Construction of a highway adjacent to the National Flag Square. In the background stands the building at 5 Agil Guliyev Street, which was being demolished with residents still remaining in it as this report went to press.

© 2012 Human Rights Watch

(Baku, 29 Şubat 2012) – İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) bugün açıkladığı bir raporda Azerbaycan hükümetinin başkent Bakü’de kentsel kalkınma projeleri için ev sahiplerini evlerinden atıp evleri de yıktığını anlattı. Onlarca aile Mayıs 2012’de yapılacak Eurovizyon Şarkı Yarışmasının gerçekleştirileceği arenanın yapılmakta olduğu bölgeden çıkartıldı.

 

“‘Herşeyimi Aldılar’: Azerbaycan’ın Başkentinde Zorla Tahliyeler, Hukuk Dışı Kamulaştırma ve Ev Yıkımları” başlıklı raporda Baku’nun dört mahallesinde yetkililerin mülkleri yasadışı kamulaştırdığını ve bazen tebligatta bulunmadan ve gece yarısı olmak üzere onlarca ailenin zorla evlerinden tahliye edildiğini belgeliyor. Yetkililer daha sonra evleri, bazen içinde hala eşyalar varken, yıktılar. Hükümet ev sahiplerine mülklerine karşılık adil bir tazminat vermeyi reddetti; bu mülklerin birçoğu oldukça talep edilen bölgelerde. Azerbaycan yasalarına göre zorla satış halinde ödenecek tazminat piyasa değerinde olmalıdır.

 

Raporu hazırlayan İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün Avrupa ve Orta Asya araştırmacısı Jane Buchanan “Azerbaycan hükümetinin sadece evleri yıkmadığını, insanların hayatlarını da yerle bir ettiğini” söyleyerek “Derhal yasadışı kamulaştırmaları, tahliyeleri ve yıkımları durdurarak tahliye edilmiş kişilere hem evleri hem de maruz kaldıkları duygusal hasar için tazminat ödemelidir” dedi.
 

Tahliyeler parklar, yollar, lüks konutlar, otopark ve bir alışveriş merkezi inşaatları gibi çeşitli projeleri hayata geçirmek için yapıldı.
 

Yetkililer 41 yaşındaki matematik öğretmeni ve iki küçük çocuk annesi olan Arzu Adigezalova’yı önceden uyarıda bulunmadan, Milli Bayrak Meydanı’nın yanında bulunan evinden 21 Ekim 2011 sabahı, daha gün bile ağarmadan zorla tahliye etti.
 

Adigezalova İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne yaşadıklarını şöyle anlattı: “Uyandım çünkü bina sallanıyordu ve gökgürültüsü gibi bir ses duyuyordum. Çocukları alıp dışarı çıktım. Oradaki yetkiliye [gidip] eşyalarımızı çıkarmamız için zaman tanımasını istedim. Bana bakıp ‘Tamam’ dedi ama hemen sonra buldozerin şöförüne dönerek ‘Yık’ dedi.”
 

Adigezalova çılgınlar gibi eşyalarını toparlayıp binadan çıkarmaya çalışmış ama ailenin mallarının pek çoğunu kaybetmiş.
 

Raporun konusu olan dört mahalleden biri olan deniz kenarındaki Milli Bayrak Meydanı’ndaki tahliye kampanyası son aylarda hız kazandı. Burası Mayıs 2012 Eurovizyon Şarkı Yarışmasının yapılacağı cam kaplı Bakü Kristal Arena inşaat sahasının yanında. Bu, her yıl Avrupa ve çevresinden 56 ülkeden müzisyenlerin yarıştığı bir şarkı yarışması.
 

Hükümetin Milli Bayrak Meydanı civarındaki hane sakinlerini bölgeden temizleme çalışmaları Azerbaycan’ın yarışmayı kazanarak 2012’de yarışmaya ev sahipliği yapacağının belli olduğu Mayıs 2011 sonrası hız kazandı.
 

Buchanan “Eurovizyon hükümete Bakü’yü vitrine çıkararak binlerce ziyaretçi ve milyonlarca televizyon izleyicisine sunma olanağı tanıyor. Ama aslında Azerbaycan hükümetinin vitrine çıkardığı şey insanları yarışma mekanının birkaç adım uzağındaki evlerinden zorla çıkartarak insan haklarını ne kadar umursamadağı” diyerek hükümeti “Görünürlük ne kadar artarsa, gözlerin de o kadar üstünde olacağını, o yüzden tutumunu değiştirmesinin hükümetin çıkarına olacağını” söyledi.
 

Bakü’de bir mülk kamulaştırma ya da yıkım için tespit edildiğinde hükümet genelde hane sakinlerine nakdi tazminat ya da yeniden yerleştirme önerir. Ancak İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün belgelediği vakalarda bazı ev sahipleri ne tazminat ne de başka yere yerleştirilme teklifi almıştır. Diğerleri ise hükümetin verdiği düşük teklifleri kabul etmek istemedikleri için evlerinde oturmaya devam etti.
 

Bazı durumlarda yetkililer kalan kişileri ya hiç haber vermeden ya da çok az zaman kala uyararak tahliye edip evlerini ya da apartmanları derhal yıktı. Çok sayıda polis ve diğer hükümet görevlileri binaların etrafını sardıktan ve bazen merdiven boşluklarına bile yerleştikten sonra zorla dairelere girerek hane halkını evlerden çıkardılar. En az üç vakada polis evleri yıkılırken ev sahiplerini polis karakolunda gözaltında tuttu. Döndüklerinde eşyalarını bir enkaz yığının altında gömülü buldular.
 

Diğer bazı durumlarda da hükümet görevlileri öncesinde herhangi bir uyarıda bulunmaksızın buldozerler ve diğer iş makineleriyle gece yarısı ya da şafaktan önce evlere gelerek ev sahiplerine derhal evi boşaltmalarını emretti ve ardından da evleri yıkmaya başladı.
 

İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün belgelediği birçok vakada yetkililer evleri mahkemenin ihtiyati tedbir kararına rağmen veya yıkımla ilgili itirazın görüldüğü dava henüz sonuçlanmamışken yıktı.
 

Milli Bayrak Meydanı bölgesi dahil olmak üzere birçok durumda, hükümet içlerinde hala oturanların bulunduğu apartmanlara giden hizmetleri kesti ve apartmanların tesisatlarını sökmeye başladı. Tüm bunlar binaları oturulmaz hale getirerek sakinleri binayı terke zorladı.

 

Bazı binalardan ev sahipleri İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne işçilerin çatılarını söktüğünü ve yağmur, kar ve soğuğa maruz kaldıklarını anlattı. Ocak 2012’de yetkililer Milli Bayrak Meydanı’ndaki bir binanınelektrik ve suyunu kestiğinde, hane sakinleri su elde etmek için kar eritmek zorunda kaldı.
 

Buchanan “Kamulaştırma ve tahliye programları esnasında hükümetin ev sahipleri ve ailelerinin onur, sağlık ve güvenliğini akıl almaz biçimde hiçe saydığını” söyledi.

 

Bireyleri, aileleri ya da toplulukları yaşadıkları evleri ya da topraklarından rızaları olmaksızın ve uygun hukuki ve diğer koruma tedbirlerine erişim sağlamadan kalıcı veya geçici olarak çıkarmak uluslararası hukuk uyarında zorla tahliyedir. Zorla tahliyeler yalnızca istisnai durumlarda yapılmalı ve yalnızca genel refahı iyileştirmek için uygulanmalı ve sadece ulusal hukuk ve uluslararası standartlara uygun yapılmalıdır.
 

“Hükümetlerin, çok sınırlı bazı durumlarda, devletin zorunlu ihtiyaçları için mülkleri istimlak etme hakkı olduğunu söyleyen Buchanan, “Ancak yetkililerin Bakü’de yaptığı ulusal ve uluslararası hukuku ihlal etmektedir; bazıları tamamen gerekli olmayan sebepler için olmak üzere çok büyük oranda ev sahibini tahliye etmektedir” dedi.
 

İnsan Hakları İzleme Örgütü araştırma yaptığı sırada, Bakü Kristal Salonu’na izleyicilerin girişi için kullanılacağı düşünülen yol ve parkın yapımı için Milli Bayrak Merkezi’ndeki kamulaştırmalar, zorla tahliyeler ve yıkımlarla ilgili Eurovisyon Şarkı Yarışması’nı düzenleyen Avrupa Yayıncılar Birliği’yle (EBU) irtibata geçti. EBU yarışmanın “siyasi olmayan”doğasından ve hükümetin inşaatın olayla bağlantılı olmadığı argümanından söz ederek kendisini olaydan uzak tutmayı tercih etti.
 

İnsan Hakları İzleme Örgütü EBU üyelerinin EBU’yu – Eurovizyon Danışma Grubu dahil – teşvik ederek, Bakü Kristal Salonu civarındaki kamulaştırma, tahliye ve yıkımlarla ilgili tüm şikayetlerin adilane ve şeffaf bir biçimde çözümlenmesi için yetkililere baskı yapmaları gerektiğini söyledi.
 

Azerbaycan’ın önemli bazı hükümetler ve çoktaraflı kalkınma bankaları gibi uluslararası ortakları hükümeti kamulaştırma ve tahliye kampanyasından vazgeçmesi ve gelecekte benzer bir uygulama yapılacaksa ulusal ve uluslararası hukuka saygılı hareket edilmesini sağlamaya teşvik etmelidir.
 

Azerbaycan’ın uluslararası ortakları ayrıca hükümete çağrı yaparak acilen evlerinden çıkarılan kişilerin şikayetlerini çözümleyecek ve ev ve mülklerini kaybedenlere teklif edilen tazminatı yeniden belirleyecek adil ve şeffaf bir mekanizma oluşturması için teşvik etmelidir.
 

“Eurovizyon ve Azerbaycan hükümeti tahliyelerin şarkı yarışmasıyla ilgisi olmadığını iddia edebilirler ama eğer hükümet başarılı bir etkinliğe imza atmayı ümit ediyorsa o zaman yarışmanın yapılacağı bölgenin hemen yanında yaşanan insan hakları ihlallerine bir son vermesi gerekiyor” diyen Buchanan, “aileleri yarışma alanına bu kadar yakındaki evlerinden atmanın yarışmayı gölgeleyeceğini” ifade etti.