Göstericilere Kötü Muamele Yapanları Tespit Edebilmek için Polis Numaralı Kask Kullanmalıdır
April 30, 2009
Polis şiddeti ve faillerden hesap sorulmaması sadece İstanbul’daki 1 Mayıs gösterilerinde değil, başta güneydoğuda olmak üzere Türkiye’nin diğer büyük illerinde de devam ediyor.
İnsan Hakları İzleme Örgütü Türkiye araştırmacısı Emma Sinclair-Webb

(İstanbul) - İnsan Hakları İzleme Örgütü bugün yaptığı açıklamada 1 Mayıs 2009 Uluslararası Emekçiler Günü'nde, polisin 2007 ve 2008'de göstericilere yönelik kötü muamele uygulamalarının tekrarlanmaması için Türk yetkililerin önleyici tedbirler alması gerektiğini söyledi.

İnsan Hakları İzleme Örgütü, Emniyet Genel Müdürü'ne gönderdiği mektupta  Türkiye'de 1 Mayıs gösterilerinin yapılacağı her yerde görev yapacak bütün polislerin kolaylıkla görülebilecek şekilde numaralanmış kask takmaları gerektiğinin altını çizdi ve bunun, göstericilere karşı keyfi ve aşırı güç kullanan kolluk görevlilerini teşhis edebilmek için Haziran 2008'de açıklanan bir uygulama olduğunu hatırlattı. Geçmiş yıllarda bu tür ihlallere karışmış memurların teşhis edilememesi adli takibat yürütmenin önünde önemli bir engel oluşturmuştur.

İnsan Hakları İzleme Örgütü Türkiye araştırmacısı Emma Sinclair-Webb "geçen yılki 1 Mayıs gösterileri sırasındaki dehşet verici görüntülere rağmen, bu yıl İstanbul'da görev yapacak polislere numaralı kask verilmeyebileceğini öğrendik. Ancak, kötü muamele yapanlar, bunun hala yanlarına kar kalacağına inanırlarsa tutumlarını değiştirmeyeceklerdir" dedi.

2007 ve 2008 1 Mayıs gösterileri sırasındaki polisin tutumu Türkiye'deki insan hakları örgütlerince eleştirilmiş ve Avrupa Komisyonu da 2007 ve 2008 Türkiye raporlarında konuyla ilgili kaygılarını dile getirmişti.

İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün 2008 yılı Aralık ayında yayınladığı "Adalete Karşı Safları Sıklaştırmak: Türkiye'deki Polis Şiddetiyle Mücadele Önündeki Engeller"  raporunda İstanbul'daki 1 Mayıs olayları sırasında polisin kötü muamelesine uğradıkları gerekçesiyle savcılığa suç duyurusunda bulunan kişilerle yapılan görüşmeler de yer almaktadır. Raporda ayrıca polisin aynı gün DİSK İstanbul İl binası önünde toplanan göstericileri şiddet kullanarak dağıtması ve DİSK ofislerine defalarca saldırması ile kaygılar dile getirilmektedir. Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) İstanbul İl binasında toplanan göstericiler de polisin kötü muamelesine maruz kalmıştır. Her iki olayla ilgili yapılan video çekimleri polisin kötü muamelesini kanıtlamaktadır.

1 Mayıs 2008 günü bir göstericinin başını tekmelediği için aleyhinde açılan davanın başlamasını bekleyen bir polis memuru hakkında yürütülen adli takibat dışında 2007 ve 2008 yıllarındaki olaylarla ilgili diğer hiçbir soruşturmada ilerleme sağlanamamış ve bu soruşturmalardan bazıları kapanmıştır.

Olaylara karışan Çevik Kuvvet memurları hakkında savcıların takipsizlik kararlarının ya da polis ve İçişleri Bakanlığı müfettişlerinin disiplin cezası vermeme kararlarının çoğu faillerin sicil numarasız üniforma ve maske kullanmaları yüzünden kimliğinin tespit edilememesi gerekçesine dayandırılmıştır. Diğer vakalarda ise polis ve üst düzey görevlilerin soruşturulmasına dair yasaların gerektirdiği izin yetkililer tarafından verilmemiştir.

Sinclair-Webb, "Polisin göstericilere karşı aşırı güç kullanması ve kötü muamele yapması Türkiye'nin ciddi bir sorunu olmaya devam ediyor. Bu ihlaller nedeniyle polisten hesap sorulmaması ise yaygın bir mesele" dedi.

İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün raporunda ayrıca Van'da 22 Mart 2008 Newroz/Nevruz kutlamaları sırasında yapılan gösterilerde polisin göstericilere kötü muamelesi de belgelenmektedir. Silah kullanılması sonucunda bu gösteriler sırasında Van'da iki kişi hayatını kaybetmişti.

 "Van'daki 2008 Newroz gösterileri sırasındaki silahla öldürme ve polisin kötü muamele ihlallerinin üstünden bir yıl geçmesine rağmen soruşturmalarda herhangi bir ilerleme kaydedilmediğini" söyleyen Sinclair-Webb, "Polis şiddeti ve faillerden hesap sorulmaması sadece İstanbul'daki 1 Mayıs gösterilerinde değil, başta güneydoğuda olmak üzere Türkiye'nin diğer büyük illerinde de devam ediyor" dedi.

Halkın büyük tepkisine yol açan son olay 23 Nisan günü Hakkari'deki bir gösteri sırasında yaşandı. Televizyon kanalları kar maskeli bir Özel Tim polis memurunun 14 yaşındaki bir çocuğu başına tüfek dipçiğiyle vurarak ve tekmeleyerek dövmesini yayınladı. İnsan Hakları İzleme Örgütü polis memurunun açığa alındığını ve hakkında soruşturma başlatıldığını öğrendi.

İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün Aralık 2008 tarihinde yayınladığı raporda polis şiddetiyle mücadele için Türk hükümetine ayrıntılı tavsiyelerde bulunmuştur. Gösterilerle ilgili tavsiyeler arasında şunlar bulunmaktadır:

  • Polisin görevini kötüye kullandığı hallerde, zaman kaybetmeden ve zanlıların kovuşturulmasını hedefleyen soruşturmaları yürütme yetkisine sahip etkin bir bağımsız polis şikayet biriminin kurulması;
  • Ölümcül güç kullanımının son çare olarak ve yalnızca gerektiğinde hayat kurtarmak için kullanılabileceğinin yasalarda net olarak ifade edilmesi;
  • Biber ve gözyaşı gazlarının kullanımının sıkı biçimde denetlenmesi ve aşırı, keyfi ya da kötüye kullanma olayları bildirildiğinde zaman geçirmeden bağımsız ve kapsamlı inceleme başlatılması;
  • Polisin insan hakları ihlallerine karışması hallerinde amirlerinin soruşturulması;
  • Ağır ihlallerden sorumlu kolluk görevlilerine disiplin cezası verilmesi.