Habibullah Lafifi’nin 26 Haziran’da idamına karar verildi.
December 26, 2010
Latifi'nin yakalanması, gözaltına alınması ve mahkum edilmesi sürecindeki koşullar, İranlı yetkililerin Latifi'nin temel haklarını ihlal ettiğini düşündürtüyor. Daha önceki çok sayıda güvenlik davasında olduğu gibi Latifi'ye de istihbarat ajanları işkence yapmış ve mahkeme de aleyhinde ikna edici delil olmaksızın ölüm cezası vermiştir. İran yargısının başkanı bu idam emrini derhal iptal etmelidir.
Joe Stork, İnsan Hakları izleme Örgütü Orta Doğu direktör vekili

Güncelleme: 26 Aralık 2010

26 Aralık 2010 günü, sabahın erken saatlerinde Sanandaj cezaevi baş müdürü, hapishane kapısı önünde toplanmış yüzlerce kişiye Habibullah Latifi'nin idamının durdurulduğunu bildirdi. Aynı gün daha geç saatlerde İranlı yetkililer Latifi'nin cezasının davası yeniden gözden geçirilinceye kadar askıya alındığını duyurdu. Ailesinden Latifi'yi görmesine izin verilen birkaç kişi Latifi'nin sağ ve esen olduğunu doğruladı.

Medyada çıkan haberlere göre, aynı günün ilerleyen saatlerinde güvenlik güçleri Latifi'nin ailesinin evine baskın yaparak babası ve kardeşlerinden bazıları dahil olmak üzere akrabalarının bir bölümünü gözaltına aldı. Neden gözaltına alındıklarına dair herhangi bir gerekçe bildirilmedi ancak yetkililerin aileyi Latifi'nin idam edileceği bilgisini yaygınlaştırdıkları için hedef aldığına inanılıyor.

İnsan Hakları İzleme Örgütü Latifi'nin esenliğiyle ilgili hala kaygı duymakta ve yetkililere, davasının yeniden incelenmesi sırasında güvenliğinin sağlanması için çağrıda bulunmaktadır. Ayrıca Latifi'nin aile bireyleri de derhal ve koşulsuz olarak serbest bırakılmalıdır.

 

(New York) - İnsan Hakları İzleme Örgütü, İran yargısına bugün yaptığı bir çağrıyla adil olmayan bir yargılama sonucu mahkum edilen bir Kürt öğrencinin ölüm cezasının derhal iptal edilmesini talep etti. Yetkililer bir kaç gün önce Habibullah Latifi'nin avukatına, Latifi'nin 26 Aralık 2010 sabahı Kürdistan bölgesindeki Sanandaj cezaevinde asılacağını bildirmişti.

Güvenlik güçleri 23 Ekim 2007 günü İran'ın batısındaki İlam eyaletinde bulunan Azad Üniversitesi'nde hukuk öğrencisi olan Latifi'yi, "devrim-karşıtı" gruplar adına yaptığı iddia edilen faaliyetleri nedeniyle tutukladı. Yerel istihbarat birimlerince gözaltına alınarak dört saatten fazla sorgulanan Latifi daha sonra Sanandaj cezaevine nakledildi. Medyada yer alan haberlere göre Latifi'nin ailesi ve ailesine yakın kaynaklar istihbarat ajanlarının sorgu sırasında Latifi'ye işkence yaptığını iddia etmiştir.

İnsan Hakları İzleme Örgütü Orta Doğu vekil direktörü Joe Stork, "Latifi'nin yakalanması, gözaltına alınması ve mahkum edilmesi sürecindeki koşulların, İranlı yetkililerin Latifi'nin temel haklarını ihlal ettiğini düşündürttüğünü" söyleyerek, "Daha önceki çok sayıda güvenlik davasında olduğu gibi istihbarat ajanları Latifi'ye de işkence yapmış ve mahkeme de aleyhinde ikna edici delil olmaksızın ölüm cezası vermiştir. İran yargısı başkanı bu idam emrini derhal iptal etmelidir" dedi.

Yargılama sırasında hükümet Latifi'nin bir savcıya suikast girişimi ve Kürdistan bölgesindeki bir polis karakoluna yapılan saldırı gibi birçok terör eylemine karıştığını iddia etti. Basında yer alan haberlere göre, mahkeme Latifi'yi, aleyhindeki tek kanıt olarak yakalanmasından önceki bir tarihte Sanandaj'daki bir ses bombasının patlamasıyla ilgili fotoğraf ve video görüntüleri bulundurmasına dayanarak terör eylemlerine karışmak ve silahlı muhalif örgüt üyeliğinden suçlu buldu. Sanandaj'daki Devrim Mahkemesi Birinci Şubesi 2008'de Latifi'yi muharebeden (Allah'a düşmanlık) ve güvenlikle ilgili başka suçlardan suçlu bularak idama mahkum etti. Temyiz mahkemesi de kararı onadı.

İran ceza kanununun 186 ve 190-191. Maddeleri uyarınca devlete karşı silahlanan ya da devlete karşı silahlanmış bir örgütün üyesi olan kişiler muharebeden suçlu bulunabilir ve ölüm cezasına çarptırılabilirler. Latifi muharebe dahil güvenlikle ilgili çeşitli suçlara bağlantılı olarak idama mahkum edilen ve infaz bekleyen en az 16 Kürtten biri.

İnsan Hakları İzleme Örgütü İran güvenlik güçlerinin güvenlikle ilgili davalarda itiraf elde edebilmek için işkence dahil fiziksel ve psikolojik zor kullandığına ve mahkemelerin de, savcıların sanığın suçlu olduğuna dair somut delil sunamamasına rağmen, sanıkları muharebe suçundan mahkum ettiğine dair birçok vaka belgelemiştir. Mayıs 2010'da dördü Kürt kökenli olan beş mahkumun muharebe suçuyla idam edilmesinin ardından İnsan Hakları İzleme Örgütü yargılama öncesi ve sonrasında işkence ve kötü muamele ile ciddi adil yargılama ihlalleri yapılmasını eleştirmiş ve tüm idamlar için moratoryum ilan edilmesi için çağrıda bulunmuştu.

Geçtiğimiz yıl militan gruplar yoğun olarak Kürt nüfusun yaşadığı bölgelerde ve Sistan-Belucistan eyaletinde çok sayıda sivilin ölmesiyle sonuçlanan eylemler yaptı. Son olarak 15 Aralık'ta Çabahar şehrinde bir intihar bombacısının saldırısı sırasında aralarında Aşure törenleri kapsamında yas tutmakta olan Şiilerin de bulunduğu en az 39 kişi öldü. Eylül ayında ise ülkenin kuzey batısındaki Batı Azerbaycan bölgesinde Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı Mahabad kentinde patlayan bir bomba sonucu en az 12 kişi hayatını kaybetti.

Stork, "Silahlı grupların sivilere yönelik her türlü saldırısını kınıyoruz. Ama İranlı yetkililer bu suçları işkence, kötü muamele ve adil olmayan yargılamalar için bir gerekçe olarak kullanamaz" dedi.

Verilere ulaşılabilen son yıl olan 2009 yılında yetkililer 388 mahkumu idam etti. Bu sayı Çin hariç diğer tüm ülkelerden daha yüksek. Kasım 2009'dan bu yana ise silahlı gruplarla bağlantıları oldukları iddiasıyla muharebe suçundan mahkum edilen en az dokuz siyasi muhalif idam edildi.

İnsan Hakları İzleme Örgütü insanlık dışı ve zalimane olması sebebiyle ölüm cezasına her koşulda karşıdır.