Refugees carrying their children walk towards a dinghy to sail off for the Greek island of Chios from Cesme, Turkey November 4, 2015. 

© 2015 Reuters

(Brüksel) – İnsan Hakları İzleme Örgütü bugün yaptığı açıklamada, Avrupa Birliği’nin Türkiye ile yaptığı anlaşmanın çok sorunlu olduğunu ve Ege Denizi’ndeki mülteci hareketliliği karşısında tehlikeli olabilecek bir politika hamlesi olduğunu söyledi. AB ve Türkiyeli liderler 7 Mart 2016 tarihinde Brüksel’de bir araya gelerek AB’nin, Türkiye’den Yunanistan’a göçü ve mülteci akışını durduracağını umut ettiği ortak bir eylem planının uygulamaya konmasıyla ilgili görüşecekler.

İnsan Hakları İzleme Örgütü bugün, Türkiye’nin neden güvenli bir sığınma ülkesi olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dair bir soru-cevap belgesi yayınladı.

İnsan Hakları İzleme Örgütü Avrupa ve Orta Asya vekil direktör yardımcısı Judith Sunderland “AB liderleri bahar gelmeden mülteci akışını durdurma paniği içindeler. Türkiye’nin sığınmacılar için güvenli bir ülke olduğunu söylemek apaçık bir bencillik ve hüsn-ü kuruntudan ibarettir – Türkiye güvenli değil ve bu anlaşma faydadan çok zarar getirebilir” dedi.

AB ve Türkiye, Kasım 2015’te oldukça tartışmalı bir anlaşma imzaladı. AB, Avrupa’ya doğru göç ve mülteci akışını engelleme girişimlerine karşılık Türkiye’ye 3 milyar Avro ve bir takım siyasi imtiyazlar verme taahhüdünde bulundu. AB, Türkiye’nin kendi kıyılarından ayrılan teknelere göz açtırmamasını istiyor; anlaşmanın yapıldığı günden bu yana bir günde ortalama 2,500 kişinin denizden geçiş yaptığı biliniyor. 3 milyar Avro’nun hali hazırda Türkiye’de bulunan 2 milyondan fazla Suriyeli mültecinin sağlık hizmetlerine, eğitime ve diğer temel hizmetlere daha iyi erişimini sağlamak için kullanılması gerekir.

İnsan Hakları İzleme Örgütü Türkiye’nin güvenli sığınma ülkesi sayılmak için gereken en temel iki şartı karşılamadığını söyledi. Mültecilere etkin koruma sağlamıyor ve sığınmacıları defalarca Suriye’ye geri ittiği biliniyor. 1951 Mülteci Sözleşmesi’ni onaylamasına rağmen Türkiye, mülteci statüsünü yalnızca Avrupalıların alabilmesine yol açan coğrafi kısıtlamayı uygulayan tek ülke konumunda.

Türkiye Suriyelilere karşı oldukça cömert davranarak 2 milyondan fazla mülteciye geçici koruma rejimi altında ev sahipliği yapsa da, Türkiye’deki Suriyeliler eğitim ve istihdama erişimde sürekli engellerle karşılaşıyor. Kısa süre önce Türkiye, geçici koruma altındaki Suriyelilere belli şartlar altında çalışma hakkı tanıdı. Aralarında Iraklı, Afgan ve İranlıların da olduğu diğer birçok mülteci ise Türkiye’de daha da az hukuki korumaya sahipler.

İnsan Hakları İzleme Örgütü, Türkiye’den başka ülkelere yeniden yerleştirilen mültecilerin sayısında kaydedilecek önemli bir artışın, kaçakçılara ve ölümcül deniz yolunun kullanılmasına güvenilir bir alternatif oluşturacağını söyledi. Ne var ki bu yönde geliştirilen farklı önerilerin hızı kesildi ve genel olarak bakıldığında, AB yeniden yerleştirme konusunda zaten kötü bir karneye sahip. AB hükümetlerinin 2015 yılında yaptıkları ve iki yıl içinde farklı bölgelerden 22,500 mülteciyi yeniden yerleştireceklerine dair taahhüt bağlamında Ocak 2016’ya kadar Avrupa’ya getirilen kişi sayısı ise 800’ü bulmadı.

AB-Türkiye zirvesi, AB ve batı Balkanların sınırlarındaki gerilimin iyice arttığı bir sırada gerçekleşiyor. Yaklaşık 11,000 sığınmacı ve göçmen ayrımcı sınır kısıtlamaları yüzünden Yunanistan-Makedonya sınırında engelleniyor. Daha binlercesi de, giderek derinleşen bir insani krizin ortasında, Atina’da ve Yunan adalarında mahsur kalmış durumda. Avrupa Komisyonu, 2 Mart’ta, gecikmiş ama olumlu bir adım olarak Yunanistan ve diğer ülkelere, önümüzdeki üç yıl için bu akışı yönetmelerine yardım etmek üzere 700 milyon Avroluk bir acil fon önerisinde bulundu.

2015’de 1 milyondan fazla göçmen ve sığınmacı AB sahillerine ulaşırken, 2016 yılında bugüne dek Akdeniz’i geçenlerin sayısı 130 bini aştı. Geçenlerin büyük çoğunluğu Ege Denizi’ni kullanarak Türkiye’den Yunanistan’a ulaştı. 1 Ocak’tan bugüne 400’den fazla kadın, erkek ve çocuğun Akdeniz’de boğuldukları veya kayıp oldukları bildirildi. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği, 2016 başından itibaren gelenlerin yüzde 90’ının dünyanın en çok mülteci üreten ülkeleri arasında üçünden, Suriye, Afganistan ve Irak’tan geldiğini kaydediyor.

“AB’nin dünya çapında bir liderlik, kolektif eylem ve mültecilerle dayanışma göstermesi gerektiğini” söyleyen Sunderland, “Mültecilere etkin koruma sağlamak amacıyla Türkiye gibi ülkelerdeki kapasiteyi arttırmak övgüye değer, uzun vadeli bir hedef, ancak küresel bir yer değiştirme krizinin ortasındayken sığınmacıları insani koşullarda ağırlamak ve iltica süreçlerini adil bir biçimde sürdürmek konusunda sorumluluğu paylaşmanın yerini tutacak bir adım değil” dedi.