Silahlı Çatışmalar Yüzünden Azınlıklar Kitlesel Olarak Yerlerinden Ediliyor
January 25, 2013
Dini mekanlara zarar verilmesinin mezhep çatışmasına dair endişeleri arttırdığını ve onbinlerce kişinin öldürüldüğü ülkede trajedinin boyutlarını büyüttüğünü. Eğer silahlı gruplar ibadethanelere saygılı davranmazsa, Suriye zengin kültürel ve dini çeşitliliğinden olacak. Her iki tarafın da liderleri bu tür mekanlara saldıranlardan hesap sorulacağı mesajını vermelidi
Sarah Leah Whitson,Orta Doğu direktörü

(New York) – İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch), Lazkiye ve İdlib vilayetlerindeki incelemelerini takiben yaptığı açıklamada, silahlı muhalif grupların 2012 Kasım ve Aralık aylarında Suriye’nin kuzeyinde, halkın farklı dinlere mensup olduğu bölgelerde bulunan dini mekanları kasten tahrip ettikleri izlenimi edindiklerini söyledi.  Silahlı bir muhalif grup İdlib vilayetinde Şiilere ait bir ibadethaneyi tahrip etti; Lazkiye vilayetinde ise Hristiyanlara ait iki kilise yağmalandı. Her üç vakada da, İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün incelediği deliller ve tanık ifadeleri, saldırıların bölgenin kontrolünün muhalefetin eline geçmesi ile birlikte hükümet güçlerinin bölgeyi terk etmesinin ardından gerçekleştiğini gösteriyor.

İnsan Hakları İzleme Örgütü, bazı muhalif liderlerin tüm Suriyelileri koruma sözü vermiş olmasına rağmen, muhalif güçlerin uygulamada azınlıklara ait ibadethanelere yönelik haksız saldırılar konusuna gereken önemi vermediğini belirtti. Ayrıca muhalefetin, yağmalama ve adam kaçırma gibi diğer suçlara karışan silahlı adamlarını dizginlemeyi de başaramadığını kaydeden İnsan Hakları İzleme Örgütü, silahlı muhalif grupların kendi denetimleri altındaki bölgelerde bulunan tüm dini mekanları korumalarını, yağma ve adam kaçırma gibi suçlar işleyen üyelerini disiplin altına almasını talep etti.

İnsan Hakları İzleme Örgütü daha önce de Suriye hükümet güçlerinin İdlib, Taftanaz’daki bir camiyi yakıp yıkarak tahrip ettiğini belgelemişti.

“Dini mekanlara zarar verilmesinin mezhep çatışmasına dair endişeleri arttırdığını ve onbinlerce kişinin öldürüldüğü ülkede trajedinin boyutlarını büyüttüğünü” söyleyen İnsan Hakları İzleme Örgütü Orta Doğu direktörü Sarah Leah Whitson, “Eğer silahlı gruplar ibadethanelere saygılı davranmazsa, Suriye zengin kültürel ve dini çeşitliliğinden olacak. Her iki tarafın da liderleri bu tür mekanlara saldıranlardan hesap sorulacağı mesajını vermelidir,” dedi.

Uluslararası insancıl hukuka göre, silahlı bir çatışmaya taraf olan tüm kesimlerin askeri amaçla kullanılmayan dini binalara kasten saldırmama sorumluluğu bulunmaktadır. Tarafların dini binalara veya kurumlara el koymaları, tahrip etmeleri ya da kasten zarar vermeleri ve önemli kültür varlıklarına yönelik hırsızlık, yağma veya vandalizme kalkışmaları yasaktır. Askeri hedef özelliği taşımayan dini mekanlara kasten saldırmak savaş suçudur.

İnsan Hakları İzleme Örgütü araştırmacıları, Lazkiye ve İdlib’in muhalefetin kontrolünde bulunan kırsal alanlarında, hem hükümet hem de muhalefet güçlerinin Sünni, Alevi, Hristiyan ve farklı mezheplerden nüfusun birlikte yaşadığı köylerde gerçekleştirdiği ihlallerle ilgili dört gün süren bir inceleme yürüttü. İnsan Hakları İzleme Örgütü üç köyde – Zarzur, Gassaniye ve Cedide – bölgenin silahlı muhalif grupların kontrolüne geçmesi ve hükümet güçlerinin bölgeyi terk etmesinden sonra dini azınlıklara ait mekanlara saldırıldığına dair kanıtlar elde etti.

Köy sakinleri İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne ayrıca, silahlı muhalefete mensup silahlı kişilerin köyü ele geçirdikten sonra bazı evleri yağmaladıklarını ve Gassaniye ve Cedide’de iki köylüyü kaçırdıklarını anlattı. İnsan Hakları İzleme Örgütü yağma ve kaçırma olaylarının dini saiklerle yapılıp yapılmadığını tespit etme imkanı bulamadı. Basında çıkan haberler de muhaliflerin kontrolü altındaki bölgelerde yağma ve Sünni halka yönelik adam kaçırma vakalarının yaşandığını belirtiyor.

Her üç köyde de dini azınlıklar ya hep birlikte bölgeden kaçmış ya da büyük gruplar halinde evlerini terk etmişlerdi. Büyük çoğunluğu Sünni olan ve az sayıda Şii nüfus bulunan Zarzur köyünün sakinleri, İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne, Şii komşularının  muhalif güçlerin misillemesine hedef olmaktan korktukları için kaçtıklarını, zira, kendi kanılarına göre,  bölgedeki Şiilerin hükümet güçlerini desteklediklerini anlattılar.

Köylüler algılanan bu desteğin, hükümet güçlerinin köyde bulundukları sırada Şii halka, iddiaya göre daha ayrıcalıklı şekilde muamele etmesinden  belli olduğunu söylediler. Lazkiye’ye bağlı iki Hristiyan köy olan Gassaniye ve Cedide’de köylüler, İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne komşularından birçoğunun insani yaşam koşulların ağırlığı ile bölgedeki silahlı muhalefet savaşçılarından duydukları endişe ve hükümet güçlerinin hava ve kara saldırılarından korkmaları nedeniyle kaçtıklarını anlattı.

İnsan Hakları İzleme Örgütü, çatışmanın tüm taraflarının sivil nüfusun evlerinde kalmasına izin verecek koşulları sağlaması gerektiğini belirtti. Suriye hükümeti sivillere yönelik hedefli ve gelişigüzel hava ve kara saldırılarını sona erdirmeli, muhalefet liderliği de dini azınlık mensupları dahil, idareleri altındaki bölgelerde bulunan tüm sivilleri her türlü misilleme saldırısından veya cürümden korumalıdır. Tüm taraflar denetimleri altındaki bölgelere insani yardımın ulaşmasını kolaylaştırmalıdır.

Zarzur Hüseyniyesi’ne Saldırı
İnsan Hakları İzleme Örgütü, muhalefet savaşçılarının 11 Aralık’ta Zarzur köyünün kontrolünü ele geçirmelerinin ardından yol açtığı, köydeki Şiilerin ibadethanesi olan hüseyniyeye kasten verilmiş olduğu izlenimini bırakan hasarı inceledi. İnsan Hakları İzleme Örgütü’yle konuşan bölgedeki muhalefet gücü savaşçıları, hüseyniyeye zarar verenlerin bölgeyi terk etmekte olan Suriye hükümet güçleri olduğunu söylediler ancak bölge sakinlerinden iki kişi silahlı muhaliflerin şehri ele geçirdiklerinde camiye ateş etmeye başladıklarını belirtti. İnsan Hakları İzleme Örgütü araştırmacılarının incelediği diğer deliller zararın kasten verildiğini gösteriyordu. Hüseyniyenin camları kırılmış, dua taşları yerlere saçılmış, iç duvarlardan ikisi alevlerin isiyle kararmış ve dini bir poster de asılı olduğu duvardan sökülüp alınmış, geride parçaları kalmıştı. İnsan Hakları İzleme Örgütü araştırmacıları binada ayrıca yakılmış posterler ve kağıtlardan arta kalanlar ile seccade olduğu anlaşılan yanmış kumaş parçaları gördüler. Yanık malzemelerin yerde birarada duruyor olması onların üstüste yığılarak kasten ateşe verildiğini gösteriyor.

12 Aralık günü YouTube’da yayınlanan hüseyniye önünde çekilmiş bir videoda  muhalif savaşçılar köyde zaferlerini kutlarken arkalarında gözüken camiide bir yangın olduğu görülüyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü bu videonun, verilen zararın hükümet güçlerinin bölgeyi terk etmesinin ardından kasten yapıldığı iddialarını desteklediğini belirtti. Videoda muhalefet gücü savaşçılarından olduğu anlaşılan bir erkek “Şiilerin ve Rafizilerin (Şiiler için kullanılan aşağılayıcı bir tanımlama) inlerinin yok edildiği"ni duyuruyor. Kendisini Amr bin Ma’ad Yakrib al-Zubaydi Tugayı mensubu olarak tanıtıyor. Videoda ayrıca caminin önündeki duvarda yer alan ve “Hayır, mezhep çatışmasına bin kere hayır” yazan bir grafiti de göze çarpıyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü araştırmacıları bir hafta sonra Zarzur’a gittiklerinde bu grafitinin üzerine başka bir şey yazılmıştı.

Köy ahalisinden biri İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne Suriye ordusunun köyde olduğu süre zarfında hüseyniye’yi kışla niyetine kullandığını söyledi. Ancak, kendisinin aktardığına göre, köyün Şiilerinin şikayeti üzerine ve muhalefetin saldırısından önce ordu binayı terk etmişti. Köy sakinlerinden ikisi, bunun ertesinde ordu mensubu bir keskin nişancının binanın damında kaldığını ama muhalefetin binaya saldırmasından önce çekildiğini anlattı. İnsan Hakları İzleme Örgütü caminin tepesinde, burada bir kesin nişancının konuşlandığı iddialarını destekleyen çok sayıda kum torbası bulunduğunu gördü.

İnsan Hakları İzleme Örgütü Suriye hükümetinin, muhalif güçler köyün kontrolünü ele geçirmeden önce, hüseyniyeyi askeri amaçla kullanmasını kınamaktadır. Bir çatışmanın taraflarından herhangi birinin, mecbur kalınan  askeri bir gereklilik olmadığı takdirde, bir halkın kültürel mirası açısından büyük öneme sahip varlıkları yıkıma ya da tahribata maruz bırakması muhtemel  amaçlarla  kullanması yasaktır. Ancak bu tür bir davranış, muhalefetin, artık askeri bir hedef olmaktan çıktıktan sonra hüseyniyeye kasten zarar vermeme yükümlülüğünü de ortadan kaldırmaz.
 

Gassaniye ve Cedide’deki Kiliselerin Yağmalanması

Bölge sakinleri İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne, Lazkiye vilayetinin Gassaniye ve Cedide köylerinin muhalefetin kontrolüne geçtmesinin ardından  “muhalefet adına" hareket eden silahlı savaşçıların bu köylerdeki Hristiyanlara ait kiliselere de girip hırsızlık yaptıklarını anlattı.

Cedideli bir köylü, İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne, silahlı muhalefetin 11 Aralık’ta köyün kontrolünü ele geçirmesinin ve hükümet güçlerinin kaçmasının ardından silahlı adamların köyün kilisesine zorla girerek hırsızlık yaptıklarını, içeride bir çok kere ateş etmeleri nedeniyle de yapıya zarar verdiklerini anlattı. İnsan Hakları İzleme Örgütü 18 Aralık’ta kiliseyi ziyaret etti ve kapıda zorla girildiğini gösteren izler ve kırılmış pencereleri gördü. Saldırıdan sonra, kiliseyi olası başka saldırılardan korumak için kapılar kaynaklanarak kapatılmıştı.

Köylü, muhalif güçlerin kilisenin bitişiğindeki rahiplerin dairesini, hükümet güçlerinin bulunduğu komşu bir köye ateş etmek için kullandıklarını söyledi. Bu süre zarfında rahibin dairesinin camları kırılmıştı. Görüşülen bu köylü İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne ayrıca, “muhalefet adına" hareket eden kişilerin kiliseye ait klinikten ilaç çaldıklarını, evleri yağmalayarak sivilleri kaçırdıklarını da anlattı.  2012 yazında, muhalif güçler henüz köyün kontrolünü ele geçirmeden önce gerçekleşen bir adam kaçırma vakasında, ailenin akrabalarını kurtarmak için üç milyon Suriye Poundu (yaklaşık 75.000 TL) ödediğini söyledi.

Bir Gassaniyelinin İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne anlattığına göre, “muhalefet adına" hareket eden silahlı adamlar, Kasım ayı sonlarında köye gelmelerinden sonra köyün kilisesine zorla girmiş ve içerideki benzin ve mazotu çalmışlardı. İnsan Hakları İzleme Örgütü 15 Aralık’ta kiliseyi ziyaret ettiğinde kapıların zorla açılmış olduğunu gördü. Bir haç yerde duruyordu, ancak bunun dışında kilisede görünür bir hasar yoktu.

Bu kişi İnsan Hakları İzleme Örgütü'ne ayrıca, muhalif güçlerin evleri yağmalayarak bir kişiyi kaçırdıklarını ve bu kaçırılan köylünün hala kayıp olduğunu söyledi. Muhalif güçler köyün kontrolünü ele geçirdikten sonra, yerel muhalif gruptan iki kişinin, kendisinin de şahsen tanıdığı bir sivili evinden kaçırdıklarını anlattı. Ailenin fidyecilerle konuşarak akrabalarının serbest bırakılması için verdikleri çabalara rağmen, bu kişi 15 Aralık itibariyle hala serbest bırakılmamıştı.

Ne var ki İnsan Hakları İzleme Örgütü’yle konuşan kişi, köy halkının birçok muhalif savaşçıyla ilişkisinin iyi olduğunu söyledi. İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün köyde konuştuğu silahlı muhalif savaşçılar, kiliseye yapılan saldırıdan kendilerinin sorumlu olmadığı konusunda ısrar ettiler.

İnsan Hakları İzleme Örgütü, her ne kadar kiliselere zorla girilmesinin sebebinin dini bir saldırıdan çok hırsızlık amacını taşıma ihtimali olsa da, muhalif savaşçıların kendi kontrolleri altındaki bölgelerde bulunan dini mekanları bilerek yapılan zarar ve hırsızlığa karşı koruma sorumluluğu olduğunu belirtti.

Whitson “Suriye muhalefeti azınlık haklarını koruyacaklarına ilişkin iddialarını, ibadethaneleri koruyarak ve daha genel anlamda adlarına hareket eden silahlı kişilerin sivillere ve sivil mülke saygılı dayranmalarını sağlayarak desteklemelidir” dedi.

 

More reporting on: