(İstanbul) – İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) bugün yaptığı açıklamada Türkiye’de polis gözetiminde tutulan Suudi iki kızkardeşin zorla Suudi Arabistan’a geri gönderilme tehlikesiyle karşı karşıya olduklarını ve geri gönderilmeleri halinde Suudi yetkililerden veya aile bireylerinden ciddi zarar görebileceklerini belirtti. Kızkardeşlerden birinin sınır dışı edilme kararına yaptığı  itiraz bir Türk mahkemesi tarafından 2017’nin Aralık ayında reddedildi, diğer kardeşin davası ise devam ediyor.

30 yaşındaki Ashwaq Hamoud ve 28 yaşındaki Areej Hamoud adlı kızkardeşler, ailenin erkek üyelerinden gördükleri, dayaktan oda hapsine ve aç bırakılmaya kadar varan kötü muameleden kurtulmak için Şubat ayı sonlarında Suudi Arabistan’dan Türkiye’ye kaçtıklarını söylediler. Kızkardeşler 16 Mayıs’ta İstanbul’da, ikamet izni için yaptıkları başvurunun akıbetini öğrenmeye çalıştıkları sırada Türkiyeli yetkililer tarafından gözaltına alındılar.

İnsan Hakları İzleme Örgütü Orta Doğu Direktörü Sarah Leah Whitson “Ailelerinden veya ülkeden kaçan Suudi kadınlar, rızaları dışında geri gönderildikleri takdirde ‘namus’ saikli şiddet veya başka ciddi zararlara maruz kalabilirler. Türkiye bu kadınları geri gönderirse, bunun sonuçları çok vahim olabilir” şeklinde konuştu.

Kızkardeşlerin ailelerine geri gönderilmeleri durumunda ciddi zarar görme riski bulunuyor. Ayrıca, kendilerine, temel hakları ihlal edilerek, vasilerinin evine geri gönderilmekten hapis cezasına kadar farklı cezalar öngören “ebeveyne itaatsizlik” gibi suçların yanısıra, kamuoyundan alenen yardım talebinde bulundukları için “kraliyetin itibarına zarar vermek” gibi bir suç da isnat edilebilir.

Kızkardeşlerin avukatı İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne sınır dışı kararına itirazı Mayıs ayında yaptıklarını söyledi.

Kızkardeşlerin babası Türkiyeli makamlara kızlarının militan bir gruba katılmak üzere Suriye’ye gitmeyi planladıklarını bildirdi. Kızkardeşler bu iddiayı reddediyorlar. Babanın kızlarıyla ilgili iddiaları hakkında Türkiye makamlarının başlattığı bilinen herhangi bir ceza soruşturması bulunmuyor.

Avukat, kızkardeşlerin biniş kartlarını incelediğini ve buna göre, kadınların 8 Şubat’ta Abu Dabi’den Hong Hong aktarmalı uçuşla Yeni Zelanda’ya kaçmaya çalıştıklarını ama görevlilerin kızkardeşlerin turizm değil, iltica talebinde bulunmak amacıyla seyahat ettiklerinden şüphelenerek kardeşlerin Hong Kong uçuşuna binmelerine izin vermediklerinin anlaşıldığını belirtti. Bunun üzerine kızkardeşler 9 Şubat’ta Abu Dabi’den İstanbul’a uçmaya ve Suudi Arabistan’a dönmektense Türkiye’de kalmaya karar verdiklerini söyledi.

16 Mayıs’ta gözaltına alınmalarını takiben kızkardeşler cep telefonlarından yayımladıkları bir dizi videoyla aile içi kötü muameleden kaçtıklarını ve Suudi Arabistan’a geri gönderilmeleri halinde kendilerine zarar verileceğinden korktuklarını anlattı.

Bu olay, kötü muamele gördükleri için ailelerinden kaçtıklarını söyleyen ve zorla geri gönderilme riskiyle karşı karşıya kalan Suudi Arabistanlı kadınlarla ilgili kamuoyu gündemine girmiş bir dizi vakanın en son örneği. Nisan ayında 24 yaşındaki Dina Ali Lasloom adlı Suudi kadın Filipinler’de transit bölgedeyken Suudi Arabistana zorla geri gönderildi. 29 yaşındaki Mariam al-Qatibi ise Nisan ayında kendisine kötü muamele yapan aile bireylerinden kaçmak için el Kasım bölgesinden Riyad’a kaçmış ama burada yetkililerce yakalanarak hapse atılmıştı. Al-Qatibi Temmuz ayı sonlarında serbest bırakıldı.

İnsan Hakları İzleme Örgütü daha önce Suudi Arabistan’daki erkek vasilik sistemi hakkında bir rapor yayınlamış ve bu raporda yetişkin kadınların yurtdışına seyahat etmek, evlenmek ya da hapisten serbest bırakılmak için erkek vasisinden izin almak zorunda olduğunu ve çalışmak veya sağlık hizmeti almak için vasilerinin rızasını ibraz etmeleri gerektiğini belgelemişti. Bunlar doğumdan ölüme kadar devam eden kısıtlamalar çünkü Suudi devleti kadınları hukuken reşit olmayan ve hiç olamayacak kişiler olarak görüyor.

Her ne kadar Suudi Arabistan’da aile için şiddetle ilgili bazı düzenlemeler olsa da, vasilik sistemi şiddet mağdurlarının korunma talebinde bulunmasını veya kötü muamele durumunda hukuki giderim elde etmesini olağanüstü zorlaştırıyor. Kötü muameleden sorumlu akrabaların elinden vasilik yetkisini almanın neredeyse imkansız olması kadınları ömür boyu şiddete mahkum edebiliyor. Erkek vasi, mağdur kadına zarar vermeyeceğini taahhüt eden bir belge imzalarsa, aile içi şiddet mağdurlarına yönelik sığınma evleri bu kadınları genellikle onları mağdur eden faillere geri gönderiyor ve kadınlar kendilerini kabul edecek bir erkek akraba bulamadıkları takdirde söz konusu sığınma evlerinden ayrılamıyorlar.

Whitson “Suudi kadınlar her gün sistematik ayrımcılıkla yüz yüze geliyorlar ve Hamoud kardeşlerin vakası, kaçan kadınların, kendilerine kötü muameleye yapan ailelerine geri gönderilmek gibi gerçek bir tehlikeyle karşı karşıya kaldıklarını gösteriyor,” dedi.