Secretary General of the Organisation of Islamic Cooperation (OIC), Yousef bin Ahmed al-Othaimeen (C), and Saudi Arabia's Foreign Minister Ibrahim Al-Assaf (R) talk before a photo during a meeting of Islamic and Arab foreign ministers in Jeddah on May 30, 2019.

© 2019 BANDAR ALDANDANI/AFP/Getty Images

(New York) – İnsan Hakları İzleme Örgütü, bugün yaptığı bir açıklamada, İslami İşbirliği Teşkilatı Üyesi (İİT) ondan fazla ülkenin, Çin’in Sincan’da uyguladığı politikalara destek veren ve bölgedeki Müslümanların maruz kaldığı yaygın baskıyı görmezden gelen bir açıklamaya imza attığını belirtti. Çin hükümeti tarafından desteklenen söz konusu mektup, 22 ülkenin geçtiğimiz hafta Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi’nde yaptıkları, Sincan’daki büyük ve kitlesel insan hakları ihlalleri ile ilgili kaygılarını dile getirerek, uluslararası gözlemcilere engelsiz erişim imkanı sunulmasını ısrarla talep ettikleri ortak açıklamaya yanıt niteliği taşıyor.

Çin hükümeti, Sincan’da yaşayan 13 milyon etnik Uygur’u ve diğer Türki Müslümanları, keyfi kitlesel tutuklamalara, zorunlu siyasi endoktrinasyona, seyahat özgürlüğü kısıtlamalarına ve dini baskılara maruz bırakıyor. “Siyasi eğitim” kamplarında tutulan insanların sayısı, güvenilir tahminlere göre bir milyonun üzerinde. Sincan’da yaşayan Müslümanları geniş kapsamlı bir takip ve gözetim altında da tutan Çinli yetkililer; ayrıca, Müslümanların, özel yaşamı ihlal eden değişik programlar vasıtasıyla izlenmesi için bir milyondan fazla resmi görevliyi seferber etmiş durumdalar.

İnsan Hakları İzleme Örgütü Çin direktörü Sophie Richardson, “Çin hükümeti Sincan’daki feci insan hakları karnesini örtbas etmek için ondan fazla Müslüman ülkenin desteğini topladı” dedi. Richardson, “Söz konusu ülkeler, Sincan’daki Müslümanlara yapılan baskıları kınayan çok sayıdaki hükümete katılmak yerine, Pekin’in iğrenç karşı anlatısına katılmayı tercih ettiler,” şeklinde konuştu. 

Sincan’da yaşayan Müslümanlara yönelik sistematik hak ihlalleri yapılmasına rağmen, Çin’in açıklamasına katılmayı tercih eden ülkeler, Çin’in “Sincan’da uyguladığı terör ve radikalleşme ile mücadele yöntemlerinden” övgüyle bahsettiler ve bu önlemlerin “daha güçlü bir mutluluk, içsel tatmin ve güvenlik hissiyatının doğmasına yol açtığını belirttiler. Söz konusu mektubu imzalayan, Müslümanların çoğunlukta olduğu ülkeler arasında Cezayir, Bahreyn, Mısır, Kuveyt, Suudi Arabistan, Umman, Pakistan, Katar, Somali, Sudan, Suriye, Tacikistan, Türkmenistan ve Birleşik Arap Emirlikleri bulunuyor.

Çin’in Sincan’da yürüttüğü baskı kampanyası, İİT üyesi ülkelerin, her geçen gün biraz daha güçlenen Çin’e, Müslümanlara karşı yürüttüğü sistematik ihlallere son vermesi için baskı uygulayıp uygulayamayacakları konusunda kilit önemde bir sınavdı. 57 üyesi olan söz konusu teşkilat çoğunlukla sessiz kalmış ve son aylarda, zaman zaman Çin’in çabalarından övgüyle bahsetmişti. İİT üyesi ülkelerin dışişleri bakanları, Mart ayında Abu Dabi’de yaptıkları toplantıda Sincan’daki Müslümanların içinde bulundukları kötü durumu görmezden gelmiş, tam aksine Çin’in “Müslüman vatandaşlarına gösterdiği özeni” övmüş ve “Çin ile işbirliğini gelecekte de sürdürmek” yönündeki umutlarını dile getirmişlerdi.    

İİT temsilcileri, Çin hükümetinin Sincan’a düzenlediği, sıkı kontrol altında ve devlet yönetimi altında gerçekleşen diplomatik ziyaretlere de hak ihlallerini eleştirmeksizin katılmışlardı. Buna mukabil, İİT, Myanmar’daki Rohingya Müslümanlarına yönelik hak ihlallerini yüksek sesle kınamış ve bu ihlallerin hesabının sorulmasını talep etmişti; ki bu söz konusu teşkilatın “Müslüman azınlıkların haklarını, onurlarını ve dini ve kültürel kimliklerini korumak” şeklindeki görev ve amacıyla bağdaşan bir tavırdı.  

Aralarında Afganistan, Arnavutluk, Bangladeş, Endonezya, Malezya, Fas, Tunus ve Türkiye’nin de bulunduğu çok sayıda İİT üyesi Çin’in desteklediği mektubu imzalamadılar. Ancak nüfusunun çoğunluğunu müslümanların oluşturduğu ülkelerden hiçbiri, ihlallerin soruşturulmasına yönelik olarak BM İnsan Hakları Konseyi’nde yapılan, daha önce benzeri görülmemiş, küresel çağrıya katılmadı. İİT ülkeleri, söz konusu ortak açıklamayı, 26 Temmuz günü sona erecek mühlet dolmadan, acilen imzalamalıdır.

Richardson, “Çin’in baskıcı Sincan kampanyası İİT’nin itibarını riske soktu” dedi ve ekledi: “İİT dünyanın her yerinde baskıya uğrayan Müslümanların haklarının savunucusu olacaksa, üye devletler başlarını başka tarafa çevirmek yerine, Çin’in Sincan’da yürüttüğü baskıcı politikaları kınamalılar.”