 12 İmam okulunun içtihatlarına dayanarak yorumlamasına dayanıyor. Kanun, Şeriat hukukunda özel olarak belirtilmeyen ve İran'ın siyasi muhalifleri devrim mahkemelerinde yargılayıp cezalandırılmasında kullanılan ulusal güvenlik yasalarının büyük çoğunluğunun dahil olduğu takdire bağlı (ta'zir) cezaları da kapsıyor.

Son değişiklikler Şeriat hukukunda belirtilen üç tip cezada değişiklik yapıyor: hadd - Allah'a karşı işlenen zina ve içki içmek gibi suçlar, ki bu suçlar için Şeriat hukuku belli özel cezalar tespit etmektedir; kısas - genellikle cinayet davalarında kullanılan cezalandırıcı adalet; ve diyeh (diyet) - kurbanlara "kan parası" olarak tazminat verilmesi.

İnsan Hakları İzleme Örgütü yeni hükümlerle ilgili en ciddi sorunlardan birinin çocuk suçlular ve uluslararası hukukça ağır suç olarak nitelendirilmeyen suçlar için ölüm cezasının yasada hala yer alması olduğunu söyledi. Değişiklikler, ölüm cezası gibi ağır cezalar gerektiren bazı suçları net olarak tanımlamıyor ve nitelendirmiyor.

Değişikliklerde temel hakların kullanılmasını suç haline getiren geniş kapsamlı ve muğlak ifade edilmiş ulusal güvenlikle ilgili yasalar da yer alıyor. Ayrıca, recm, kırbaç cezası ve amputasyon gibi işkence veya zalimane ve onur kırıcı muameleye varan cezaların kullanılmaya devam edilmesine de meydan veriyor.

Öngörülen değişiklikler kanunda daha önce de varolan kadınlara ve dini azınlıklara yönelik ayrımcı hükümleri degüçlendiriyor.

Değişikliklerin 18 yaşından küçüklerin idam edilmesini yasaklayacağına dair resmi değerlendirmenin aksine, yeni yasada çocuklar için ölüm cezası belli koşullarda hala yer alıyor. Öte yandan, yeni değişikliklere göre ta'zir,yaniuyuşturucu ile ilgili suçlar gibi takdire bağlı suçlardan hüküm giymiş çocuklar artık ölüm cezasına çarptırılmıyor; onun yerine ıslah ve rehabilitasyon programlarına sevk ediliyorlar.

Ama yeni yasa cezai ehliyet yaşını açık bir biçimde Şeriat hukukunun belirlediği olgunluk veya ergenlik yaşına bağlıyor. İran içtihatında bu yaş kızlar için 9, erkekler için 15. Bu nedenle bir hakim "Allah'a karşı suç" veya fiili livata gibi bir kısas suçu işlemekten suçlu bulunan 9 yaşındaki bir kız çocuğu veya 15 yaşındaki bir oğlan çocuğu hakkında suçun doğası ve sonuçlarının farkında olduğuna kanat getirmesi halinde ölüm cezası verebilir.

İran 18 yaşından küçükken işlediği bir suç nedeniyle hüküm giymiş kişileri idam etmekte dünya birincisi. Hükümet İran'ın çocukları idam etmediğini, çünkü idamın infazı için mahkumların 18 yaşına gelmelerini beklediklerini savunuyor. 2011 yılında büyük çoğunluğu tecavüz ve cinayet gibi suçlamalarla en az 143 çocuk suçluİran hapishanelerinde idam sıralarını beklemekteydi. Bu suçlar için verilen ölüm cezaları değişikliklerden etkilenmeyecek.

"Uyuşturucu kaçakçılığı gibi cezası takdire bağlı suçlardan hüküm giymiş çocuk suçluların idam edilmesinin mutlak yasak haline gelmesi için geç bile kalındığını" söyleyen Stork "ama bu, başka suçlar nedeniyle idam sıralarını bekleyen onlarca çocuk suçlu ve aileleri için pek de teselli sağlamıyor" dedi.

Yeni değişiklikler belli tür evlilik dışı rızaya dayalı cinsel ilişkiler gibi daha baştan suç sayılmaması gereken fiiller veya uluslararası hukukta "en ağır" suçlar arasında olmayan (mesela birinin ölümüne sebep olan) suçlar için ölüm cezası verilmesine olanak sağlamaya devam ediyor. Yeni değişikliklerde ölüm cezası istenen diğer suçlar arasında Hazreti Muhammed'i aşağılamak ve yasadışı uyuşturucu bulundurmak veya satmak fiileri yer alıyor.

Yenilenen ceza kanunu hakimlerin din değiştirme suçundan mahkum etmek veya bir sanığı zina sebebiyle recm edilmesi cezası vermek için Şeriat hukukuna ve kıdemli Şii din adamlarının verdiği fetvalar gibi dini kaynaklara başvurmalarına olanak sağlıyor. Ceza kanununda din değiştirmek bir suç olarak düzenlenmemiş ve yeni değişiklik maddelerinde recm zina suçunun cezası olarak kaldırılmış olmasına rağmen bu uygulama devam ediyor.

Yeni kanun maddeleri, kişileri ifade, toplanma ve örgütlenme özgürlüklerini kullandıkları için cezalandıran geniş kapsamlı ve muğlak ulusal güvenlikle ilgili suçları daha da detaylandırıyor. Sorunlu değişikliklerden biri "dünyaya ahlaksızlık, yozlaşma tohumu ekme" diye tanımlanabilecek efsad-e fel arz suçunu düzenleyen 287. madde. Yasama, siyasi muhalifleri silahlı faaliyetlere karıştığı ya da "terör örgütleri"yle bağlantılı oldukları iddiasıyla ölüm cezasına çarptırmak için kullanılmakta olan, muharebe'yle (Allaha karşı düşmanlık) yakından bağlantılı ve tam tanımlanmamış bir hadd suçu  efsad-e fel arz'ın tanımını genişletti. Yeni tanımda "ulusun kamu düzenini ve güvenliğini ciddi olarak bozmaları durumunda" "yalan [bilgi] yayınlamak", "ahlaksızlık veya fuhuş merkezleri işletmek veya yönetmek" veya "ülke ekonomisine zarar vermek" gibi açıkça şiddet içermeyen suçlar da bu suç kategorisikapsamına giriyor.

Yürürlükteki ceza kanununa dayanarak yetkililer Ocak 2010'dan bugüne en az 30 kişiyisilahlı gruplarla veya terör gruplarıyla bağlantılı oldukları iddiasıyla "Allah'a karşı düşmanlık" veya "dünyaya ahlaksızlık tohumları ekmek"ten suçlu bulup idam etti. En az 28 Kürt mahkumun ise "Allah'a karşı düşmanlık" gibi ulusal güvenlikle ilgili suçlarla idam edilmeyi bekledikleri biliniyor. İnan Hakları İzleme Örgütü bu vakaların bazılarında eldeki kanıtların İran'ın yargı otoritelerinin kişileri terör suçu işledikleri için değil, sadece siyasi muhalif oldukları için suçlu bulup hüküm vererek idam ettiklerini gösterdiğini belgelemiştir.

İnsan Hakları İzleme Örgütü ölüm cezasına zalimane ve geri dönüşsüz olması nedeniyle ve keyfiyet, önyargı ve hatayla dolu bir tarihi olması sebebiyle her koşulda karşıdır. İlaveten, İran'ın ölüm cezası davaları hukuk kurallarının ve uluslararası adil yargılama standartlarının ağır ihlalleriile doludur.

İnsan Hakları İzleme Örgütü İranlı yetkililerin işkence veya zalimane ve insanlıkdışı muameleye varan kırbaçlama, amputasyon ve recm gibi cezaların yeni ceza kanununda tutulmasını yasaklamasını ve bunlara izin veren hükümleri kaldırması gerektiğini söyledi.

Stork "ceza kanununa yapılan bu değişikliklerin, iş mahkemelerde adaletin yerine getirilmesine gelince İran'ın geçmişteki olumsuz performansının devamından başka birşey olmadığını" ifade ederek "İran'da gerçek bir ceza yargısı reformu yargı erki dahil yetkililerin elinde sistematik bir baskı aracına dönüşmüş olan İran ceza kanununun toptan askıya alınıp elden geçirilmesini gerektiriyor" dedi.