İnşaat işçileri iş bırakarak bir protesto eylemi yaptılar. İstanbul’un üçüncü hava limanı,14 Eylül 2018. 

© 2018 Özel
(İstanbul) -- İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) yaptığı bir açıklamada 31 işçinin hapsedilmesine ve haklarında ceza soruşturması açılmasına yol açan iş uyuşmazlığı halen sürerken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul’un üçüncü hava limanının açılışını bugün yaptığını belirtti. Aralarında bir sendika başkanının da bulunduğu işçiler havaalanı şantiyesindeki çalışma koşullarını protesto ediyorlardı.

Sendika temsilcileri, İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne, protestolara katılan ve tam sayısı açıklanmayan çok sayıda işçinin derhal işten çıkartıldığını ve başka protesto eylemlerinin yapılmasını engellemek amacıyla, şantiyeye çok sayıda polisin konuşlandırıldığını anlattılar.

İnsan Hakları İzleme Örgütü Türkiye Direktörü Emma Sinclair-Webb, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son mega projesinin cam ve çelik duvarlarının arkasında, kötü çalışma koşullarını protesto eden 30 işçi ve bir sendika başkanı hapiste tutuluyor,” şeklinde konuştu. Sinclair-Webb, “hapisteki işçiler serbest bırakılmalı, tum işçiler hakkında açılmış ceza soruşturmaları düşürülmeli ve protesto eylemi yaptıkları için haksız olarak işten çıkartılmış diğer tüm işçiler de işlerine geri dönebilmeli,” dedi.

Protesto, 14 Eylül 2018 günü başladı. İşçiler iş bırakıp, kötü çalışma ve yaşam koşullarıyla ilgili bir dizi talebi dile getirerek bir günlük bir eylem yapmaya başladılar. İşçilerin dile getirdikleri kaygılar arasında devasa şantiyede üç yıldır süren inşaat sırasında meydana gelen çok yüksek sayıdaki iş kazaları ve ölümler de vardı. 

İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün inceleme fırsatı bulduğu jandarma zabıtlarına göre, protesto eylemi hızla büyüdü ve 2000 kişilik protestocu işçi kitlesi, hızla 10 bin kişilik bir kitleye dönüştü. Söz konusu zabıtta işçilerin şantiyedeki mallara zarar verdikleri ve slogan attıkları belirtiliyor.  Jandarma ve polis birimleri işçileri dağıtmak için biber gazı ve tazyikli su kullandılar.

Havaalanı inşaatını üstlenen ve açıldıktan sonra havalimanını işletecek olan IGA (İstanbul Grand Airport) isimli şirketin yöneticileri, taleplerini sunan işçi temsilcileriyle bir toplantı yaptılar. Dile getirilen talepler arasında ödenmemiş ücretlerin hemen ödenmesi ve işçilerin sosyal güvenlik primlerini eksik ödemek amacıyla, ücretlerin kısmen nakit olarak ödenmesi uygulamasından vazgeçilmesi de var. İşçiler ayrıca iş kazaları sonucu gerçekleşen ölümlerin önlenmesi amacıyla işyeri güvenliğiyle birlikte, işçilere sunulan yaşam koşullarının, yemeklerin ve sağlık hizmetlerinin iyileştirilmesini de talep ettiler.

Türkiye: Havalanı Açılırken, İşçiler Demir Parmaklıklar Arkasında

İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) yaptığı bir açıklamada 31 işçinin hapsedilmesine ve haklarında ceza soruşturması açılmasına yol açan iş uyuşmazlığı halen sürerken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul’un üçüncü hava limanının açılışını bugün yaptığını belirtti. Aralarında bir sendika başkanının da bulunduğu işçiler havaalanı şantiyesindeki çalışma koşullarını protesto ediyorlardı.

16 Eylül günü İstanbul Valiliği 401 işçinin gözaltına alındığını ancak bunlardan 275’inin serbest bırakıldığını açıkladı. İşçilerin çoğu, eylemlerden bir gün sonra, gece vakti, şantiyedeki yatakhanelerinde gözaltına alındı. Bir kısmı da, ertesi gün şantiyeye geldiklerinde, kimlik kontrolu sırasında gözaltına alındılar. Polis ve jandarma bazı vakalarda arama yapmak ve işçileri gözaltına almak amacıyla yatakhanelere kapıyı kırarak, zorla girdi.

19 Eylül günü mahkemeye çıkartılan 43 işçiden 24’ü tutuklandı, 19’u ise adli denetimle serbest bırakıldı. Adli denetimle serbest bırakılan işçilerin haftada iki kez karakolda imza vermeleri gerekiyor ve yurt dışına çıkmaları da yasak.

Tutuklamalar bundan sonra da devam etti. 5 Ekim günü, Dev Yapı-İş sendikasının başkanı Özgür Karabulut, 14 Eylül günü İşçilere yaptığı, şiddet çağrısı içermeyen konuşması nedeniyle tutuklandı. Silivri hapishanesinde tutuklu olarak bulunan 31 işçi arasında Karabulut da var. Hapisteki işçilerden üçü de İnşaat-iş sendikasının yöneticisi ve iş yeri temsilcileri. Mahkemede verdikleri ifadelere göre, işçiler protesto eylemlerine gerekçe olarak iş yeri güvenliğinin yetersizliğini, kendilerinin de başına gelen iş kazalarını, zor çalışma koşullarını ve haksız ücret kesintilerini gösterdiler.

Savcı işçileri iş ve çalışma hürriyetine ihlal etmek, toplantı ve gösteri yürüyüşleri yasasına muhalefet etmek, kamu malına zarar vermek, polise direnmek ve silah taşımakla suçladı.

IGA’nın Genel Müdürü Kadri Samsunlu, 12 Ekim günü, gazetecilere protesto eylemleri düzenlenmiş olmasından ve jandarma ve polisin işçileri zorla, biber gazı kullanarak dağıtmış olmasından üzüntü duyduğunu söyledi. Samsunlu işçilerin bazı taleplerinde haklı olduklarını kabul ederek, bu kaygıların giderilmesi yönünde adımlar atıldığını açıkladı.  Ancak medya’da Samsunlu’nun yorumlarıyla ilgili yer alan haberlerde, tutuklanan veya işten çıkartılan işçilerden hiç bahsedilmedi. İnsan Hakları İzleme Örgütü Kadri Samsunlu’ya ve İGA’ya bu olaylar ve gelişmelerle ilgili yorumlarını sorduğu bir mektup yazdı, ancak yayın tarihinde henüz bir yanıt alamamıştı. 

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) isimli sivil toplum örgütü ve Dev Yapı-İş sendikası temsilcileri, İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne, havalanı inşaatında, üç yıllık süre zarfında, teyit edilmiş 38 ölüm gerçekleştiğini söylediler. Ancak bu sayının çok daha yüksek olabileceğinden kuşkulandıklarını, zira ölümlerin ve iş kazalarının zaman zaman bildirilmeyebildiğini ve bu kazaların etkin bir şekilde soruşturulmasını sağlayacak mekanizma ve önlemlerin de bulunmadığını belirttiler. Aile, Çalışma ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, 2018 Şubat’ında bir açıklama yayınlayarak, medya da 400 ölümlü kaza yaşandığına ilişkin çıkan haberleri yalanlamış ve sosyal güvenlik kayıtlarına göre şantiye alanında 27 işçinin öldüğünü açıklamıştı. Şantiye’de yaşanan son ölüme ilişkin haberler medyada adı belirtilmeyen bir işçinin cansız bedeninin şantiyedeki bir rögardan çıkartıldığı 21 Ekim günü yer aldı.

Sinclair-Webb, “hükümet İstanbul’un yeni hava alanının reklamını, dünyanın en büyüğü olduğunu vurgulayarak yapıyor, gelgelelim kazalara ve protestocu işçilerin tutuklanmasına ilişkin haberler, bu prestijli projenin itibarını sarsıyor,” dedi ve ekledi: “Yetkililer, polisleri ve mahkemeleri kullanarak işçilerin taleplerini dile getirmelerine engel olmaya çalışmak yerine, çalışma koşullarını iyileştirmeli, ölümleri ve yaralanmaları soruşturmalıdır.”